Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 2:28 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: RUHSATÎ
İletiTarih: Pzr Şub 24, 2008 8:58 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 22, 2006 10:32 am
İleti: 1260
Konum: İzmir
RUHSATÎ (1835 - 1911-1918 ?)

Ruhsatî, Sivas'ın Kangal ilçesinin Deliktaş bucağında yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1835 yılında doğmuştur. 1911 yılında gene köyünde ölmüştür. Asıl adı Mustafa'dır. "Ruhsatî" mahlâsından önce, sırasıyla "İcadî", "Cehdî" mahlâslarıyla da şiirler söylemiştir. Ancak ününü, etkisini "Ruhsatî" mahlâsıyla söylediği şiirlerde göstermiştir. 16 yaşına dek köyünde kalmış, Kusurî'nin saz çıraklığını yapmış, Feryadî'den okuma yazma öğrenmiştir. Bektaşî olmuştur. Ruhsatî dört kez evlenmiş ve 23 çocuğu olmuştur. Aşık Minhacî, en yetişkin oğluyken, ölümünü görme şanssızlığına uğramıştır.

Ruhsatî’nin şiirleri incelendiğinde en çok Karacaoğlan’ın etkisinde kaldığı görülür. Bilhassa beşeri aşk konulu deyişlerinde, bu etki daha fazladır.

XVII. yüzyılın güçlü temsilcilerinden Âşık Ömer ve Gevherî’nin de Ruhsatî’de etkisi görülür. Bilhassa “divan”larında Âşık Ömer’in etkisi daha belirgindir. Ayrıca Ruhsatî, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet Üstadım Dadaloğlu gibi âşıklarla, çağdışı âşıklardan Dertli ve Seyranî’nin de etkisinde kalmıştır.
Ruhsatî’den etkilenen âşıkların başında oğlu Minhacî gelir. Öyleki halk, çoğu zaman ikisinin şiirini birbirine karıştırır olmuştur. Her ikisinin şiiri de dil, üslup ve konu bakımından oldukça benzerlik gösterir. Ancak Minhacî’nin şiirlerinde daha yanık ve daha içli bir eda hâkimdir.

Minhacî’den başka Meslekî, Zakirî (Noksanî), Emsalî ve Tabibî gibi âşıklar da Ruhsatî’den etkilenmişlerdir. Ayrıca Bekir Kılıç, Ehramî, Gafilî, Hamza, Hitabî, İsmetî, Kelamî, Kenanî, Memiş Eroğlu, Muzaffer, Nedimî ve Zakir gibi günümüz şairlerinin âşık olmalarında Ruhsatî’nin şiirlerinin etkisi olmuştur. Bu etkilenmede asıl sebep, onların Ruhsatî’yi usta kabul etmeleridir. Sözünü ettiğimiz âşıklar, pek çok şiirlerinde Ruhsatî’nin işlediği konuları işlemişler, aynı kafiyeyi kullanmışlardır.

Çeşitli işlerle uğraşmıştır. Bir yandan Anadolu'da sazıyla dolaşmış, şiir söylemiş, duvarcılık, değirmencilik yapmıştır. Âşık Meslekî ile birlikte köy köy dolaşmıştır.

Ruhsatî, bir Bektaşî dervişidir. Tasavvufla ilgili şiirlerin yanısıra, biçimsel yalınlık, söyleyiş ustalığı, geleneksel halk şiiri geleneğini koruyarak söylediği koşmalarla büyük ün kazanmıştır. Toplumsal olaylar karşısında taşlamacı, iğneleyici dizeleri, şiirleri özellikle dikkati çekiyor. Saz şiiri geleneğini bozmadan, saflığını yitirmeden tasavvufî özelliklerini de terk etmeden; çileli geçmiş yaşamına karşın toplumsal taşlamacılığını devam ettirmiş, hem çağının hem de halk şiirimizin önde gelen sayılı ustalarından biridir.

Aruzla şiir söyleme denemesi de yapan Ruhsatî bu tarzda pek başarılı olamamıştır.

Ruhsatî’yi Türk edebiyat dünyasına Eflatun Cem Güney 1958 yılında yazdığı kitapla tanıtmıştır.
(Ruhsati (Hayatı ve Şiirleri) Eflatun Cem Güney, Çetin Eflatun Güney, 1963, 216 S., İstanbul Maarif Kitaphanesi, Halk Şairleri Serisi: 11)


Bir Vakte Erdi ki Bizim Günümüz

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil

Fark eyledik âhır vaktin yittiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeter soyar gücü yettiğin
Papak belli değil börk belli değil

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil

Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor festen
Harabe yüz tuttu bezm-i gülistan
Yayla belli değil yurt belli değil

Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Ruhsatî de dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil


Daha Senden Gayrı Âşık mı Yoktur

Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın ey deli gönül
Hele düşün devr-i Adem'den beri
Neler gelmiş geçmiş say deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elim ermez gidem kisb ü kârime
Kendi bildiğine doğrudur deme
Gel iki adama uy deli gönül

Şu yalan dünyadan ümidini üz
İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz
Hanen mezaristan malın bir top bez
Daha doymadıysan doy deli gönül

Baktım iki kişi mezar eşiyor
Gam kasavet geldi boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu rüyayı yoy deli gönül

Birgün bindirirler ölüm atına
Yarın iletirler Hakk'ın katına
Topraklar susamış adam etine
Hep ağzımı açmış hey deli gönül

Mevlâm kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
RUHSATÎ dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül


Daha fazlası için aşağıdaki linke tıklayınız.

http://www.siirdefteri.com/?sayfa=sair& ... ir=Ruhsati


Kaynaklar:

http://www.osmanlimedeniyeti.com

http://www.pirbab.com

http://www.sivas.gov.tr


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: