Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 3:16 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Âşık Budala
İletiTarih: Çar Şub 27, 2008 10:08 pm 
Editör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 08, 2006 8:36 am
İleti: 620
Konum: İstanbul
Âşık Budala

17. yüzyılda yaşamıştır. Divriği’nin Şahin köyünde doğduğu tahmin ediliyor. Şahin köyü, folkloru, âşıkları ve kendine has ezgileriyle şöhret bulmuş olan Çamşıhı yöresi köylerinden birisidir.

Âşık Budala’nın, hakkında bilinenler çok azdır. Asıl adı İsmail’dir. Şiirlerinde Budala yahut Budala İsmail mahlaslarını kullanmıştır. Genellikle Bektaşi itikadını dile getiren şiirler söylemiştir. Bunun yanında sosyal konulu şiirleri de vardır. İtikada bağlı terimlerin dışında dili sadedir. Şiirleri muhteva yönü ile oldukça kapsamlıdır. Çamşıhı yöresinde iyi saz çaldığı kulaktan kulağa aktarılmaktadır. Teknik yönden yer yer şiirleri kusurludur.

1-

Bülbül oldum gülistanda şakırım
Öz bağında biten gül neme yetmez
Süleyman’ım kuş dilinden okurum
Bana ta’lim olan dil neme yetmez

Derviş oldum pir eteğin tutarım
Hakk’a doğru çekilmiştir katarım
Baykuş gibi garip garip öterim
Issız virâneler çöl neme yetmez

Aşk kitabın ele aldım yazarım
Dâim Hakk’a doğru meylim nazarım
Neme gerek dağ başında gezerim
Ol Kerim’e giden yol neme yetmez

Bu dünyanın n’olacağı ma’lumdur
Bu sırrın aslına inen Ali’mdir
Az yaşa çok yaşa sonu ölümdür
Bana hırka ile şal neme yetmez

Budala’m sırrına kimseler ermez
Tevekkül malını erteye koymaz
Kişi kısmetinden ziyâde yemez
Bana kısmet olan mal neme yetmez

Cönk no: 3, s. 39
okumak: seslenmek


-2-

Elime aldım kalemi
Seyrettim cümle âlemi
Ârifler seçer kelâmı
Güher incilmez incilmez

Dünya tebdil düzen olmuş
İkrarından bezen olmuş
Her tâlip bir hezan olmuş
Yunsan incelmez incelmez

Bu yollarda olmaz yalan
İmanını verme talan
Yorulup da yolda kalan
Hergiz dincelmez dincelmez

Budala’yım der ki bilin
Dinleyin sesin bülbülün
Vakti geçince bir gülün
Solar goncalmaz goncalmaz

Cönk no. 4, s. 2
hezan: kalas, dincelmek: dinç olmak, goncalmak: gonca haline dönme


-3-

Haziret-i Hızır selâm göndermiş
Oturduğu postu pâk etsin deyu
Muhammed kandilden indi buyurdu
Yediği lokmayı hak etsin deyu

Giyinip yediği meydanla erle
Yolu doğru tut da erkânı birle
Kimi talip olmuş kimisi pirle
Onu birbirine kat etsin deyu

Katardan ayrılmış bir devesi var
Cemde kabul olmuş bir duası var
Bin katar devede bir devesi var
Anı ileriye çek etsin deyu

Kurbanlık koyunu sürüden seçme
Aç otur keçinin sütünü içme
Direksiz köprüyü uğrayıp geçme
Onun temeli yok, yık etsin deyu

Bir kişi rehbere gidemez ise
Rehberin buyruğun tutamaz ise
Hakk cem'ine meyil katamaz ise
Yükü saman, çaya dök etsin deyu

Budala'm der cehennemin ateşi
Rehbere bağlıdır talibin başı
Müdarayla yola gitse bir kişi
Yeri cehennemdir dık etsin deyu

Cönk no: 6, s. 15-16.


-4-

Kömür gözlüm bana dertlerin çoktur
Çık bir yol salın ki andan gideyim
Hayli demdir seni gördüğüm yoktur
Çık bir yol salın ki andan gideyim

Çıkıp çıkıp bu yolları bağlama
Ciğerciğim aşk oduna dağlama
Gidi kömür gözlüm beni eğleme
Çık bir yol salın ki andan gideyim

Gideceğim yollar kıştır borandır
Gidiyorum geleceğim gümandır
Yardan ayrılmışım hayli zamandır
Çık bir yol salın ki andan gideyim

Gideceğim yollar yollu yokuşlu
Ak gerdana çifte benler nakışlı
Üsküfün eğdirmiş şahin bakışlı
Çık bir yol salın ki andan gideyim

Budala'm da eydür ömrümün varı
Canımın cananı gözümün nûru
Ben gidenden sonra var salın yârı
Çık bir yol salın ki andan gideyim

Cönk no. 7, s. 121


-5-

Yüğrük olur gönül kuşu
Evliyâ söyletir taşı
İrfanını bilen kişi
İrfanda niyaz eylesin

Ali yoludur yolumuz
Hakk’a malûmdur hâlimiz
Dâim irfanda dilimiz
İrfanda niyaz eylesin

Âlâ gözlü arap atlar
Ahdi bütün koç yiğitler
Yeryüzünde biten otlar
İrfanda niyaz eylesin

Hacc’a giden can hacılar
Görmesin ağrı acılar
Yol oğlu müslim bacılar
İrfanda niyaz eylesin

Der Budala’m dünya fani
Veren alır birgün canı
Kusura kalmasın Ali
İrfanda niyaz eylesin

Der Budala’m oldu tamam
İşte geldi sahip zaman
Şeyh safiyan Oniki İmam
İrfanda niyaz eylesin

Cönk no: 9, s. 199-200


-6-

(Budala İsmail)
Cihân hevâ iken melek hulk etti
Cemâlinden yaktı nar geldi geçti
Cebrâil yarattı, üstâdın sordu
Dehâna dönüldü dur geldi geçti

İcâzet istedi pirini açtı
Doksan bir yıl müdam havada uçtu
Cebrâil gözüne bir kubbe açtı
Uğruna rehnüma, nûr geldi geçti

Cebrâil üstâttan sabağın aldı
Nâz niyaz eyledi dergâha geldi
Pire rahmet demek ol zaman kaldı
Hünkârın sülbünden sır geldi geçti

Sıçradı kuddamın basınca ferşe
Elif taç başında ol arşa
Feriştahlar baş indirdi Bektaş’a
İnan dü cihânda bir geldi geçti

Zülfikâr’la talib olan Ali’ye
Biat itmez Hacı Bektaş Veli’ye
Tab’ii ................. Süfyan kuluya
Katır şu cihânda kör geldi geçti

Ârif Ehl-i Beyt’e ikrâr yetirdi
Onların tahtına sultan oturdu
Kimi şehvet ile kendin yitirdi
Kimisi pinhana dir geldi geçti

İsmail’in bu sözlerin alana
Tekebbür emeğin vermiş talana
Çar gâmir şeş cihânda bilene
Hünkâr Hacı Bektaş pir geldi geçti

Cönk no: 10, s. 28-29


-7-

"Elhamdülillah" şükür gördüm de bildim
"Rabbü'l-Âlemin" Hak yola geldim
"Errahmanirrahim”den rahmet buldum
"Malikiyevmüddin" Ali görünür

"İnna atayna" sure-yi Kevser'in başı
Kevser dağıtmak Ali'nin işi
Hasan'ın oddan yoğruldu aşı
Hüseyin'in aldan tonu görünür

İmam Zeynel de zindanda durdu
"Hel etâ" suresi dilinde virdi
"Nasrun minallah" Bakır'a erdi
"Ve feth-i karib" Ca'fer yolu görünür

"Elem neşrahleke" "Yasin Kef Hâ
"Musa-yı Kâzım da çok çekdi cefâ
Irıza'yı sevmek mü'mine safâ
Muhabbetin doğru yolu görünür

"Ve’ş-şemsi" Muhammed Tâki'de gördüm
"Ve aleyke" Naki'ye erdim ayet-i Hak bildim
Can u gönülden ikrarım verdim
Kırklar meydanının zârı görünür

"Elif-lâ" dedim de bu dâra durdum
Askeri Mehdi'ye yüzümü sürdüm
Budala İsmail'in dârını gördüm
Hakk'ın bin bir ismi Ali görünür.

Cönk no: 20, s. 10-11


-8-

Ricaname

Yine bir zulumat çöktü serime
Hünkar Hacı Bektaş Veli gel yetiş
Elim ermez yaranıma eşime
Balım Sultan Kızıl Deli gel yetiş

Efendimsin sana döndüm yüzümü
Dermana gönderem yavru bazımı
Balım Sultan ayırma körpe kuzumu
Şah Kalender Balım Sultan gel yetiş

Bilemedim nere gider yolumuz
Kusur bizim bağladılar kolumuz
..... feta kan ağlıyor dilimiz
Şah Hanım Kadıncık Dolu gel yetiş

İnkâr olan inkâr Hakk’a kul olmaz
İnsafı yok merhameti var olmaz
Seyf-i sadık Ehl-i Beyt’ten yâd olmaz
Kerbelâ'da yatan şehit gel yetiş

Budala İsmail umudum Balım
Boğazım zincirde nic'olur halim
Mürvet hey erenler gayrete gelin
Yedi iklim bekçisi Ali gel yetiş

Cönk no: 20, s. 430


-9-

Kara
Seherde uğradım ben bir güzele
Güzel dedim zülüflerin ne kara
Korkarım ki elâ gözler göz ala
Gözler sürmeli kaşların ne kara

İsmi çıkıp âlemlerde öğüle
Dudu kumru haber vermiştir güle
Seher davlumbazı her dem döğüle
Zülüf çevgan yanakların ne kara

.................................(Eksik)
İki gözüm doldu kanlı yaş ile
Dostum kumaşın uydurmuş yeşile
Ne aldır ol ne kırmızı ne kara

Ne ziba yaratmış Yaradan Gani
Sel oldu aktı gözlerimin kanı
Gel bana rahmeyle mürüveet kâni
Ben söylerim ne ak söyler ne kara

Budala’m der neylerim ben malı
Sohbet ile bulmuşum bu kemali
Mahbup derler gösterem gül cemali
Ne yağmura ne güneşe ne kara

Erciyes, Sayı: 285, 9.2001: 21-22.


Doğan KAYA
http://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/21.php

_________________
"Sensiz olmadı"


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: