Sistem saati: Çar Tem 09, 2008 3:04 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Ruhi Su
İletiTarih: Pzr Oca 22, 2006 5:49 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Oca 17, 2006 11:01 pm
İleti: 3599
Konum: Ankara
Mehmet Ruhi Su

Resim

1912'de Van'da doÄŸdu. Hiç tanımadığı anne ve babasını Ermeni Tehciri sırasında kaybettiÄŸi biliniyor. ÇocukluÄŸunu yanlarına verildiÄŸi yoksul bir aile ve öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul'da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na girmeyi baÅŸardı. 1935’de CumhurbaÅŸkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservatuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı, bir süre radyoda türkü söyledi.

Resim

Ruhi Su-Sadun Aren-Timur Selçuk

Resim

“Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi”


Çarpık düzen ve bununla birlikte halk kültürünün yozlaÅŸmaya yüztuttuÄŸu bir dönemde bütün zorlukları göze alarak geçmiÅŸin direncini taşıyan kültür mirasını sahiplenen ilk isimdir Ruhi Su. Halkıyla bütünleÅŸmek, sanatçı yönüyle toplumsal sorunlara karşı bilinç uyandırmak adına çıktığı bu zorlu yolda kendisine ödetilen bedel baskı ve yıldırmalarla geçen koca bir yaÅŸam olmasına raÄŸmen çok iyi bildiÄŸi ve geliÅŸtirmeyi baÅŸardığı geçmiÅŸten aldığı direniÅŸ geleneÄŸi onurlu duruÅŸundan hiç ödün vermemesini saÄŸladı. Aramızdan ayrıldığı 20 Eylül 1985’ten bugüne tam uzun yıllar geçti…

Muhalif müziÄŸin sesi 1960’larda yükselir. KöroÄŸlu, Pir Sultan, DadaloÄŸlu gibi ozanlara dayanan muhalif halk müziÄŸi geleneÄŸi o yıllarda yeniden etkinliÄŸini Ruhi Su sayesinde sürdürür. Dünya müziÄŸi ve geleneksel halk müziÄŸi arasında bir köprü kurma misyonunu baÅŸarıyla yüklenen usta ozan sergilediÄŸi devrimci duruÅŸuyla da tıpkı Pir Sultan gibi, DadaloÄŸlu ve KöroÄŸlu gibi egemenlerin hedefi olur.

1951 yılında tutuklanıp aylarca iÅŸkenceler görür. Tam 5 yıl deÄŸiÅŸik hapishanelerde tutsak edilir. Sonra sürgün, gözaltı… Yurt dışına tedavi görmek için gitmesini bile engellerler.

Bugün az sayıda sanatçının örnek aldığı Ruhi Su hala bu devrimci duruşun, direnişin en başta gelen sembollerinden birisidir.

“Türkü söylemek benim için bir aÅŸk halidir. En güzel aÅŸklarımı türkü söylerken yaÅŸadım. Ne onlar beni aldattı ne de ben onları. Türkü söyledikçe yeÅŸeriyor, çiçekleniyordum”

diyordu her şeye karşın Ruhi Su bir yazısında. Bir ülkenin suyu ve toprağı kadar değerli varlığı olan türkülerine baskı görenin yanında saf tutarak sahip çıkmıştır.

Ruhi Su yaşamını da karşısına dikilen bütün güçlüklere ve engellemelere karşın bir sanat yapıtına dönüştürebilen bir insandı. Görkemli başarısında geçmişten bir başka halk sanatçısında övdüğü sevgiye, hoşgörüye ve insanın yaratma gücüne olduğu kadar halktan kopuk hiçbir işten, hiçbir insandan hayır gelmeyeceğine duyduğu inancın da payı büyüktür.

1912 yılında Van’da doÄŸmuÅŸtu. Anasını, babasını hiç görmedi. ÇocukluÄŸu Adana’da, Çukurova’da, Toroslar’da geçti. Van’dan Adana’ya bir aileye geldiÄŸinde çok küçüktü. Ailesi çok yoksuldu.

Altı yaşına geldiÄŸinde Adana’yı Fransız ve İngilizler iÅŸgal etmiÅŸtir. Bu yüzden Toroslara sığınırlar. Oradan oraya göçerler. Sonra tekrar Adana…

Sonra bir öksüzler yurduna verilir. O günden sonra da hep yatılı okur. Müzik yaşamı da öksüzler yurdunda başlar.

1925 yılında Ankara’da Müzik Öğretmen Okulu kurulmuÅŸtu. Türkiye’deki tüm öksüzler yurtlarına bir bildiri yollanır, “müziÄŸe hevesli, istidatlı çocukları bize yollayın” denir.

Bu sınavlara girip kazanır Ruhi Su. Ama Türkiye’deki tüm öksüz yurtlarına bir baÅŸka tamim daha gönderilir, “okulu bitiren tüm çocuklar zorunlu olarak askeri okullara girecek” diyorlardı bu kez.

Ruhi adı da Adana’dan ayrılmadan önce muayene sırasında doktorlar tarafından konmuÅŸtu Ruhi Su’ya. Askeri lisedeyken çalıp söylemeye, bir yandan da sevmediÄŸi askeri okuldan ayrılmanın yollarını aramaya baÅŸlamıştır. Okuldan kaçıp Ankara’ya gider.

Cebinde sahte bir kimlik, yüreÄŸinde sonsuz bir sevinç ve umutla gittiÄŸi yolun sonunda yanında iki inzibatla İstanbul’a döner. Kaçtığı için hapsedilmiÅŸtir. Daha sonra çürüğe çıktığından HalıcıoÄŸlu Askeri Lisesi ile iliÅŸkisi kesilir, Adana’ya, öksüzler yurduna geri gönderilir. Oradan da Adana Öğretmen Okulu’na…

Müzik sevdası ağır basmıştır Usta’nın. Ankara’daki o tek müzik okuluna gitmeyi düşler. Adana’da o yıllar yaz geldiÄŸinde öksüzler yurdunda kalan çocuklar evlerine gönderilirdi. Evi olmayanlar da Konya’ya aynı okula gönderilirdi. Orada Ruhi Su’nun sesini duyan okul öğrencileri “mutlaka Ankara’ya gelmeye bak” demiÅŸlerdi Ruhi Su’ya.

Birisinden bir keman ödünç alıp bir otel odasında gece gündüz çalışır. Sınav günü gelip çatınca girdiÄŸi her dersin sınavını baÅŸarıyla verip sonunda Ankara Müzik Öğretmen Okulu’na girer.

Orta EÄŸitim Müdürü büyük eÄŸitimci Hasan Ali Yücel’dir o yıllar. 1936’da Ankara’da Riyaseti Cumhur Orkestrası kurulmuÅŸtur. Ankara Müzik Öğretmen Okulu’nu bitiren Ruhi Su da girer konservatuvara, 1942 yılında opera bölümünden mezun olur.

Radyolarda türkü söylemeye baÅŸlar. Radyodaki programları çok tutulur. Radyo programları tutulmasına tutulmuÅŸtur ama senin için şöyle şöyle diyorlar diyenler halk türkülerini söyleyen, seslendiren Ruhi Su’yu, 1952’de hem radyodan hem de operadan kopartmışlardı.

1952 yılında cezaevine girer, 5 yıl hapis yatar. Siyasal düşünceleri yüzünden girdiÄŸi cezaevinden 1957’de çıkar.

1960’ta İstanbul’da türkü söylemeye baÅŸlar. Bu sıralarda “Bitmeyen Yol” filminde söylediÄŸi türküdeki Serdari’nin “Halimiz ne olacak kısa çöp uzundan hakkını alacak” ÅŸeklindeki sözler hakkında kampanyalar açılmasına bile neden olacaktır.

Sanat yaÅŸamı boyunca 16 45’lik plak, 12 uzunçalar plak doldurdu. Kendi ÅŸiirlerinin yanısıra Nâzım Hikmet’ten, Türk halk ozanlarından ve diÄŸer ÅŸairlerden çeÅŸitli ÅŸiirleri besteledi. Åžiir, yazı ve konuÅŸmalarını 1975’te basılan 'Ezgili Yürek' adlı kitabında topladı. Anısına hazırlanan 'Ruhi Su’ya Saygı' kitabı da 1986’da yayınlandı.

Ruhi Su “Halkımın desteÄŸini gördüğüm için sürdürdüm ve hep bu iÅŸle yaÅŸadım” diyordu. Genç yaÅŸlardan baÅŸlayarak dünyaya bakış açısı sanatını, sanatçı duyarlılığı da dünyaya bakış açısını geliÅŸtirmiÅŸ, biçimlendirmiÅŸ ve güçlendirmiÅŸti.

YaÅŸamı boyunca yılmadı. Sesi, sazı ve türkülerle yaÅŸadı. 1985’te aramızdan ayrıldığında Türkiye halkına baÄŸlılığını benzersiz bir eylemle, bu halkın müziÄŸini evrenselliÄŸe ulaÅŸtırarak kanıtlamıştı.

Devrimci müzik nedir sorusuna karşılık
“Halkın özlemleridir. Ekmekten aÅŸka kadar halk neyin özlemini çekiyorsa odur”
diyordu. DadaloÄŸlu’nda da, KöroÄŸlu’nda da, Pir Sultan’da da bizim halkın özlemi, dertleri ve sorunları dile geliyor demiÅŸti.

Ruhi Su da diğer bütün halk ozanları gibi halk kaynağından beslenmiş bir ozan. Ama bir farkla o bir yandan halk kültürünü araştırıyor, geçmişin şiirlerini, türkülerini ortaya çıkarıyordu. Bir yandan da bunları çağdaş bir yorumla halka sunmaya çalışıyordu.

Ruhi Su’nun gür sesli yalın söyleyiÅŸi, türkülere bir canlılık, tazelik ve renklilik getirmiÅŸtir. Hem O’nun halka olan saygısını hem de halk kültürüne olan sevgisini ortaya koymuÅŸtur.

Ruhi Su, 1960-1970’li yıllar arasındaki kuÅŸağın bir kesiminin türkülere getirdiÄŸi yoz anlayışı kırmış, kan aÄŸlayan ağıtlara, yiÄŸitçe baÅŸkaldıran koçaklamalara, derin insancıllık yüklü nefeslere yeni bir soluk getirmiÅŸti. Çünkü Ruhi Su’nun sesi kabukları kırıp öze giden, özle sözü bir eden bir sesti.

Halk türlü baskılardan türkülerde kurtulur, içini türkülerle döker. Ruhi Su’nun türkülere getirdiÄŸi katkı, yanıklığı uyanıklığa çeviren bir ses ve saza bile başını eÄŸmeden, göğsünü gere gere bir söyleyiÅŸti.

Yorumculuk yönüyle de öne çıktığı 1960’lı yıllardan sonra bir ekol haline gelmiÅŸti. 1940’larda baÅŸladığı müzik çalışmalarına da 1952-57 yılları arasında tutukluluk yüzünden ara verir.

Türküleri bir konu çevresinde toplar ve toplumcu ÅŸairlerin yapıtlarını da besteleyip yorumlardı. 80 sonrası ortaya çıkan müzik gruplarında Ruhi Su’nun etkisi görülür. Ruhi Su’nun kendinden sonra gelenleri etkilemesinin nedeni türkülerdir. Diyar diyar gezip derlediÄŸi türküler…

Ruhi Su’ya kadar türküler sadece o zamana kadar gelen, geleneklere baÄŸlı kalan klasik bir yöntemle “derleme“ usulü ele alınıyorken Ruhi Su, müzikte çaÄŸdaÅŸlaÅŸma adına yorum ve derlemede farklı arayışlara girmiÅŸtir. O, ardından gelenlere halk türkülerinin alışıldık kalıpların dışında da sunulabileceÄŸini kanıtlamayı bilmiÅŸtir.

Türkülere kendinden bir şeyler katan Ruhi Su, birçok konuda türkülere titizlikle eğiliyor, tarihsel serüveni içinde köklerine inip bugüne taşıyordu. Her türküde koyduğu katkı geleneği gelecekle buluşturuyordu. Ruhi Su demek halk türkülerinin teorisini ve pratiğini birlikte ve en iyi haliyle işleyerek ortaya koymak demekti.

Anadolu’nun geleneksel enstrümanı olan ince sazıyla bas-bariton bir ses bu kadar birlik ve beraberlik çaÄŸrıştırıp yakışabilirdi. Ruhi Su’ya göre ses müzikte en önemli öğeydi. Sözü söz eden meramı ifade de en baÅŸta gelendi. Bu nedenle çoksesli müzik arayışlarının başına “insan sesini” koymuÅŸtur.

Onunki ne geleneksel olarak kısır bir halk seviciliÄŸi ne de körü körüne çaÄŸdaÅŸlaÅŸma adına batılı anlamda müzik anlayışı deÄŸildi. Anadolu’daki müzik kültürünün özüne sadık fakat halkın beÄŸenisini yüceltecek bir eÄŸilimdi.

Müzikteki geliÅŸme ve deÄŸiÅŸimi eÄŸitime, bu alandaki zengin kültürel birikimin çaÄŸdaÅŸ kültüre dönüşmesine baÄŸlıyordu. O’na göre bir yerde türküler ne kadar geliÅŸmiÅŸse, anlatım gücü ne kadar artmışsa, oradaki koÅŸullar o oranda çoÄŸalmış demekti.

Türkülerden korkulması boÅŸuna deÄŸildi. Halkı türkülere katmak, geçmiÅŸ kültürü çağın beÄŸenisiyle ve diyalektik bir yöntemle yığınlara taşımak ve türkülerle tek ses olmaktı amaçladığı. GeçmiÅŸten yansıyanı bugünkü ile karıştırmak, günümüzde geçerli olan gerçek yaÅŸamdan izlerle yaÅŸatmak ve sonra haykırmak. Ruhi Su’dan yansıyan buydu iÅŸte. Bu yüzden sevilmiÅŸti Ruhi Su. Ve genç kuÅŸakların belleklerinde bu nedenle yaşıyor. Ve bu nedenle ezgili yüreÄŸinden taÅŸan ses kulaklarımızda yankılanmaya devam ediyor. Ölümünden tam 21 yıl sonra bile.


Resim

Albümleri:

Aman Of
Ankara'nın Taşına Bak
Barabar
Beydagi'nin Başı
Dadaloglu ve Çevresi Dostlar Tiyatrosu Konseri
Ekin İdim Oldum Harman
El Kapıları
Sabahın Sahibi Var
Huma KuÅŸu ve Taslamalar
Kadıköy Tiyatrosu Konseri - Karacaoglan
Pir Sultan Abdal
Pir Sultan'dan Levni'ye
Seferberlik Türküleri
Yunus Emre
Semahlar
Çocuklar Göçler Balıklar
Sultan Suyu
Şiirler Türküler
Köroglu
Uyur İken Uyardılar
Zeybekler
Ezgili Yürek

"Halk şarkılarımızı, bir saz şairinin yayık ve disiplinsiz sesiyle değil, fakat
şehirli bir muganninin ağzıyla da değil, halk şarkılarımızı, Garp (Batı) tekniği
içinde, halk gibi, fakat halktan ayrı olarak söylemeliyiz."
Ruhi Su (Varlık, 1940)


Kaynaklar:

http://www.turkuler.com/tgv/ruhisu.asp

http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/gale ... mage_id=92

http://www.geocities.com/unutmadik/ruhisu.html

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruhi_Su

http://www.sak.itu.edu.tr/resimler/su/

_________________
.

.............. Resim

Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı: Ruhi SU
İletiTarih: Pzr Åžub 24, 2008 8:55 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 22, 2006 10:32 am
İleti: 1260
Konum: İzmir
Resim

******************************************************

Mehmet Ruhi Su, 1912'de Van'da doğdu.Memur olarak calisan babasinin tayin ve atama vesilesiyle Van a yerlestiler ve cocuklugunun büyük bir bölümünü burda gecirdi.Ilerleyen zamanlarda genc yaslarindayken Babasini ve kisa zaman sonrada Annesini kaybetti.Cocuklugunun geri kalan ve genclik yillarini yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul'da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na girmeyi başardı. 1935’de Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı, bir süre radyoda türkü söyledi.Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı.Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun da katkısı büyüktür.

Ruhi Su, sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı.1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.

Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.

Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü.Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şübede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.

Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan'ın, Hatayi'nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet'in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir.1954'te Hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi ve ölümünden 21 yıl sonra o tüküsü Ulusal Kanal'da yayınlanmaya başlandı.

Ruhi Su'nun sesini korumadaki hassasiyeti hakkında pek çok anlatı vardır. Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş. Sorulduğunda, sesini korumadaki bu hassasiyetinin sanata ve dinleyenlere saygısından kaynaklandığını ifade edermiş.

Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45'lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (Vefat 18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Vakfin merkezi Beyoğlu, İstanbul'dadır.

Sanatçı hakkında Ajans21 tarafından, Ezgili Yurek: Ruhi Su 1995 (24 dk) adında bir belgesel hazırlanmıştır. Bu belgesel Ruhi SU hakkında hazırlanan ilk belgeseldir. Bunun dışında Avusturya Belgeseli ve Ruhi Su Belgeseli (Hilmi Etikan) adlarında iki belgesel film de Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla gösterilmektedir.

Bir Alevi DeyiÅŸi
"Ellerin Kâbesi var
Benim Kâbem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsanoğlu insandır"


*****************************************************************

Resim


Albümleri:

(1972) Seferberlik Türküleri Ve Kuvayi Milliye Destanı
(1972) Yunus Emre
(1972) KaracaoÄŸlan
(1972) Pir Sultan Abdal
(1974) Şiirler - Türküler
(1974) Köroğlu
(1977) El Kapıları
(1977) Sabahın Sahibi Var
(1993) Semahlar
(1993) Çocuklar, Göçler, Balıklar
(1993) Zeybekler
(1986) Pir Sultan'dan Levni'ye
(1993) Ezgili Yürek
(1993) Ekin İdim Oldum Harman
(1987) Kadıköy Tiyatrosu Konseri I
(1987) Kadıköy Tiyatrosu Konseri II
(1988) Beydağı'nın Başı
(1988) Dadaloğlu Ve Çevresi
(1989) Huma KuÅŸu Ve TaÅŸlamalar
(1990) Sultan Suyu "Pir Sultan Abdal'dan DeyiÅŸler"
(1991) Dostlar Tiyatrosu Konseri (Sümeyra Çakır İle Birlikte)
(1992) Ankara'nn Taşına Bak
(1993) Uyur İken Uyardılar
(1994) Barabar
(1995) Aman Of


*************************************************************

"Sanatçı da, tıpkı bir çiftçi gibi, demirci gibi işini anlatabilmelidir. Hem diliyle, hem de hüneriyle. Bir başka deyişle, kendi toplumu içinde sanatıyla ekmek yiyebilmelidir. 'Beni bu halk anlamaz' demek, en azından, boş bir kendini beğenmişliktir. İnsan kendini beğenmede bile yalnız kalmamalı. Halkın sanattta anlamadığı bir yer olabilir, sanatçı bunu umursamazlık edemez. Çünkü tüketicisi olmayan bir üretim yaşamaz. Hani hükümet zoruyla da yaşamaz demek istiyorum. Elli yıllık değil, yüz elli yıllık deney var önümüzde. Bazı sanat kurumlarının gittikçe yozlaşması, kuruyup gitmesi bundandır. Halktan kopuk hiçbir işten, hiçbir insandan hayır gelmez."

- Ruhi Su


****************************************************************************


AH, ELA GÖZLERİNİ DE

Ah, ela gözlerini de sevdiğim dilber,

Yine sultan m'oldun elin üstüne?

Gördüm cemalini, eğlendim kaldım,

Selamına durdum yolun üstüne.

Karacaoğlan / RUHİ SU


_______________________________


DRAMA KÖPRÜSÜ

Drama köprüsü Hasan, dardır geçilmez,

Soğuktur suları da Hasan, bir tas içilmez

Anadan geçilir Hasan, yardan geçilmez

At martini de bre Hasan, daÄŸlar inlesin

Drama mahpusunda Hasan, dostlar dinlesin


Mezar taşlarını Hasan, koyun mu sandın

Adam öldürmeyi de Hasan, oyun mu sandın

Drama mapusunu Hasan, evin mi sandın

At martini de bre Hasan, daÄŸlar inlesin

Drama mahpusunda Hasan, dostlar dinlesin

Halk Türküsü / RUHİ SU


___________________________________________


ÇIKTIM BAKTIM HAMURLU'NUN DAĞINA


Çıktın baktım Hamurlu'nun dağına,

Kılıç özü çayır çimen görünür

Gülüm aman aman,

sebep aman aman,

ben yandım aman


Atladım inek bağa

Alnım değdi yaprağa

Kız ben seni almazsam

Girmem kara topraÄŸa


Bir firkat geldi de durdum ağladım

Al yeşil bahçeli Kaman görünür

Gülüm aman aman,

sebep aman aman,

ben yandım aman

Aynam düştü yerlere

Karıştı gazellere

Tabiatım kurusun

Bakarım güzellere

Halk Türküsü / RUHİ SU


------------------

Ruhi SU

Daima fikrimde zikrin ya Muhammet ya Ali

Gönlümün evinde şükrün ya Muhammet ya Ali

Tanıyamaz kendi özün seni yakın bilmeyen

Alemin ayinesisin ya Muhammet ya Ali

--------------------


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: Ruhi SU
İletiTarih: Pzr Åžub 24, 2008 8:56 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 22, 2006 10:32 am
İleti: 1260
Konum: İzmir
BEBEK

Deveyi deveye çattım
Çılbırın boynuna attım
Kaynanamdan hicabettim
Nenni benim küçüğüm

Yekin kara devem yekin
Çanını zilini takın
Bebeğimi daldan sakın
Nenni benim küçüğüm

Köpekler dağda uluşur
Eltim çadırda gülüşür
Kuzgunlar bebek üleşir
Nenni benim küçüğüm

Harmancığın kayaları
Çan çalıyor mayaları
Pek mi deÄŸdi a bebeÄŸim
Karakuşun sayaları

En sevdiğim ninnidir bu. Ruhi Su' dan dinlemeyenler için, forum kurallarını bir kez çiğneyip türküyü ekliyorum.

Ruhi Su ve Sümeyra Çakır söylüyor. Dostlar Tiyatrosu Konseri' nden...

Bebek

İ N D İ R İ N : 3,72 MB


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: