Sistem saati: Cum Tem 04, 2008 8:10 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 8 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Nurettin Rençber
İletiTarih: Pts Haz 26, 2006 8:25 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Haz 19, 2006 8:27 pm
İleti: 470
Konum: Düzce
Resim



1960 yılında Mersin’de dünyaya gelen Nurettin Rençber’in bir yanında her zaman köylülük olmuÅŸtur. Çünkü, 1954’te ekonomik zorluklar nedeniyle Adıyaman-Kahta’nın Sevik köyünden Mersin’e göç eden ailesi, Kürt köylü kültürünün özellikleriyle onu çocukluÄŸunda eÄŸitmiÅŸlerdir. Dolayısıyla yaÅŸamın dalgalarına binip okyanuslara açılırken, kır-kent, Kürt-Türk-Arap kültürlerinin izlerini de beraberinde götürmüştür bu yolculukta.

O, lise öğrenimi sonrasında Urfa Meslek Yüksek Okulu’nda bir yıl okuduktan ve Mersin’de kısa bir süre fabrika işçiliÄŸi yaptıktan sonra, 1981’de Dil ve Tarih-CoÄŸrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi olarak Ankara’ya gelir. Burada maceralı geçen öğrencilik döneminin ardından 1987’de Trabzon Tonya’da öğretmenliÄŸe baÅŸlar. Aynı yıl meslektaşı Meral Hanım’la evlenirler. 1992’ye kadar kaldıkları burada YiÄŸit adında bir çocukları dünyaya gelir. Daha sonra Çorum’a, oradan da halen yaÅŸamakta oldukları KırÅŸehir’e giderler. Bu süreçte de kızları Eylül yaÅŸama gözlerini açar. Yaklaşık dört yıl önce öğretmenliÄŸi tümüyle bırakıp zamanını müziÄŸe veren Nurettin Rençber, bu sanata yönelme sürecini de şöyle anlatmaktadır :

“Ses olarak türkülerle büyüdüm, türküler söylerdim. BaÄŸlamayla fiili olarak buluÅŸmam ise 1977’de Mersin’de gerçekleÅŸti. ArkadaÅŸ çevrem, sesimi çok sevdiklerini ve baÄŸlamamı geliÅŸtirmemi istiyorlardı. Ancak ailem karşı çıkıyordu.”

Sanatını geliÅŸtirme olanağını üniversite öğrenciliÄŸi döneminde bulan sanatçı, ilk beste çalışmalarını da 1981-85 yılları arasında icra eder. İlk bestesi de “Cemile”dir. Öğrenci gençlik arasında sevilen bu bestelerinden oluÅŸan bir demeti 1985’te AST’taki bir konseriyle müzik dünyasına sunar. Ki, ancak 1992’de kasetleÅŸen “DaÄŸ Türküleri ve Deniz Åžarkıları” bu dönemin ürünüdür.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda EÄŸit-Der, EÄŸit-Sen, EÄŸitim-İş gecelerinde konserler verir. Bu süreçte ÅŸair ve aydınlardan albüm yapması için öneriler gelir. Bunlardan Erhan Oban (Dede) ÇaÄŸdaÅŸ Türküler olarak kaset yapmak için giriÅŸimde bulunur; ancak çalışma bitmeyince Ümit Erol’la ilk kasetini Ezgi Kasetçilik’ten çıkarırlar. 1996’da müziksever lerin beÄŸenisine sunulan EÅŸkıya Türküleri’yle, ö-zellikle Mehmet Bayrak’ın aynı adlı kitabından esinlenerek müzik dünyasına kazandırır. 1997’de yaptığı “Kalbimdeki Yangın” ve 1999’da ürettiÄŸi “Ay Düşünce” albümlerinin yayınlanmasından sonra ÅŸunları söylemiÅŸtir:

“İnsan yapısı itibariyle kendini ifade etmekten hoÅŸlanır. Kimi zaman ÅŸarkılarla ifade eder. Ben de kendimi böyle anlatıyorum. Farklı bir tarz yaratmak gibi özel bir iddiam yok; ama kendini ifade edecek yeteneklerin, sözün, enstrüman kullanmak gibi özelliklerin varsa tarz da oluÅŸuyor. Bu eÄŸilimin Dünya’ya yansıması, insanları etkilemesi söz konusu olabilir. Ancak günümüzde sistemin nimetlerinden yararlanmayı amaçlayan hangi sanatçı özgün bir tarz geliÅŸtirebilir ki!..”

“Müzik anlayışını belirleyen önemli etkilenmeler” üzerine de Nurettin Rençber, ÅŸunları söylemiÅŸtir: “Siyaset Meydanı’nda türkü tartışması vardı. Taraflar kendi tarzlarını örnekliyorlardı. Bakın, türkü okuyanların çoÄŸu kültürlenme, hayata bakış biçimleri, hatta konuÅŸma özellikleriyle sınırlı yaratımda bulunuyorlar. Bu benimle de ilgili. Bir ÅŸarkıda ‘Uçurumdan atlarken bulutlara gülümsemeyi unutma”yı söyleyen bir Rock Grubu vardı. Bu müziÄŸi yapanlarda bilinçli bir tarz ve özgür çıkış var. Bunların edebiyatı beni etkiliyor. Kendi alanım açısından ise, türküye ruh veren, onu canlandıranlar, güzel okuyanlardır. Genel olarak edindikleri okuma tarzları dışında kendilerini geliÅŸtirenler çok az.

“Türkiye’de tarz geliÅŸtiren müzik ustaları”na dair görüşlerine gelince : “Sezen Aksu, Barış Manço, kendi tarzında Orhan Gencebay önemli.” Bu ifadenin arkasından sözü kendisine getiriyorum.

“Senin çalışmaların, hedefin neye karşılık geliyor?” Şöyle yanıt veriyor: “Ben ÅŸarkılarımda insanlara dokunulmazlık özgürlüğü yaratmak istiyorum. Yoksa aÅŸk ÅŸarkılarıyla tarz ve dokunulmazlık yaratılmaz. Kendimi daha çok ‘Ay Düşünce, Karagül ve Ayrılık Vakti’ ÅŸarkılarımla ifade ettiÄŸimi düşünüyorum. Halk ÅŸiirinin koÅŸma ve tasavvuf biçimlerinde de söylemeye çalıştım; ama kentli aydın yanımla bunları sürdürmem mümkün deÄŸil.”

Son olarak, etnomüzikle ilgili Nurettin Rençber’in. Düşüncesi ise şöyle: “Etnomüzik çalışmalarını çok yakından izlemedim. Ancak birtakım çalışmaları yararlı görüyorum. ÖrneÄŸin BoÄŸaziçi Gösteri Sanatları TopluluÄŸu, yaygın adlarıyla “KardeÅŸ Türküler”in çabalarını anlamlı buluyorum. Birol TopaloÄŸlu’nun çalışmaları da bu alanda çok olumlu. Bazı etnomüzik çalışmalarında Kürt müziÄŸinden öğelerle Kızılderili müziÄŸinin sentezinin yapıldığını hissedebilirsiniz. DoÄŸrusu bu tür çalışmaların yeni halk müziÄŸi sentezlerine dönüşmesidir.”

“Son yıllarda emperyalizm ötesi koÅŸulların yarattığı yeni bir bunalım yaÅŸanıyor ve bunalımın sürekliliÄŸini insanların kanıksayarak içlerine sadece duygusal düzeyde yönelmeleri için teknolojinin olanaklarıyla kuÅŸatılan “dar sanat” faaliyetleri öne çıkıyor. Åžiir ve müzik, bu duruma uygun en çok kullanılan iki sanat dalı. Neredeyse, insanın baÅŸkaldırı geleneÄŸini tümüyle törpülemeye yönelik ve silik bir duygu atmosferi oluÅŸuyor

_________________
Gözlerinin Dokunduğu Her Mekan Memleketim...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Sal Haz 27, 2006 8:33 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Nis 13, 2006 11:21 am
İleti: 1187
Konum: Konar-Göçer
teşekkürler Orhan,yarın görüntü kayıtları ezosuyla nurettin rençberine kavuşsun bari :)

_________________
say'a saygı için
temaÅŸa kafi gelmez
bilmem acep niçin???
bir fikir beyan edilmez


Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Sal Haz 27, 2006 9:46 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Haz 19, 2006 8:27 pm
İleti: 470
Konum: Düzce
haklısın arkadaş kavuşsun bende kavuşim tabi :)

_________________
Gözlerinin Dokunduğu Her Mekan Memleketim...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Per Tem 27, 2006 7:32 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Nis 13, 2006 11:21 am
İleti: 1187
Konum: Konar-Göçer
biraz geç oldu ama Blue_Colorz_PDT_14

http://www.delidervis.net/viewtopic.php?p=53008#53008

_________________
say'a saygı için
temaÅŸa kafi gelmez
bilmem acep niçin???
bir fikir beyan edilmez


Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Pts Tem 31, 2006 12:27 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Haz 19, 2006 8:27 pm
İleti: 470
Konum: Düzce
ellerine sağlık arkadaşım bende biraz geç kaldım sanırım teşekkür etmek için:)teşekkürler.

_________________
Gözlerinin Dokunduğu Her Mekan Memleketim...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: NURETTİN RENÇBER-Kısaca hayatı ve eserlerinden örnekler
İletiTarih: Cum Nis 27, 2007 8:30 am 

Kayıt: Cum Nis 20, 2007 11:22 am
İleti: 80
Konum: İstanbul
1960 yılında Mersin’de dünyaya gelen Nurettin Rençber’in bir yanında her zaman köylülük olmuÅŸtur. Çünkü, 1954’te ekonomik zorluklar nedeniyle Adıyaman-Kahta’nın Sevik köyünden Mersin’e göç eden ailesi, Kürt köylü kültürünün özellikleriyle onu çocukluÄŸunda eÄŸitmiÅŸlerdir. Dolayısıyla yaÅŸamın dalgalarına binip okyanuslara açılırken, kır-kent, Kürt-Türk-Arap kültürlerinin izlerini de beraberinde götürmüştür bu yolculukta.

O, lise öğrenimi sonrasında Urfa Meslek Yüksek Okulu’nda bir yıl okuduktan ve Mersin’de kısa bir süre fabrika işçiliÄŸi yaptıktan sonra, 1981’de Dil ve Tarih-CoÄŸrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi olarak Ankara’ya gelir. Burada maceralı geçen öğrencilik döneminin ardından 1987’de Trabzon Tonya’da öğretmenliÄŸe baÅŸlar. Aynı yıl meslektaşı Meral Hanım’la evlenirler. 1992’ye kadar kaldıkları burada YiÄŸit adında bir çocukları dünyaya gelir. Daha sonra Çorum’a, oradan da halen yaÅŸamakta oldukları KırÅŸehir’e giderler. Bu süreçte de kızları Eylül yaÅŸama gözlerini açar. Yaklaşık dört yıl önce öğretmenliÄŸi tümüyle bırakıp zamanını müziÄŸe veren Nurettin Rençber, bu sanata yönelme sürecini de şöyle anlatmaktadır :

“Ses olarak türkülerle büyüdüm, türküler söylerdim. BaÄŸlamayla fiili olarak buluÅŸmam ise 1977’de Mersin’de gerçekleÅŸti. ArkadaÅŸ çevrem, sesimi çok sevdiklerini ve baÄŸlamamı geliÅŸtirmemi istiyorlardı. Ancak ailem karşı çıkıyordu.”

Sanatını geliÅŸtirme olanağını üniversite öğrenciliÄŸi döneminde bulan sanatçı, ilk beste çalışmalarını da 1981-85 yılları arasında icra eder. İlk bestesi de “Cemile”dir. Öğrenci gençlik arasında sevilen bu bestelerinden oluÅŸan bir demeti 1985’te AST’taki bir konseriyle müzik dünyasına sunar. Ki, ancak 1992’de kasetleÅŸen “DaÄŸ Türküleri ve Deniz Åžarkıları” bu dönemin ürünüdür.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda EÄŸit-Der, EÄŸit-Sen, EÄŸitim-İş gecelerinde konserler verir. Bu süreçte ÅŸair ve aydınlardan albüm yapması için öneriler gelir. Bunlardan Erhan Oban (Dede) ÇaÄŸdaÅŸ Türküler olarak kaset yapmak için giriÅŸimde bulunur; ancak çalışma bitmeyince Ümit Erol’la ilk kasetini Ezgi Kasetçilik’ten çıkarırlar. 1996’da müziksever lerin beÄŸenisine sunulan EÅŸkıya Türküleri’yle, ö-zellikle Mehmet Bayrak’ın aynı adlı kitabından esinlenerek müzik dünyasına kazandırır. 1997’de yaptığı “Kalbimdeki Yangın” ve 1999’da ürettiÄŸi “Ay Düşünce” albümlerinin yayınlanmasından sonra ÅŸunları söylemiÅŸtir:

“İnsan yapısı itibariyle kendini ifade etmekten hoÅŸlanır. Kimi zaman ÅŸarkılarla ifade eder. Ben de kendimi böyle anlatıyorum. Farklı bir tarz yaratmak gibi özel bir iddiam yok; ama kendini ifade edecek yeteneklerin, sözün, enstrüman kullanmak gibi özelliklerin varsa tarz da oluÅŸuyor. Bu eÄŸilimin Dünya’ya yansıması, insanları etkilemesi söz konusu olabilir. Ancak günümüzde sistemin nimetlerinden yararlanmayı amaçlayan hangi sanatçı özgün bir tarz geliÅŸtirebilir ki!..”

“Müzik anlayışını belirleyen önemli etkilenmeler” üzerine de Nurettin Rençber, ÅŸunları söylemiÅŸtir: “Siyaset Meydanı’nda türkü tartışması vardı. Taraflar kendi tarzlarını örnekliyorlardı. Bakın, türkü okuyanların çoÄŸu kültürlenme, hayata bakış biçimleri, hatta konuÅŸma özellikleriyle sınırlı yaratımda bulunuyorlar. Bu benimle de ilgili. Bir ÅŸarkıda ‘Uçurumdan atlarken bulutlara gülümsemeyi unutma”yı söyleyen bir Rock Grubu vardı. Bu müziÄŸi yapanlarda bilinçli bir tarz ve özgür çıkış var. Bunların edebiyatı beni etkiliyor. Kendi alanım açısından ise, türküye ruh veren, onu canlandıranlar, güzel okuyanlardır. Genel olarak edindikleri okuma tarzları dışında kendilerini geliÅŸtirenler çok az.

“Türkiye’de tarz geliÅŸtiren müzik ustaları”na dair görüşlerine gelince : “Sezen Aksu, Barış Manço, kendi tarzında Orhan Gencebay önemli.” Bu ifadenin arkasından sözü kendisine getiriyorum.

“Senin çalışmaların, hedefin neye karşılık geliyor?” Şöyle yanıt veriyor: “Ben ÅŸarkılarımda insanlara dokunulmazlık özgürlüğü yaratmak istiyorum. Yoksa aÅŸk ÅŸarkılarıyla tarz ve dokunulmazlık yaratılmaz. Kendimi daha çok ‘Ay Düşünce, Karagül ve Ayrılık Vakti’ ÅŸarkılarımla ifade ettiÄŸimi düşünüyorum. Halk ÅŸiirinin koÅŸma ve tasavvuf biçimlerinde de söylemeye çalıştım; ama kentli aydın yanımla bunları sürdürmem mümkün deÄŸil.”

Son olarak, etnomüzikle ilgili Nurettin Rençber’in. Düşüncesi ise şöyle: “Etnomüzik çalışmalarını çok yakından izlemedim. Ancak birtakım çalışmaları yararlı görüyorum. ÖrneÄŸin BoÄŸaziçi Gösteri Sanatları TopluluÄŸu, yaygın adlarıyla “KardeÅŸ Türküler”in çabalarını anlamlı buluyorum. Birol TopaloÄŸlu’nun çalışmaları da bu alanda çok olumlu. Bazı etnomüzik çalışmalarında Kürt müziÄŸinden öğelerle Kızılderili müziÄŸinin sentezinin yapıldığını hissedebilirsiniz. DoÄŸrusu bu tür çalışmaların yeni halk müziÄŸi sentezlerine dönüşmesidir.”

“Son yıllarda emperyalizm ötesi koÅŸulların yarattığı yeni bir bunalım yaÅŸanıyor ve bunalımın sürekliliÄŸini insanların kanıksayarak içlerine sadece duygusal düzeyde yönelmeleri için teknolojinin olanaklarıyla kuÅŸatılan “dar sanat” faaliyetleri öne çıkıyor. Åžiir ve müzik, bu duruma uygun en çok kullanılan iki sanat dalı. Neredeyse, insanın baÅŸkaldırı geleneÄŸini tümüyle törpülemeye yönelik ve silik bir duygu atmosferi oluÅŸuyor.”
AYRILIK VAKTİ
Vakti geldi ayrılığın
Ne yapsak boÅŸ
Kurtulamaz bu sevda
Bu amansız rüzgardan
Anla beni
Geçmişteki günlerimiz
Birer birer hayal oldu
Birer birer yalan
Gözlerindeki yaşı sil canım
Beni burda bırak git
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin
Bu aşk gömülmeli
Oysa senle
Çok zamanlar paylaşırdık
Acıları umutları
Hiç usanmadan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu ÅŸehirden
Sevgilim hoşça kal


AY DÜŞÜNCE

Ay düşünce denize
seni hatırlarım
ince ince yaÄŸan
yaÄŸmur iskeleye
yaklaÅŸan vapur
haydar paşa garı
seni hatırlarım

ay düşünce denize
kalbim çarpar telaşlı
bir kuÅŸ olur siyahlar
içinde bir kadın
ve yakasında ipiri
kırmızı bir gül
seni hatırlarım

ay düşünce denize
söylenmemiş sessiz
bir şarkıydım
tozup giden bir ilk kar
solgun begonya
kalkmak üzere bir tren
seni hatırlarım

AÄŸlama Yar

Sen Leyla'ydın bende Mecnun
Çöller içinde
Sen alevdin bende rüzgar
Küller içinde
Gel de bir gör şu halimi
Kullar içinde
Yeşermez bahçem
Kapanmaz yaram zaman içinde

AÄŸlama yar
Bir gün gelir bu hasret biter
Döneceğim ağlama
Bekle beni aÄŸlama

Her selamın her kelamın
Yanadır bende
Son bir kere görse idim
Son nefesimde
Sende git yar sende bırak
Sende unut beni
Kanasın yaram
Sararsın bahçem zaman içinde



Almanya Yolları

Almanya yolları karşıma karşı
Akıyor dinmiyor gözümün yaşı
Bülbül olmuş öter ayrılık kuşu

AÄŸla anam aÄŸla garibin oÄŸlun
Otuzuma varmadan sarardım soldum
AÄŸla anam aÄŸla garibin oÄŸlun
Seni eller içinde seçemez oldum

Göğerdi mi bizim köyün meşesi
Büyüdü mü ocağımın neşesi
Ne zorumuş yılda bir görüşmesi

AÄŸla anam aÄŸla garibin oÄŸlun
Otuzuma varmadan sarardım soldum
AÄŸla anam aÄŸla garibin oÄŸlun
Seni eller içinde seçemez oldum

Ciran

Kahta’nın çayı serin
DeÄŸmeyin yaram derin
Ciran burdan gidersen
Ya ben ne hal eylerim

Ciran Ciran Ciraney
Yaktın Adıyamaney
Bir acı kahve pişir
Olam sana mivaney
[Nakarat]

Eyleşir dam üstünde
İnce kemer belinde
Ölürüm Allah vekil
Saramazsam vaktinde
[Nakarat]

Çondo

Sabahınan ayışığı ışıdı beyim ışıdı
BeÅŸ adama bir demezdi herhalde eli boÅŸudu
Gedik başından başına sel yağmur gelir karşına
Nede yaman bildirmişler karakolda yüz başına
Lo lo lo lo
Çondo

Pınar başıdır evimiz sarızdan geçer
Yolumuz
Böyle zaman olmaz olsun çift gelir bizim ölümüz
Yücenin otu kurusun engini sümbül bürüsün
Sana silah çevirenin çondo elleri kırılsın
Lo lo lo lo
Çondo



Eski Yara

Eski yara eski yara
Sızlıyor eski yara
Yenisinden fayda yok
Varıp gidem eski yara

Eski yardan eski yardan
Geçilmez eski yardan
Yenisiyle gönül eyle
Yare kalsın eski yardan

Eski yara eski yara
Kapanmaz eski yara
Sinesine sürer mi
Geri dönsem eski yara

Eski yardan eski yardan
Gerçek sözler eski yardan
Ben yareyim sen derman
Kes umudu eski yardan

Eski yara eski yara
Kalbimde eski yara
Yüzlerce güzel var da
Hasretim ben eski yara

EZO
Sordum seni yıldızlara, ay ışığına.
Dediler tam bin yıldır görmedik onu.

Sordum kadin kitaplara, tozlu raflara.
Dediler o bizden önce buralardaydı.

Mağrur bir uçurum oldu kalbim.
Sen gittin gideli buralardan.
Ayrılık ne yaman bir ateşmiş.
Ne olur dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Ceylanları emziren bir eriğ gibi.
Kollarında uyut beni iblise inat.
Hey rüzgârın sevgilisi orman çiçeği,
Hasretim sensin gurbetim sen gün ışığım sen.

Mağrur bir uçurum oldu kalbim.
Sesin deler içimde kurşun gibi.
Ayrılık ne yaman bir ateşmiş.
Ne olur dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Gidin Turnalar

Aşkın aydınlığı gül yüzünde
Diyardan diyara gidin turnalar
Bir avuç gökyüzü gül telinize
DoÄŸru bizim ele gidin turnalar

Turnalar turnalar gidin turnalar
Gönülden gönüle konun turnalar
Turnalar turnalar gidin turnalar
Yareden yareye konun turnalar

Eşinden ayrılmış ceylan misali
Dört bir yandan esen rüzgar misali
Irmaklar dereler çaylar misali
DoÄŸru bizim ele gidin turnalar

İstanbul Önünde

istanbul önünde aynalı liman
başında tütüyor bin ince duman
ben bu yaman derde nasıl dayanam
uyan yavrum uyan kör uykulardan
uyan da haberim al kuytulardan
istanbul önünde uçmasın kuşlar
başıma geliyor olmadık işler
dayanmış kapına gece sarhoşlar
uyan yavrum uyan kör uykulardan
uyan da haberim al kuytulardan

Kahta Halayı

Bir evim var tahtalı
Gel gezeli Kahtalı
Eyle bir yar sevdim ki
Yüzü iki noktalı

Vey lo lo lori lori lo
Çıkalım dağlara lo
Bana yoldaÅŸ olmasan
Gelemem baÄŸlara lo

YeleÄŸim var inceden
Geçemem Narihce ' den
Yari haset ederim
Yerdeki karıncadan

Nemrut'un başındayım
Otuz üç yaşındayım
Aşağıda bulamazsam
Yukarıda peşindeyim

Karagül

İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda

Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...

Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...

Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz 2 nakarat
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül

Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...

Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...


Seydo

Åžu feleÄŸin iÅŸleri
Döktük kanlı yaşları
Geliyor arkadaşları

Kader ağını örmüş
Dediler seydo ölmüş
Kimler ağlasın sana seydo

Dağların rüzgarıydı
Öfkenin tufanıydı
Görseniz ne ihtişamlıydı
Çevirmişler dört yandan
Kurşun yağmış her yandan
Yıldızlara yoldaş ol seydo

Hey lo, lo lo seydo
Hey lo, lo lo seydo

Çarşıya varmasaydı
Yatsıya kalmasaydı
Vadesi tamam olmasaydı

Çölde ceylan yitmezdi
Seydo'ya güç yetmezdi
Zaten yaralı olmasaydı

Dağların rüzgarıydı
Öfkenin tufanıydı
Görseniz ne ihtişamlıydı
Çevirmişler dört yandan
Kurşun yağmış her yandan
Yıldızlara yoldaş ol seydo

Hey lo, lo lo seydo
Hey lo, lo lo seydo

Sirkelam
Evvel Cebrail ' in ilk kelamında
Kırklar meclisinde aşk meydanında
Muhammed Ali ' nin sirkelamında
Nihan söyleşirken dilinde idim

Yunus'un deryaya daldığı zaman
Kırk gündüz kırk gece kaldığı zaman
Ali Zülfikarı çaldığı zaman
Hayber kalesinde kolunda idim

Pir Sultan'ım içtim aşkın dolusun
Makadir bilmeze vermem yarısın
Bir kuşa seksen bin şehrin darısın
Nimet verilirken yanında idi

Yalnızlığa Serenad

İhanet yağmurunda
Islandık birer birer
Şimdi yorgun düşlerimiz
Yalnızız yalnız

Büyük hayat yolunda
Uslandık birer birer
Cehenneme hüküm giydik
Büsbütün yalnız

Hangi şehir alır bizi basar bağrına
Hangi yalan avutabilir yüreklerimizi
Kim çalacak kapımızı bir avuç tuz için
Bir dilim ekmek için yada aşk için

Aynalarda unuttuk
Geçmişin izlerini
Kırık dökük her anında
Kalmışız yalnız

Böyle mi olmalıydı
Bembeyaz türkülerle
Bağlandığımız bu hayat
Böyle mi yalnız


Yemen

kardaş bu yemen çöllerde kalırsa ölüm
künyemi yumadan yare götürün oy
bilmem kimlere diyem bu garip ahvalım
bir çöl-ü deryada kalakaldım oy oy
kurşunum kalmadı yandım siperde
düşman aman vermez yatarım yerde
aynı köyden geldik memedim nerde
ano yemendir
bela verendir
ölürüz burda
acep nedendir
burası Huş'tur
yolu yokuÅŸtur
mevlaam sılaya
bizi kavuÅŸtur
istihkaamın önü toz ile duman
ay karanlık yolum nereden bulam
çantamda mendilim kanlı kunduram

Yürürüm

ardinsira kostum dönersin diye
kiyametler koptu, sen hic duymadin..
gece gündüz gecer hayalin gözümden
günesim karardi, sen hic bilmedin..

birak üstüme gelsin ciplak atesin,
günahkar ruhumu yaksin da gecsin..
dagitsin icimde kalan ne varsa,
savursun külümü döksün de gecsin..

yürürüm gecede,yanarim senin icin..
bilirim yine de
sen asla dönmeyeceksin..

koparip gögsünden uzat yüregini,
kurusun gözyasim mahsere kadar..
nelere degistim senin hayalini,
bilseydin kalirdin sonsuza kadar...

birak üstüme gelsin ciplak atesin,
günahkar ruhumu yaksin da gecsin..
dagitsin icimde kalan ne varsa,
savursun külümü döksün de gecsin..

yürürüm gecede,yanarim senin icin..
bilirim yine de
sen asla dönmeyeceksin..


Nurettin Rençber çoğumuzun hayatında özel bir yeri olan eserlerin yaratıcısı.
CİRAN, KALBİMDEKİ YANGIN, VAKTİ GELDİ AYRILIĞIN, AY DÜŞÜNCE,
KARAGÜL, EZO, SUS,ESKİ YARA… ilk aklımıza gelenler. Tabi burada adını
anacağımız daha çok şarkısı,türküsü var. Hemen hemen bütün albümlerindeki
eserlerin ağırlıklı bir çoÄŸunluÄŸunun söz ve müzikleri Nurettin Rençber’e aittir.

‘UZAKTA ‘ NURETTİN RENÇBER’İN 7.SOLO ALBÜMÜ !

Albüm Ankara’da Artun Prodüksiyon stüdyosunda kayıtedildi. Aranjörü Mete Artun.
Yönetmenliğini Hakan Ünal yaptı. Albüm fotoğrafları İlyas Akkuyu (FSM) imzası
taşıyor. Önemli saz ustaları çaldılar.Yoğun bir emekle örgülendi.

NURETTİN RENÇBER ÇOK ÖZEL BİR SES !

Gerçekten kendine has hançeresi ve sesinin ayırt edici bir kimliğinin olduğunu
yürek rahatlığıyla söyleyebiliriz.Yine bestelerinin de yaka kartı oldukça belirgin.
Bu yüzden hemen ayırtedilebiliyor. Hüzün ve isyan karışımı bir renk.
‘Uzakta’ Albümü’nde kendine has müzikal izleÄŸi ve saundu yeni arayışlarla biraz
daha renklendirmiş.Seçilen enstrümanlar,aranje seçimleri,temalar ve sesini kullanma
biçiminde,daha ileriye doğru akan bir hedef koymuş önüne.
Hep sorulur,Nurettin Rençber’in müziÄŸine ne ad vereceÄŸiz,nereye koyacağız diye?
Nurettin Rençber kendi bestelerini yapıyor.Bunlar daha çok kentli insanın yaşamından
süzülüyor. Kendisi de kentli bir ozan. Protest bir duruşu var.

ALBÜMDE 12 ESER VAR

Bunların 8 tanesinin söz ve müziÄŸi kendisine ait. Ayrıca sözleri KaracaoÄŸlan, Sabahattin Ali Fevzi Dikmen’e ait sözlerin de müziÄŸi Nurettin Rençber’e ait. Adlarına gelince:
Dokunma kalsın,İçimdeki Ateş,Sus,Pirimiz Bizim,Uzakta,Türkmen kızı,Yadımda Sen,Keklik,Deli Mi Deli,Savurmadan Gel,Yaroy,Nazifo Yaylalar.




Dokunma Kalsın

Esti bir ayrılık rüzgarı
Anladım gidiyorsun
Düşlerimi yakarak

Sanma sen gidince yalnız
Bir başıma kalırım
Bir başıma umutsuz

Dokunma kalsın gömleğimde kokun
Koynumda suskun resmin kanasın

Sürmez ayrılığın acısı
Uzun sürmez inan
Geçip gider zamanla

Yalnız söyle bana sevgilim
Bir yıldız nasıl yaşar
Hep kendini yakarak

Haydi git artık
Yolun açık olsun
Penceremde güller
Sararsın solsun

Dokunma kalsın gömleğimde kokun
Koynumda suskun resmin kanasın
Dokunma kalsın...


İçimdeki Ateş

İçimdeki ateş dinse külleri donsa
Günler değil aylar değil yıllarım yansa
Garip canım musallada döne döne yunsa
Unutamam ben o yari başka gül için

Oyyyy turnam turnam
Benden selam söyle
DaÄŸlara benden selam
Yari görmeyeli oldu bir hayli zaman
Benden selam söyle dağlara benden selam
Benden daÄŸlara

Kanadım kırılsa bile konar göçerdim
Ayrılık zehrini kana kana içerdim
Mecnun gibi bile bile serden geçerdim
Zerresine cihan değer ben o aşk için

Oyyyy turnam turnam
Benden selam söyle
DaÄŸlara benden selam
Yari görmeyeli oldu bir hayli zaman
Benden selam söyle dağlara benden selam
Benden daÄŸlaraa


Yadımda Sen

Garip kuÅŸ yuva yapar
Bir başına benim gibi
Seneler gelir geçer
Rüya gibi yel gibi

Yadımda sen kalbimde sen
Bilmem ki neylesem
Aklımda sen fikrimde sen
Neylerim sen gelmesen

Ben nerdeyim sen nerde
Gönlüm hazin kederde
Görebilseydim seni
Ey sevgili mahÅŸerde

Yadımda sen kalbimde sen
Bilmem ki neylesem
Aklımda sen fikrimde sen
Neylerim sen gelmesen


Keklik

Keklil düştü kyasından
Kan damlar gagasından
Varıp bir yol derman olsam
Öpsem yarasından

Uyan meri keklik uyan
Mecalin yokmu
Avcı tutmuş yollarını
Haberin yokmu

Keklik sustu ötmez oldu
Kanadın çırpmaz oldu
Elim kolum tutmaz oldu
Kanlı libasından

Uyan meri keklik uyan
Mecalin yokmu
Ölürüm
Avcı tutmuş yollarını
Haberin yokmu



Deli mi deli

Pirimiz Pir Sultan derler adına
Akarsu'nun sesi düşer yadıma
Mahsuni'nin ahı kalsın yarına
Dedim dediler bu adam delimi deli

Hey Rençberi söyle kendi derdini
Yeminlidir almaz mazlum ahını
Terk eyleyip gitse güzel yurdunu
Diyecekler ki bu adam delimi deli delimi deli
Delimi deli delimi deli dost


Sus!
Kimseler duymasın sus
Seni nasıl sevdiğimi
Kimseler bilmesin sus

Sen hep uzaklara bakıp bakıp dalarken
Ben kendimce ağlayıp kalbimi kanatırdım
Sen hep yıldızlara bakıp bakıp dalarken
Ben kendimce ağlayıp kalbimi kanatırdım

Git!
Ardına bakmadan git...
Geride neler bıraktım diye
Birkere bakmadan git...

Sen hep uzaklara bakıp bakıp dalarken
Ben kendimce ağlayıp kalbimi kanatırdım
Sen hep benden uzak yıldızlara bakarken
Ben kendimce ağlayıp kalbimi kanatırdım



Uzakta

''sen rüzgarla uzaklardan çıkıp gelsen diyorum
o mavi bakışınla...
ben masmavi bir sabaha uyansam
her halin bir baÅŸka semt olsa
içimdeki şehirde...''

Hergün seni arıyorum
Niçin benden uzaktasın
DaÄŸa taÅŸa soruyorum
Niçin benden uzaktasın

Çimenler sararmış solmuş
Çiçekler yere kapanmış
Yeryüzü çöllere dönmüş
Niçin benden uzaktasın



Savurmadan gel

Şu yalan dünyada gezdim yoruldum
Nar-ı sabır ile yandım kavruldum
Adem gibi bende kille karıldım
Ciğergahım kanlar bağlamadan gel

Yanık yanık öter gurbet kuşları
Donar hayalleri yanar düşleri
Åžu feleÄŸin zalim hoyrat iÅŸleri
Daha canı tenden ayırmadan gel

Kurda kuÅŸa Arz'a aÅŸk imiÅŸ neden
Yoğu vardan Var'ı yoktan var eden
Rençber'in canını Adıyaman'dan
Alıpda yellere savurmadan gel


Yaroy

Ben sensiz nasıl dururum
Başım taşlara vururum
Seni nasıl unuturum
Yaroy...

Yakma şu garip bağrımı
Dindir bu yürek ağrımı
Reddeyleme son çağrımı
Yaroy...

Sana feda al bu canım
Vur hançeri aksın kanım
Taş değilim bir insanım
Yaroy...



Türkmen kızı

Deniz kenarında yerler hurmayı
Kılavuz gönderdim telli turnayı
Ak göğsün üstünde sandal düğmeyi
Çözünüp gider bir gözleri sürmeli

Havayı hey deli gönül havayı
Ay doğmadan şavkı vurur ovayı
Türkmen kızı katarlamış mayayı
Çekip gider bir gözleri sürmeli

Ateş yanmayınca duman tütermi
Ak göğsün üstünde uban bitermi
Vakti gelmeyince bülbül ötermi
Ötüp gider bir gözleri sürmeli

Havayı hey deli gönül havayı
Ay doğmadan şavkı vurur ovayı
Türkmen kızı katarlamış mayayı
Çekip gider bir gözleri sürmeli


Pirimiz bizim

Sergerdan divane gezen aşıklar
Muamma gibidir sırrımız bizim
Hilebazlar ile etmeyiz pazar
Hünkar Hacı Bektaş pirimiz bizim

Yoktan metah satar kara gideriz
Bedestandan gelir ÅŸara gideriz
Pir Sultan'lar gibi dara gideriz
Zalime eÄŸilmez serimiz bizim

Aşıklar sabırla erer menzile
Dostluğun özünde barınmaz hile
Nesimi'ler gibi yüzülse bile
Bu yola fedadır tenimiz bizim

Birlik ordusundan içer kanarız
Nefretleri sevgi ile yeneriz
Saf olur semaha hakka döneriz
Bin cahile bedel birimiz bizim


Nazifo yaylalar

Kırmızı nar tanesi vay Nazifo yaylalar
Geçiyor bak kınası
Gelin gelir geçer de
Geçmez gönül yarası

Garibo delalo dılıkemın

Kahta çayında sular
Oynaşıyo dalgalar
Yarim gelin gidiyor
Parıldıyo aynalar

BaÅŸida meÅŸin serpuÅŸ
Nerden gelirsen berduÅŸ
Böyle gelin görmedi
Halep Mersin MaraÅŸ MUÅž




Nurettin Hoca'yı çok sevdiğimden dolayı az daha ayrıntılı olsun istedim.
Dilerseniz başlığı birleştirebilirsiniz.
Saygılar...


En son aylin6019 tarafından, Cum Nis 27, 2007 9:32 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.

Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Cum Nis 27, 2007 8:36 am 
Site Admin

Kayıt: Cmt Oca 21, 2006 11:01 am
İleti: 3076
Konum: Türkiye
Aylin katkın için teşekkür ederiz.
Yalnız Nurettin Rençber başlığı daha önce açılmıştı.
Bakınız:
http://www.delidervis.net/viewtopic.php ... ncber.html


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Cum Nis 27, 2007 8:39 am 

Kayıt: Cum Nis 20, 2007 11:22 am
İleti: 80
Konum: İstanbul
Resim



Resim


Resim



Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 8 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: