Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 4:19 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Zuhurî
İletiTarih: Per Eyl 27, 2007 4:37 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Tem 02, 2006 11:48 am
İleti: 1526
Konum: artvin
Sorman arkadaşlar garip halimden
Ömrümü gurbette bitirdim geldim
Şeyda gibi ayrı düştüm gülümden
Beraber her gamı getirdim geldim



Asıl adı Tevfik Bozkurt olan Zuhurî, Âşık İznî’nin oğludur. Annesi Hayriye Hanımdır. 12 Nisan 1887 tarihinde Zor (Esenyaka) köyünde doğdu.

15 yaşlarında iken şiir söylemeye başlayan Zuhurî, akranı Huzurî ile birlikte Mataracı Abdülaziz Ağa’dan saz dersleri aldı.

Huzurî ile birlikte dört yıldan fazla bir süre sazlarıyla birlikte uzak yerlere seyahate çıktılar. 1910-1914 yıllarında yaptıkları bu seyahatte Artvin, Murgul, Ardanuç, Ardahan, Batum, Ahılkelek, Ahıska ve Kırım’ı dolaştılar.

Birinci Dünya Savaşına kadar köyünde kalan Zuhurî, bu savaşın ikinci yılında Rus ordularının Artvin ve Erzurum’a gelmesi üzerine ailesi ile birlikte Merzifon’a göç ederek, buraya yerleşti. Hayatının son 43 yılını Merzifon’da geçiren Zuhurî, son 15 yılında da Merzifon’un değişik köylerinde imamlık yaptı. En son Türnük köyü imamı iken orada 21 Mart 1949 tarihinde vefat etti. Dördü erkek, biri kız beş çocuk sahibi idi.

Merzifon’da iken 1931, 1939 ve 1948 yıllarında üç kez köyüne gelerek hasret giderdi.

Artvin’de Huzurî’nin de hazır bulunduğu bir mecliste Bardızlı Âşık Nihanî ile, Berta Köprü başındaki hanlarda Ardanuçlu Niyazî ile, ayrıca Huzurî ve Huzurî’nin babası Keşfî ile karşılıklı olarak saz eşliğinde uzun karşılaşmalar yaptı. Kusurî mahlaslı bir âşıkla da karşılaşan Zuhurî’nin karşılaşmaları “mat etme-bağlama” türünden değil, sohbet havasında yapılmış tekellümlerdir. Fakat bu karşılaşmalarından günümüze bir dörtlük dahi ulaşmadı.

Zuhurî’nin şiirleri kendi el yazısı ile 96 sayfalık bir defterde toplu olarak bulunmaktadır.

Hayatı geçim sıkıntısı ve türlü çilelerle geçen Zuhurî, Merzifon’da iken babası İznî’yi de kaybedince büsbütün üzüntüye kapılır. Babası İznî’nin ölümünden sonra 1931 yılında köyüne geldiğinde hem babasını yitirmenin üzüntüsünü hem de gurbet ellerde çektiklerini köy halkına anlatmak için şu koşmayı söyler:




KOŞMA [1]

Sorman arkadaşlar garip halimden
Ömrümü gurbette bitirdim geldim
Şeyda gibi ayrı düştüm gülümden
Beraber her gamı getirdim geldim

Neler çektim neler gurbet elinde
Çileler doldurdum viran çölünde
Garip kuşlar gibi eller dalında
Yüz bin mihnet ile oturdum geldim

Dertlidir Zuhurî mey doldur saki
Değilmiş bu dünya kimseye baki
Benden mahşere dek gitmez merakı
İznî’yi gurbette yitirdim geldim.


KOŞMA [2]

Gördüğün dilberin düşme peşine
Her dilbere meyil verilmez gönül
Verdiğin emekler gider boşuna
Her bağa destursuz girilmez gönül

Her gördüğün yârin sözüne kanma
Yazıktır, yok yere ateşe yanma
Elimle kırarım, sararım sanma
Her mızrağa yumruk vurulmaz gönül

Zuhurî’yim, ilden ile sürüldüm
Bulanıktım, aka aka duruldum
Takatim yok, fena halde yoruldum
Usanmaz, uslanmaz, yorulmaz gönül.


KOŞMA

Biz bezm-i elestte aşk şarabını
Doldurttuk, boşalttık, içtik de geldik
Anladık, öğrendik her hesabını
Boyumuza ölçtük, biçtik de geldik

Yanar haşre kadar sönmez nârımız
Yanmaktır her nefes kisb-ü kârımız
Aşktır bizim devletimiz, varımız
Gayri mâsivadan geçtik de geldik

Zuhurî dideler doldu ab ile
Mest-ü huşyar olduk aşk şarabile
Deldik bağrımızı aşk mızrabile
Biz o yaraları açtık da geldik.


YOK

Aradım taradım, sordum öğrendim
Yaralarım iy’edecek merhem yok
Ben bunların hepisinden iğrendim
Ehl-i dilde neşe veren bir dem yok

Gözlerimle gördüklerim düş çıktı
Baharım yok, yaz günlerim kış çıktı
Her neye sarıldım, elim boş çıktı
Bana bir gün yâr olacak hemdem yok

Zuhurî ayık ol, daldırma hâba
Sensin seni sokan böyle azaba
Yazma, çektiklerim gelmez hesaba
Bu hesabı bildirecek rakam yok.


DAVACI DESTANI

Sana senden böyle şikâyetim var
Oku arzuhalim ey ulu Mevlâ
Sen dersin: Bî-garaz adaletim var
Çünkü dersin: Benim Hâkim-i Kübra

Evet ben de sözlerine inandım
Şüphesiz doğrudur dediğin, kandım
Bulamadım başka kapı, dolandım
Onun için açtım seninle dava

Çağır sor ne imiş davamdan beni
Senden sana şekva ederim seni
Eğer yanılırsam affet nedir, ni?
Lütfeyle, âleme eyleme rüsva

Senin ettiğini ben etsem sana
Çekip bir sorguya sorarsın bana
Razıyım her ne hükm edersen ona
Haklıysam, hakkımı etmeli icra

Şimdi sana birçok diyeceğim var
Suçum yok, olsa da eylemem inkâr
Bütün kalptekini eyliyem izhar
Mutlak bir hâkime olur mu ihfa?

Biz senden bu sene istedik rahmet
Yalvardık, yakardık, eyledik minnet
Biz rahmet istedik, sen verdin zahmet
Ne idi bundaki hikmetin ayâ?

Böyle mi gidiyor merhamet yolu?
Kırdın, budak ettin açılan kolu
Rahmet isteyene verirsin dolu
Bu mudur övdüğün rahmet-i derya?

Çalıştım durmadan, ter kan içinde
Diktim yetiştirdim bostan içinde
Sen buyurmadın mı Furkan içinde?
“Leyse-lil-insane illâ mâ se’a”

Minnet etmeyeyim diye ellere
Çalıştım, emeğimi gitti yellere
Yeşil kuzularım* kattın sellere
Bunca emeklerim eyledin imha

Bir darb-ı mesel var öteden beri
Biri yetmez ikincisi biberi
Tuzu noksan kaldı korkarım geri
Şimdi üçüncüye gelirse sıra

Böyle midir senin adlin Yaradan?
Ben bu işi başarayım nereden?
İşin varsa kazanayım kiradan
Arabacılığa gel eyle inha

Ben tohumu aldım ektim devletten
Bana ne verdinse söyle kudretten
Utanırım borçlu kalır milletten
Mahsul ver, borcumu eyliyem eda

Bilirim merhamet ummanısın sen
Umum dertlilerin dermanısın sen
Bütün sultanların sultanısın sen
Affeyle günahım ey Gani Huda

Ağlar şeyda gibi, sus desen susmaz
Kâm ister lütfundan umudun kesmez
Kovunca kapından darılmaz küsmez
Öyle bir davacı Zuhurî geda. DESTAN

Elaman efendi oynak feleğin
Elinden çektiğim gelmez hesaba
Aytı yok üstü yok şu boş küleğin
Doldurdum boşalttım çok kabdan kaba

Bir kimse bulunmaz böyle gidişte
Durmadım çalıştım yağmurda kışta
Bir fayda görmedim yaptığım işte
Tedbirimde noksan mı var acaba?

Yol yaptım yurdumda bir yıl iki mah
Dedim işte buldum hayırlı bir râh
Müteahhit verdi bana bir külâh
Bana kaldı bir külüstür araba

Verdim mahkemeye çıkmadı ucu
Bilemedim bunda kimin var suçu
Fakirin zengine yeter mi gücü?
Bu fikirde yaşar isen merhaba!

Baktım bu işlerde kalmadı ekmek
Fakire acıyan bulunmaz bir tek
Hatırıma geldi bir tütün ekmek
Onu da inhisar* soktu dolaba

Pancar ektim para kazanak deyi
Çoluk çocuk giyip bezenek deyi
Bu yıl olsun biraz düzelek deyi
Aldı icra, saydı köhne hesaba

Sen kanbur feleğin işine iy bak
Göremezsen billur gözlüğünü tak
Hiçbirinden çıkamadım yüzü ak
Hayatımda başım soktum çok kaba

Şaştım kaldım, bir gidecek yolum yok
Arıyorum fakat satlık ölüm yok
Çalışırım, yine elde pulum yok
Ne vereyim ekmekçiye, kasaba?

Mukaddermiş bunlar sözüme kızma
Eski masal derler değildir düzme
Eller giyer potin lastikle çizme
Biz hasret kalmışız çarık çoraba

Bir zaman bekledim viran bir hamam
Dedim belki olur çilemiz tamam
Olmadı, bir köyde durduk biz imam
Yıkandık, tarandık geçtik mihraba

Şu bizim kazada kalmadı boş yer
Refah yok bir nefes, hep elem keder
......................
Gayri girip saklanmalı türaba.



ATATÜRK’E AĞIT [3]

Ne acılı bir gün ne sisli matem
Acıtır yüzümü sarıyor Ata’m
Ciğerimden kanlar, gözlerimden nem
Akıyor sel gibi, yürüyor Ata’m

Giydi matem donu yıldız ile mah
Var mıdır bir kimse ah etmesin ah?
Gün yüzüne perde çekmiş simsiyah
Radyo bu haberi veriyor Ata’m

Ağlamaz bir göz yok, bakanda hephun
İl, ilçe, köy halkı kâmilen mahzun
Bir ben mi, on yedi miliyon halkın
Ciğeri köz gibi yanıyor Ata’m

Bu haber dünyada doldu her yere
Ol ulu baş derler girdi mi yere?
Gök, güneş, ay, yıldız, dağ, tepe, dere
Seni birbirinden soruyor Ata’m

Çaresiz dünyada beyhude zârı
O mukaddes ruh etti mi kararı?
Ona öz bağrında yaptı mezarı
Her Türk’ün kalbinde duruyor Ata’m

Bin bir hisse aldık her rumuzundan
And içmişiz dönen olmaz sözünden
Ölene kadar gideceğiz izinden
Ulusun çığırda yürüyor Ata’m

Taze bir çiçektin on beş çağında
Mozoleye gittin el kucağında
Oturmuş kalbimin bir köşesinde
Beni her gün her ar görüyor Ata’m

Girmişsin kalbine meğer herkesin
Çin ile Japon’un, Alman’la Rus’un
Bütün şarkta, garpta senin gür sesin
Bizi her tufandan koruyor Ata’m

Tezerru eylerim senden ey Huda’m
Ona sen lütfunla eyleme cüdam
O mübarek ruha tazimle selâm
Zuhurî baş eğip eğilir Ata’m.

_________________
Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: