Sistem saati: Cum Tem 04, 2008 8:10 am

Tüm zamanlar UTC





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Helessa Yalessa!...
İletiTarih: Pzr Haz 24, 2007 5:58 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Tem 02, 2006 11:48 am
İleti: 1526
Konum: artvin
Helessa Yalessa!...
Lazona'da yaşam, doğaya karşı amansız bir mücadeleyi gerektirir. Aileler birçok durumda birbirleri ile karşılıksız ve koşulsuz dayanışma ve yardımlaşma içinde olurlar. Bu, yaşamın her alanını içine almakla birlikte en çok ekim, hasat, ev yapımı, yük taşıma, teknelerin denize indirilmesi ya da çekilmesi gibi zor işlerde ortaya çıkar. Ölüm, doğum, evlilik gibi insanların daha çok manevi dünyalarına seslenen durumlarda da dayanışma çok yoğun olarak yaşanır.

Lazona'da aileler arasındaki bu dayanışma en güzel biçimiyle imecelerde ortaya çıkar. Genellikle kadın ve erkek imeceleri ayrı ayrı yapıldığından isimleri de farklıdır; kadınların imecesine noderi, erkeklerin imecesine de meci denilmektedir. Ama işin durumuna göre kadın ve erkek imecelerinin bir arada yapıldığı da olur. İmeceler bir ailenin tek başına yapamayacağı ya da yapabilse dahi uzun zaman alabilecek işlerde gerek duyulan toplumsal örgütlenmelerdir. Öte yandan imeceler, Laz kültürünün var olma, geleceğe taşıma ve kendini yeniden üretme alanları olmaları bakımından da öneme sahiptirler.

Lazona'da imeceye katılmak erkek ve kadınlar için aynı zamanda bir eğlence anlamına gelir. Bü yüzden
ailede kimin imeceye katılacağı bir başka açıdan sorun olur çünkü her yetişkin imeceye katılmak ister.

Ağır iş yaşamının daha çok kadınların üzerine yüklendiği Lazona'da kadın imeceleri erkek imecilerine göre daha katılımlı, coşkulu ve eğlenceli olabilmektedir. İlk baharda tarlaların ekiminden odun taşımaya ve ekinlerin hasadı dahil bütün işler noderi denilen kadın imeceleri ile yürütülür. Bir kadının en iyi yine bir kadın tarafından anlaşılabileceği düşünülürse bu ahenkli imeceler daha iyi anlaşılacaktır. Zira erkekler arasında husumet dahi olsa kadınlar bunu kendi aralarında bir sorun haline getirmezler ve birbirlerine yardım etmekten vazgeçmezler. İmecelerde özellikle kadınlar açısından dayanışma duyguları doyuma ulaşır. Yeni dostluklar gelişir, iş yaşamının ağırlığı ve dağınık yerleşimden dolayı nadiren buluşabilen kadınlar bir araya gelirler. İmecede iş şarkıları söylenir. İş sırasında ve arasında kadınlar gruplar halinde şarkılarla karşılıklı atışmalarda bulunurlar.

Öte yandan genç kızlar imecelerdeki çalışkanlıkları ile göze girebilmekte ve evliliklerin yolu açılabilmektedir. Bu yönüyle imeceler düğünlerle birlikte kadınların sosyal ihtiyaçlarını karşılayabildiği mekanlardır.

İmecelerin diğer bir özelliği de her imecenin bir liderinin bulunmasıdır. Bu kişiler nüktedanlığı, toparlayıcılığı ve konuşmaları ile köyün en beğenilen insanlarıdır. Önemli olan çok iş yapmaları değil insanları eğlendirerek, yüreklendirerek, dayanışmaya coşku katarak imeceyi renklendirmeleri, çekici hale getirmeleri ve iyi bir dayanışma örgütlemeleridir. Çoğu zaman insanlar liderin kim olduğuna bakarak imeceye istekle katılır ya da katılmak istemezler.

İmecelerin en çok beğenilen diğer yanı ise o gün hazırlanan özel yemeklerdir. İmeceyi düzenleyen aile o güne has en güzel yemekleri hazırlar. Laz böreği ve baklavası imecelerin gözde tatlılardır. İmece hazırlığı birkaç gün öncesinden başlar. Bunun için yemekleri beğenilen biri aşçı olarak görevlendirilir.

Resim

Erkek imeceleri ise genellikle ağır işlerin yapılmasında örgütlenirler. Ev yapımı, büyük ağaçların taşınması, kayığın karaya çekilmesi ve yüzdürülmesi en önemlileridir. Ayrıca yol yapımı ya da onarımı gibi köyün ortak işleri de erkek imeceleri ile yapılır.

Yaşlıların anlatımlarına göre, bundan elli yıl öncesine kadar, aileler insanları imeceye çağırmak için tek tek evleri dolaşmaz, köyün hakim noktasından yüksek sesle bağırarak imece haberini duyururdu. Hatta bu yöntem başka köylerden insanları çağırmak için de kullanılırdı ki Laz kültüründe imeceye katılmamak ancak çok geçerli bir mazeretle mümkün olabilmekteydi.

Erkek imecileri, kadın imecilerine göre daha gürültülü ve güç gösterilerine dönüşürdü. En ağır yükü kaldıran, en çok yük taşıyan ya da iş yapan kişi diğerlerine karşı kendini üstün hissederdi ve herkes tarafından saygı duyulur, büyüklüğü kabul edilirdi.

Erkek imecelerinde ho ho ho hoooooy! Bağırışları ile yankılanır her yer. Hep birlikte ağır bir yükü kaldırabilmek için ön hazırlık, motivasyon ve eş zamanlı yoğunlaşma gereklidir. Helessa yalessa sözleri ile başlayan şarkı bu hazırlığı anlatır. Son aşamada ise hep birlikte ho ho ho hoooooy! bağırışları yankılanır ve yük kaldırılır.

Erkek imeceleri hakkında ilginç anlatımlar bulunmaktadır. Ağaç taşıma imecesinde çok sayıdaki kişi büyük bir ağacı kaldıramamaktadır. Onca çaba boşa çıkar. Bunun üzerine bir çare düşünülür. Katılımcıların coşkusunu arttırmanın tek yolu tulum[1] sesidir. Tulumcu gelir. Taşınacak ağacın üzerine oturur. Tulum şişer ve çalmaya başlar. Coşkuya kapılan imececiler helessa yalessa heyya moli yassa hissa hoooy!...[2] sözleri ile coşku doruğa çıkar ve ho ho ho hoooooy!... bağırışları ile ağaç kaldırılır. Lazona'nın kimi yerlerinde bu görevi tulumcu yerine kemençeci yerine getirirdi.

Laz kadın ve erkek imecelerinin kendilerine özgü şarkı ve rituelleri vardır. Kadın imecelerinde, özellikle ekim sırasında yamo şarkıları söylenir.[3] yamo, kadınlar arasında en çok söylenen ve kadın imeceleri ile özdeşleşmiş bir iş şarkısıdır. Kadınlar tarlanın kazılması sırasında bir araya gelirler ve hep birlikte bu şarkıyı söylerler.

Kadın imecelerinde yapılan ve günümüzde artık unutlmuş ilginç bir rituel bulunmaktadır.[4] Mısır ekimi imecesine katılan kadınlar işe başlamadan evvel, tarla düz ise ortasına, eğimli ise başına bir küp koyarlar. Bu küp ulaşılacak nihayi ortak hedefi işaret eder. Kadınlar ikişerli olup şarkılar eşliğinde tarlayı kazmaya başlar. Kazmaların toprağa her inişini toprak yüzeyinde kazmaların iki kez bir birine vuruşu takip eder. Böylece çok sayıdaki çift aynı anda kazmayı toprağa vurur ve ortak bir tempoyla birlikte ortak bir ritm yakalanmış olur. Hedef tarlanın orta ya da başındaki küpe ulaşmaktır. Bu ise kendi içinde heyecanlı bir rekabet doğurur. İşin sonuna doğru bütün çiftler küpün etrafında birleşirler ve kazmayı vurup küpü kırar. Ardından herkes kazmasını küpe indirir. Küp param parça edilir. Bu, işin bittiğini gösteren son ritueldir. Böylece imece de sona erer.

Bu şarkılar ve ritueller sırasında dayanışma ve birlik ruhu en üst noktalara çıkar, herkes aynı amaç için aynı ruhla bir araya gelir, tek vücut olur.

Ne var ki, bundan sonra yazacaklarım tatlı bir rüyadan uyanmak gibi olacaktır. Ancak artık ne Helessa yalessa ne de Yamo şarkıları kaldı geriye. 1970'lerde çay tarımına geçilmesinin ardından kısa sayılabilecek on-onbeş yıllık bir zaman içinde, geçmişte insanların yaşamlarını sürdürebilmek adına yaptıkları işler yerini meta üretimi ve para kazanma amacını öne çıkaran kapitalist üretime bıraktı. Yine de imecelerde ifadesini bulan dayanışmanın tamamen ortadan kalktığını söylemek çok doğru olmayacaktır. Az da olsa komşular arsında, çay hasadı, odun taşıma ve ev yapımı gibi işlerde yardımlaşma sürmektedir, eski coşkusunu ve anlamını yitirmiş dahi olsa...

Yazının sön bölümünde hem kadın imecelerini hem de bunun bitşini anlatan Sosyalist Laz şair Helimişi Xasani'nin bir şiirini Lazca ve Türkçe çeviri olarak buraya iliştirmek anlamlı olacaktır.

AR YAZİRTHU / BİR YAZ GÜNÜYDÜ

Ar yazi thu qonas na vogni yamo
Mevançhi noderis do tamo-tamo
Bozopek noderis ibirthes yamo
Ekho mskva mo thu he yamo

Bir yazdı tarlada yamo'yu duyduğumda
Yavaş yavaş yaklaştım imeceye
Kızlar Yamo şarkısını söylüyorlardı
Ne kadar da güzeldi o Yamo'lar

Rakhanik ran3hkhalams yamoÅŸ sersiten
Tempo dokaçamthes mtelik bergiten
Kimis sari yazma kimi xaseten
Nudginan qonas do ibiran yamo

Tepeler Yamo sesleri ile yankılanıyordu
Herkes kazmalarla tempo tutuyordu
Kiminin sarı yazması kimin örtüsü vardı başında
Durmuşlar tarlanın başında Yamo'yu söylüyorlardı

QonaÅŸ ar quciÅŸen boxosarthi ma
Mteliti mod thes phia ekho mskva
Mtelis uÄŸuthu txozeri toma
Vusimin ibiran yamo heyamo

Ben tarlanın bir ucundan izliyordum
Acaba hepsi de neden bu kadar güzeldi
Hepsinin de örgülü saçları vardı
Dinledim şarkı söylüyorlardı Yamo heyamo

Va mÅŸuns mukho oras hek meÅŸapxerthi
Yamoşi methi mutu çkva va vognamthi
Toli obdvi muçho ncireli vorthi
Xvala vognamthi yamo heyamo

Hatırlamıyorum nekadar kaldım orada
Yamo'dan başka bir ses duymuyordu kulaklarım
Kapadım gözlerimi, nasıl da uykuluydum
Sadece Yamo sesleri vardı kulaklarımda

Çhumandel limcişa hek komevakti
Var oxovo3honi mekhilu vakti
Qali kagelaktu yaziÅŸ mjorakti
Hemuşkule çkva var vogni yamo

akşama dek kalakaldım orada
Zaman akıp geçti anlayamadım
Yaz güneşi de çevirmişti artık başını
O günden sonra bir daha duymadım yamo

emel aha sana Helessa Yalessa!...

_________________
Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: Helessa Yalessa!...
İletiTarih: Pzr Haz 24, 2007 9:24 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Oca 16, 2006 9:26 am
İleti: 1471
Konum: İstanbul
Cavit Abi sağolasın, çok sevindim bu yazıyı görünce. icon_e_smile.gif

Eski denizciler arasında da uygulanan bir gelenktir bu diye biliyorum. Hatta zamanla bayram günlerinde çocuklar kapı kapı dolaşıp gerek yardım, gerek insanların kendilerine katılarak eğlenmelerini istemek için bağırırlarmış "Helesa Yalessa!" diye...

Yanlışım varsa düzelt abicim.


Keşke hiç susmasa Helesa sesleri!... icon_e_smile.gif

_________________
Gekommen um zu bleiben!


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: