Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 3:15 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Gökhan Birben
İletiTarih: Sal Haz 12, 2007 11:48 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Tem 02, 2006 11:48 am
İleti: 1526
Konum: artvin
Gökhan Birben'le "Bir Türkü Ömrüme"
Resim





Gökhan Birben, benim Pazarlı hemşerim, Hemşinli sanatçı dostumuz... "Bir Türkü Ömrüme" adını taşıyan üçüncü albümü Beyoğlu Metropol Müzik etiketi ile kısa bir süre önce müzikseverlerle buluştu. Albüme de adını veren ilk parça "Bir Türkü Ömrüme" Kazım Koyuncu anısına atfedilmiş.

Bu çalışmada şarkıların özenle seçildiği ve emek harcandığı kolayca anlaşılıyor. Benim favori şarkılarım "Oy Puşilim" ve Lazca "Hele Mele" isimli parçalar. Bu iki parçayı çok beğendiğimi ve defalarca dinlediğimi söyleyebilirim.

Diğer albümlerde olduğu gibi bu çalışmada da Kemal Sahir Gürel adını görüyoruz. Kemal Sahir, mütevazi kişiliğinden olsa gerek fazlaca sesi soluğu duyulan biri değil ancak şunu samimiyetle belirtmek isterim ki, son 10 yıldır yapılan Laz müziği çalışmalarının soundu büyük oranda O'na ait. Laz ve Karadeniz müziğine az buçuk ilgi duyan kimseler her şarkının altında O'nun imzasını hep görürler.

Biraz yaptığın müzikten bahseder misin?
Kendim de dinleyebileceğim, kendimle birlikte kültür dünyamı da anlatabileceğim bir çalışma düşündüm. Çalışmalar gün yüzüne çıkmaya başlayınca da bunun geniş kitleler tarafından sahiplenildiğini gördüm. Bu beni daha derin çalışmalara yönlendirdi.

Karadenizli olmamızdan dolayı oradaki renkleri çok iyi ayırt edemiyoruz. O bölgenin insanı olduğum için çok şeyi bildiğimi düşünüyordum ancak dışardan bakabilmeyi becerebilmek de önemli. Sonrasında çocuklukta yaşamış olduğum, çocukluğumda çok da iyi okuduğum ezgileri bir araya getirebileceğimi düşündüm. Yaptığım müzik, daha çok Kaçkar eteklerinde yaşayan insanların, Hemşinlilerin, Lazların orijinalliğini bozmadan, ona sadık kalarak yaptığım çalışmalardır. Her bölgenin kendine has özellikleri var, her ne kadar tuluma yakın bir tınısı olsa da sesimin, bunu tüm dünyanın dinleyebileceği bir noktaya getirmek gerekliydi. Ama otantik yapısını bozmadan.

Otantik müzik yaptığını söyleyebilir miyiz?
Tam olarak bunu söylemek zor ancak, aranjörüm Kemal Sahir Gürel'in dediği gibi denizin altında duran incinin orada keşfedilmeden durmasının çok da anlamı yok. Su üstüne çıkartılıp, estetik bir hale getirmek lazım ve dünyaya açmak lazım. Anonim halk ezgilerinin orijinallerine kesinlikle müdahale etmedim, ama bir gerçek de var ki Karadeniz'in en önemli iki enstrümanını değişik renk sazlarla besledik.

Estetik hale getirme derken?
Karadeniz müziği dendiğinde tulum ya da kemençe akla gelir. Oysa tınıları birbirine yakın duran başka enstrümanları da işin içine katarak ezgilerin rengini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz..

Laz ve Hemşin ezgileri arasında "önemli bir fark" olarak söyleyebileceğin şeyler neler?
Hemşin ezgileri kendi içinde köyden köye değişebiliyor. Laz müziği arasındaki fark ancak bu kadar olabilir diyebilirim. Belirgin fark, Laz müziğinin Lazca söylenmesi yani dil farkı vardır. Yoksa, ezgilerimiz de horonlarımız da aynıdır. Kesinlikle.

Kemençe Hemşin ezgilerinin ruhuna uygun mu?
Kesinlikle uygun. Şu ana kadar yapılan Hemşin müziği ile ilgili çalışmalar sadece tulum eşliğinde yapılmış, az da olsa kullanan olmuştur ama benim yaptığım çalışmalardaki kadar yoğun olduğunu sanmıyorum. Belki de ilk olarak hem Lazcayı hem de kemençeyi albümünde en yoğun kullanan benim diye düşünüyorum.

Şimdiye kadar hep tulum öne çıkarıldı. Hemşin ya da Laz kültürleri iç içe geçmiş. Aynı coğrafyanın insanları. Dolayısıyla Lazların da kullandığı kemençeyi Hemşin müziğinde de kullanmak son derece önemli bir girişimdir. Seninle ben ne kadar yan yana isek tulum ve kemençe de o derece yan yanadır.

Karadeniz müziği kavramında sence bir sorun var mı? Neyi kapsıyor? Hemşin müziği, Laz müziği, Gürcü müziği vs. diyoruz. Bir de Karadeniz müziği ifadesi var. Burada bir karmaşa var mı yoksa Karadeniz müziği tümünün ortak ifadesi mi?
Tümünün ortak özellikleri var. Melodik yapılarda bunu daha iyi görmek mümkün. Ayrı duran noktalar da var. Mesela dil farkı var, horonlarda fark var. Tavır faklılıkları var. Her şeye rağmen Trabzon ve daha batısında yaşayan insanlar Laz ya da Gürcü müziğini rahatça dinleyebiliyorlar...

Dışardan bakanlar açısından belki ortak bir tanımlama ancak içerdekiler için elbette farklılıklar, renkler var. Dışardan bakıldığında batısından doğusuna kadar müzikal yapının genellikle Laz müziği olarak algılanması gibi.

Üçüncü albümünüz de piyasaya çıktı. İlgi nasıl?
Henüz 2 hafta oldu ama ilk 4 günde çok ciddi satış yaptı. Bu arada her hangi bir promosyon yapılmadı. Hatta sitemde dahi tanıtımı yapılmadı. Buna rağmen çok ciddi satış oldu, bu beni şaşırttı.

Diğer albümlerle kıyaslandığında bu albümün yeri neresi?
İlk albümdeki bazı şarkılar Gülbeyaz dizisinde de kullanılmıştı. Bundan dolayı merak uyandırdı ve ilgi çok oldu. Şimdi ise, elektro gitar, garmon, akordeon, elektrik keman gibi aletleri bazı şarkılarda yoğun olarak kullandık. İlk albüme göre biraz daha Batılı bir dil kullandık.

Ben çalışmalarıma ticari bakmıyorum. Birileri her ne kadar ticari düşünürse düşünsün ve sabah akşam TV'lerde ne kadar çok çığlık atarsa atsın albümlerinin yeterli ilgiyi görmediğini biliyorum. Dolayısıyla piyasa için değil halk için müzik yapmak gerektiği ortaya çıkıyor. Ben olabildiğince müziğimi, halkın kültürel değerlerine saygıyı öne çıkartarak yapıyorum. Bir ayda albüm yapılıp üç ayda nasıl tüketildiğini biliyoruz, bunu Karadeniz insanı da görüyor.. Ve sırf albüm satsın diye yapılan rezilliklerin de yöre halkı gayet iyi farkında...

Kültürümüz çok zengin. Bazıları bu kültürü yaşatmaktansa, kendini yaşatmayı tercih ediyor. Bu kültürün güzel değerlerinin günümüzde sözüm ona sanatçılar tarafından nasıl katledildiğini gayet iyi görüyoruz.

Karadeniz dendiği zaman ortada çok sayıda isim dolaşıyor. Bunların o kültürün içinde ne kadar yaşadıklarını, o kültürü ne kadar iyi bildiklerini de sorgulamak gerekiyor. Karadeniz müziğinde aslında bir üretim ve koruma güdüsü de yok ki! Sadece varolanla kendini beslemeye çalışma derdi var.

Karadeniz müziği deniyor. Ama kimsenin ağzından Kemal Sahir Gürel diye bir isim çıkmıyor. Merak ediliyorsa bugüne kadar yapılan albümlerin kapakları şöyle bir incelensin. Kemal Sahir Gürel'in kim olduğu anlaşılacaktır. Varım diye ortalarda dolaşanların müzikal arka planlarında hep O vardır. Aramızda Karadeniz'e gerçekten sevdalı ve Karadenizli olan biridir.

Merak ettim şimdi, Kemal Sahir Gürel'in adını anmaktan neden imtina edilir ki!...
Her ne kadar bir takım kültürel değerleri toplumun farklı katmanlarına sunmak için ortaya çıktığını iddia etse de birileri, tam tersi o kültürün üstüne çıkıp kendilerini vitrinleştirmeye çalışıyorlar.

Kemal Sahir adı öne çıkartılırsa, bazı müzikal formaların gerçekte kime ait olduğunu ortaya çıkar diye mi korkuluyor?
Hayır, bunu söylemeye çalışmıyorum. Bir kültürün zenginliğini, değerlerini vitrinleştirmektense, kendini öne çıkartma sevdasındaki insanlar hayli hayli Kemal Sahir'i arka plana itebilirler. Karadeniz ve Laz müziğinin zengin renklerinin ortaya çıkmasında en çok emeği olan kişi O'dur. Ve çok önemli bir müzisyendir, yani gizli kahramandır.

Karadenizli bir sanatçı olarak, sadece işin müzik boyutu ile ilgilenmek, oradaki sosyal, kültürel, ekolojik sorunları görmezden gelmek sizce nasıl bir durum?
Elbette bu doğru değil. Orası bizim beslendiğimiz kaynaktır. Karadeniz'le ilgili sorunlara sahip çıkmak aynı zamanda bizim görevimizdir. Bölgemizde ciddi anlamda doğal tahribat var, ekolojik denge bozuluyor. Bizden binlerce yıl sonra dünyaya gelecek insanlar için onlar adına karar verip, onların geleceğini etkileyecek işler yapma hakkına asla sahip değiliz. İnsanlar doktora gitmekten korkar oldular. Kanser insanımız için salgın bir felaket hale geldi. Hayvanlar doğadan ihtiyacı olan kadarını alıyor, yani bir şekilde doğaya sahip çıkıyor. Ama ne yazık ki insanoğlu kendi doğasını, beslendiği kaynakları yok etmekten geri durmuyor.

Bundan sonraki hedef ne?
Yapmış olduğum üç albüm çalışmasıyla birlikte kendimi de müzikal anlamda zenginleştirdim diye düşünüyorum. Sürekli söylemiş olduğum bir nokta var ki, bu çalışmaları yaparken asla ve asla ticari düşünmedim. Ticari düşünenlerin ne halde olduğunu görüyoruz zaten. Bundan sonrasını anlamak için bugüne kadar yapılanlara şöyle bir bakmak yeterli diye düşünüyorum. Ama gelecekte, bu zenginliklerin büyük bir bölümü Kemal Sahir Gürel ve Kazım Koyuncu'ya ait olmakla birlikte, bundan sonra daha çok kendi inisiyatifimi kullanmak istiyorum...

07.02.2007

Röp: İsmail Bucaklişi lazurı com dan alıntı

_________________
Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: Gökhan Birben
İletiTarih: Per Haz 14, 2007 11:19 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Oca 17, 2006 11:01 pm
İleti: 3599
Konum: Ankara
Resim



Cavit Bey eline sağlık...

_________________
.

.............. Resim

Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: Gökhan Birben
İletiTarih: Cum AÄŸu 31, 2007 8:11 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Ağu 29, 2007 4:16 pm
İleti: 16
karadenizli müzisyenler arasında en sevdiklerimden biridir gökhan birben
yazı gerçekten çok güzel teşekkürler


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: