Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 2:42 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Çakırçalılı Aşık Ali Kurt
İletiTarih: Per Mar 27, 2008 8:34 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Tem 26, 2006 8:23 pm
İleti: 266
Konum: Gavur İzmir
Resim


Aşık Ali Kurt'un agzından
Âşık Kâtibî, Oğlu Âşık Murtaza

Bizim kökenimiz Malatya'nın Akçadağ'ından gelmiş, Dedem Kâtibî’nin babası Çakırcalı Köyü'ne gelip yerleşmiş. Dedem Kâtibi medresede on iki sene okumuş. Çok âlim ve fazıl birisiymiş. Kâtibî dedem benim doğumumdan altı ay önce ölmüş. Ben 1931 doğumlu olduğuma göre 1930 yılında vefat etmiş. Sonra babam Âşık Murtaza Kurt yetişmiş.

Babam 1325 (1908) doğumluydu. 69 yaşında, 1977 yılında vefat etti
1937 yılında Tokat Vilâyeti âşıklarını Zile'de yarışma için toplamışlar. İlânlar yaptırmışlar, tellâllar çığırtmışlar. Muzaffer SARISÖZEN ve Tokat Vâlisi gelmiş. Yarışma sonunda babam Murtaza Kurt’a karar vermişler. Babam birinci olmuş. Program bittikten sonra Zile’nin ileri gelenleri babamı kucaklamışlar, teşekkür etmişler, 'Zile'mizi yücelttin' diye.
'Hankerî Bey geldi beni kucakladı’ derdi Rahmetli. Muzaffer Sarısözen; "Murtaza seni Radyoevine götüreceğim 125 lira mayış (maaş) ne diyorsun" demiş. Babamın da hali vakti iyi olduğundan ‘gitmem’ demiş. 'Sana söz veriyorum, altı ay sonra 150 kâat yapacağım mayışını' demiş Sarısözen, ama babam gitmemiş. Sonradan babam 'hay vah, bilemedim, sizi de yetiştirirdim, okuyacak zamanlarınızdı' der, pişmanlığını belirtirdi


Âşık Veysel ile Silis'te Karşılaşma

1953 yılında askere gideceğim. Beni yolcu edecekler. Silis'ten trene bineceğim. Çok kar yağdı. O zamana kadar böyle bir kar yağmamıştı. Çakırcalılı’lar Silis'ten çıkamadılar. Köyden Silis'e geldik. Benim annem Silis'li. Babam ve annem Zile'den pancar parası almışlar. Dayımgildelermiş. Ben oraya gittim. Hal hatır ettik, babamın eline vardım.(elini öptüm).
Orada dediler ki 'Âşık Veysel gelmiş, yanına gidek.' Tren zamanına daha 1 - 2 saat var. Kalktık gittik. Hoş beş, hal hatırdan sonra dediler ki 'Veysel Efendi bunu tanıyor musun bu adamı?' diye babamı sordular. Veysel'le babam hiç görüşmemiş o zamana kadar. Ama babamın ünü çevrede yayılmış o zamana kadar. Çakırcalı’ndan Âşık Murtaza olsa gerek' dedi Veysel.
Millet şöyle bir bakakaldı vaziyete. Veysel öyle deyince babam tekrar vardı, görüştüler. Babam ona 'Veysel Efendi senle biz hiç görüşmedik, teşekkür ederim' dedi. Hal hatırdan sonra cemaat bunları birez gıdıklıyor, bunları atışma şeklinde birbirine takıp dinleyecekler.
Veysel babama 'Âşık şimdi benim çaldığımı belki sen çalaman, senin çaldığını da ben çalamam, bundan hiçbir tad alamazlar. Bu cemaat başımıza birikmiş, sen de çal, ben de çalıyım da bizden bir ilham alsınlar, dedi. Çaldılar, çığırdılar. Oradan kalktık beni yolcu ettiler. Bir de ben Sivas'ta çalışmakta iken arkadaşlarla kalkıp hastaneye gidip ziyaret ettik Veysel'i. Zaten orada vefat etti, götürdüler

TRT Sanatçısı Arif MEŞHUR Zile'den köyümüze Çakırcalı'ya babamın yanına gider 1970'lerde. Benim haberim yok. Babam o zaman yaşlanmış, benim şimdiki durumumdaydı. Benim şu sol kolumda uyuşma var, çalamamış, demiş ki; 'Yavrum, eğer kaset alacaksan, Sivas'ta benim oğlum var, git beni söyle, ondan al.' Bir gün Sivas'a yanıma geldi. Dedi ki; 'Çakırcalı'dan geliyorum, Murtaza Hoca’mın selâmı var, gözlerinden öpüyor.'
Buna, dört beş makam vurdum, deyişiyle, müziği ile beraber. Aldı götürdü. Radyoda dinliyorum, kendi adını söylüyor, benim adımın eseri yok. O zaman telefon kısa, evlerde yok. Ona bir mektup yazdım; seni mahkemeye veririm diye. Ondan sonra Ali Kurt'tan derleme diyerek söylemeye başladı. Bana gösterdiğiniz TRT repertuarındaki;
Derdinden Deli Oldum İnan Vallahi,
Güzel Seni Sevdim Anca Dünyada,
Abdal Olsam Åžallar Giysem AÄŸnime ve
Yaz Bahar Ayında Geleyim Dedim
isimli deyişler o zaman Arif Meşhur'a verdiğim ve çaldığım deyişlerdir. Repertuarda 'yöre ekibinden' derlendiği yazılı olan <Ezel Bahar Geldi> deyişini de çalmıştım. Bizim o yörelerde söylenir. TRT repertuarındaki <Aşıp Aşıp Karlı Dağları Gelirsin>

Derdinden del-oldum inan vallahi
Ne yaman mestane bakar gözlerin
Derdi veren dermanını vermez mi?
Abu revan olmuş akar gözlerin.

Gâhı şadı hürrem gâhı bu gönül gamda
Sen güler oynarsın hep dertler bende
Zöhre yıldızının nişanı sende
Korkarım cihanı yakar gözlerin

Gönül bir sultandır Kâbe'yi yıkma
Tığı gamzeleri sineme çakma
Mevlâ'yı seversen hışmınan bakma
Bir gün Vel-Abdal'ı yakar gözlerin.
***********************
Selâm ister Beytullahın yollan
Dağlar kardır aşamadım belleri
Al yanakta kırmızı gülleri
Deremedim gül yüzlü yâr küstün mü?

Velim eydür işim gücüm zar idi
Beni bu sevdaya salan yâr idi
Konuşmaya çok müşküller var idi
Soramadım gül yüzlü yâr küstün mü?
 
Âşık Ankara'ya gurbete gider. Gurbete ikinci çıkışıdır bu. Sıla hasreti başlar uzun gurbet akşamları. Köyü Çakırcalı, anası, babası, çoluğu çocuğu, Deveci Dağı'nın kar, boran başı çıkmaz aklından. Bu hasretle alır sazı eline, vurur tellere bir Ankara akşamında

Azimettin mi gine bizim ellere
Bir nâme yazayım dur seher yeli
Sür yüzünü pederimin hâkine
Bir nâme yazayım dur seher yeli

Yaz mı sandın gurbetin kışını
Ağlattın mı yârenini eşini
Validemin gözlerinin yaşını
Bir nâme yazayım dur seher yeli

Yine duman çökmüş bizim ellere
Kar mı yağmış DEVECÎ'nin bellere
Yâr düşürdü beni gurbet ellere
Bir nâme yazayım dur seher yeli

Ali Kurt'um niye feryat edersin
Arzumanın mı kaldı gül yüzlü yârda
Leylâ'sın yitirmiş Mecnun'a döndün
Bir nâme yazayım dur seher yeli.

Yöresi : Zile - Çakırcalı Köyü
         Derleyen : Arif MEŞHUR
Kaynak : Murtaza KURT
         Notalayan : Ali CANLI
Abdal Olsam Åžallar Giysem

     Abdal olsam şallar giysem ağnime
     Gezen abdallara (da anam) eş deli gönül
     Ta ezelden âşıkların kalbine
     Değer iragipten (anam) taş deli gönül

     Bir hüsnü güzele (anam) meylimi verdim
     Kalbimde ikrarımda (anam) dilimde verdim
     Ben dostu gördükçe (anam) artıyor derdim
     Aksın gözlerimden (anam) yaş deli gönül

     (Yeldirme)
     (Ey dost) Sen özümü erenlerden ayırma
     Zamane halkına sırrın duyurma
     Âlem sele gitmiş yanıp kayırma
     Sen kendi sevdana coş deli gönül
Murtaza Kurt

Yaz Bahar Ayında Geleyim Derdim

Yaz bahar ayında geleyim derdim
Gelemedim gül yüzlü yâr küstün mü
Hakipaye yüzler süreyim derdim
Süremedim gül yüzlü yâr küstün mü

Selâm ister Beytullah'ın kulları
Dağlar kardır aşamadım belleri
Al yanakta al kırmızı gülleri
Deremedim gül yüzlü yâr küstün mü

Veli'm eydür işim gücüm zar idi
Beni bu sevdaya salan zar idi
Konuşmaya çok müşküller var idi
Soramadım gül yüzlü yâr küstün mü


 kaynak: http://www.salmankurt.com

_________________
Korkusun çektiğim sırat köprüsü...... Yolu doğru süren insana neyler........


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: