Sistem saati: Cum Tem 04, 2008 8:10 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Ömer Yılmaz
İletiTarih: Sal Tem 17, 2007 2:45 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Nis 10, 2006 5:48 am
İleti: 240
Konum: İzmit
Resim
Devlet opera ve balesi sanatçısı, Tenör.(D. Zigana, Gümüşhane, 1953 - Ö. Ankara, 7 Nisan 2006)

1974 yılında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nde göreve başlayan Yılmaz, bugüne kadar Mozart'ın "Saraydan Kız Kaçırma", "Zaide", "Sihirli Flüt", "Don Giovanni", "Cosi Fan Tutte", Rossini'nin "Sevil Berberi", Donizetti'nin "Don Pasquale", "Aşk İksiri", "Rita", Çaykovski'nin "Yolanta", Borodin'in "Prens Igor", Verdi'nin "Rigoletto", Gounod'un "Faust", Hacıbeyov'un "Arşın Mal Alan", Strauss'un "Yarasa", Lehar'ın "Tebessümler Diyarı", Carl Orff'un "Carmina Burana" eserlerinde başrol oynadı. Yurtiçi ve dışında çok sayıda etkinliğe de katılan Yılmaz, 2002 Dünya Kupası'nda Seul'de İstiklâl Marşı'nı seslendirdi. Gitarist Bekir Küçükay ile birlikte Sevda Türküleri adlı albümü yayınlanan Yılmaz, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. İyi bir Atatürkçü ve Cumhuriyet savunucusu bir insandı. Ankara Karşıyaka Mezarlığına defnedilmiştir. Anısına her yıl doğduğu köyde ve Trabzon Karadeniz Üniversitesi'nde törenler düzenlenmektedir.

Kaynak Wikipedi



MUSTAFA BALBAY'ın 09.04.2006'da Cumhuriyet'te "Ömer Yılmaz'a Saygı ve Sevgi" adıyla yazdığı yazı:

Ömer Yılmaz... Operanın Türküsü!

Ölüm her yaşta erken ama, 53 yaş hiç de üretken bir sanatçıya yakıştırılabilecek son değil. Neylersiniz, doğanın o değismez yasası, Ankara Devlet Operası solisti, tenor, Atatürkçü çizginin sanat ısıği Ömer Yılmaz'ı aramızdan çekip aldı.
Bir toplum, sanatçıları kadar çağdaştır. Onlar, toplumun rengidir, sesidir, kendisidir. Ömer Yılmaz hem sanatın uçsuz bucaksız okyanuslarında kulaç atan hem de Anadolu'nun her karışına ayak basan çalışkan bir sanatçıydı.
Anadolu'dan aldığını okyanuslarla paylaşan, okyanuslardan getirdiğini Anadolu'ya döküp harmanlayan çok özel bir sanatçıydı.

Hani şöyle bir tanımlama yapsak yeridir:

O, operanın türküsüydü!

Neler sığdırmadı 53 yıla...
Carmina Burana'dan Saraydan Kız Kaçırma'ya kadar onlarca eserde başrolü üstlendi. Verdiği konserleri özetlesek kaç sütun ister... 5 kıtada Türkiye'yi temsil etti. Futbolseverler onu, 2002'de 3. olduğumuz Seul'deki Dünya Futbol Sampiyonası'nda İstiklal Marşımızı seslendirirken dinlediler.
Ömer Yılmaz tam bir Ruhi Su hayranıydı. Onun için Ruhi Su'nun bugünkü temsilcisi desek abartma olmaz. Operayı dolduran o güçlü sesiyle türkülerimizi öylesine güzel yorumlardı ki...

***
Türkiye'de nasıl yaygın bir ''çek-senet'' mafyası varsa, bunun yanında özetleyebileceğimiz şöyle bir mafya daha var:
Çek-sanat mafyası!
Onlar bir sanatçıyı alıyorlar, kendi istedikleri biçime sokuyorlar, sanatçının değil kendilerinin belirledikleri sarkıları söyletip bir piyasa oluşturuyorlar.
Ömer Yılmaz böyle bir dünyanın kıyısından bile geçmedi. İsteseydi, küçücük bir evet işareti yapsaydı, maddi getirisi bugünkü durumuyla hiç ölçülmeyecek bir dünyanın insani olurdu.
Ama Ömer Yılmaz bu dünyanın yerine, Atatürkçülerin, sanatın evrensel ve toplumsal değerine inanan insanların, kurumların yanında kalmayı yeğledi.
Ömer Yılmaz gibi nice, çek-sanat mafyasının egemenliğine meydan okuyan gerçek sanatçılara selam olsun...
****
Ömer Yılmaz benim sahne arkadaşımdı!
Ankara'da, başta Atatürkçü Düşünce Derneği'nin organize ettiği ''Ustalara Saygı'' geceleri olmak üzere, pek çok etkinlikte şöyle bir program olurdu:
Konuşmalar ve Ömer Yılmaz- Tuncer Tercan 'ın dinletisi!
Kimi konuşmalarda ben de olurdum. Önce bizler sözümüzü söylerdik, sonra onlar türkülerini...
Ne güzeldi...
Hiçbir maddi karşılık beklemeden, özel bir ortam hazırlığı istemeden, elinde saz, dilinde türkü her etkinliğin ayrı bir rengi, ışığı olurdu...
Hastalığı tüm dostlarını üzmüştü. Kış başında Tevfik 'lerin evinde oturduk. Direniyordu... ''Sahneye çıkmayı başarabilirsem, yırtacagim'' diyordu.
Çıktı da...
Bir yanda tedavi bir yanda sahne...
Ama olmadı...
Şimdi herkesin ona bir gönül borcu var... Kim bilir, belki katılıp türküyle çoğalttığı geceler bir araya getirilir...
Ömer Yılmaz'ı yitirdik... Yurt sevgisinin, Atatürk bilincinin, saz tellerinin, ses tellerinin, salonların, sahnelerin, meydanların, türkülerin başı sağ olsun...



Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: