Sistem saati: Çar Tem 09, 2008 6:46 am

Tüm zamanlar UTC





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Ülkemizde BaÄŸlama Metodları ve Bazı Gerçekler/Halil Atılgan
İletiTarih: Cum Nis 14, 2006 10:07 am 
Editör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 08, 2006 8:36 am
İleti: 620
Konum: İstanbul
Müzikte 2000 Sempozyumu

Halil ATILGAN

Türkiye’de ticarî olarak yapılan iÅŸlerden biri de, ehliyetsiz kiÅŸilerin baÄŸlama metodu yazmasıdır. (İstisnalar hariç) GeçmiÅŸten günümüze bir göz atıldığında konuyla hiç ilgisi olmayan kiÅŸilerin dahi baÄŸlama metodu yazdığı görülür. Ülkemizde; baÄŸlama çalmasını, tavır ve üslubunu, hatta notayı dahi bilmeyenlerin metot yazması, Unkapanı’ndaki müzik piyasası gibi kanayan bir yaradır. Ben; yıllardır bu kanayan yaraya birinin el atacağını düşündüm. Ama maalesef bildiÄŸim kadarıyla hiç kimse el uzatmadı. İş sonunda yine bize düştü.

Yakın dostum araştırmacı-yazar Sn. Hayrettin İvgin eski kitap pazarında kitapları karıştırırken bir bağlama metodu bulduğunu, işime yarayacağını düşünerek aldığını söyledi. Beraber olduğumuzda da metodu takdim etti.

Sözüm ona bu metot, porteye portre diyen bir üstat tarafından hazırlanmıştır. İşte bu üstat Ülkemizde BaÄŸlama Metotları ve Bazı Gerçekler adlı tebliÄŸin hazırlanmasına vesile oldu. TebliÄŸime vesile olan bu metoda 1-3 Aralık 1999 tarihinde İzmir’de Kültür Bakanlığı ve Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarının Halk Oyunları bölümüyle müştereken hazırlamış olduÄŸu Halk Oyunlarının Sahada Derlenmesinde Müzik ve Usûl Yönünden Karşılaşılan Problemler Sempozyumunda çok kısa da olsa deÄŸinmiÅŸtim.

Dış kapak tıpkı basımı incelendiÄŸinde: “BaÄŸlama Öğreniminde Devir bu kitapta 7’den 70’e her insan saz çalar. 5. Baskı. DurmuÅŸ Özaltay. Sesigüzel Saz Sarayı” ibareleri görülmektedir. Metot İzmir’de Efes Matbaacılık tarafından basılmış, kapaktan da anlaşılacağı gibi DurmuÅŸ Özaltay tarafından yazılmıştır.

2. sayfada metodist bestekârın ön söz yazısı, ön sözünün altında “Mutlaka Okuyun” ibaresi bulunmakta ve devam etmektedir. Aynen aktarıyorum:

“Bu kitap yurt içinde ve dışında büyük ilgi görmüş, aynı zamanda dış ülkelerde takdirname kazanmış, Folklörümüzü ve Sazımızı sevenler ile hiç saz çalmasını bilmeyenler için kendi kendine öğrenme, hiç kimseye sormadan saz çalmasını öğrenmek gayesiyle hazırlanmıştır.

Beşinci baskımız olan bu kitapta sezonun yeni türkülerinin notalarını ve pratiğini gecesini gündüzüne katarak, sazıyla çalışmalar yaparak sazdan çıkan seslerin ve notaların pratiğini kâğıt üzerine dökerek sizlerden emeğini esirgemeyen AŞIK DURMUŞ hiçbir kitaptan kopya çekmeden kendi emeği ile hazırladı.

Bilindiği gibi; nota kulağımıza hoş gelen seslerin porte üzerine yazıları işaretleridir. Saz öğrenmek isteyen kişiler nota bilmedikleri için türkülerin nota isimlerini yazarak fakat bunu yaparken notaların değerini bozmadan usul çerçevesinde pratik hale getirmiştir.

Bu kitaptan yararlanmak için önce nazari bilgilerin çok iyi okunması gerekir. Okumadan derslere kati surette geçilmemelidir. Ancak o zaman bu kitaptan istenen yarar sağlanmış olur. Şunu da belirteyim dersler mutlaka sıra takip edecek şekilde izlenmelidir. Derslerden birini atlamak, dersin diğerine geçmek sizleri başarıdan uzaklaştırır. Onun için dersin her birini 2-3 gün çalışmak icap eder.

Bu kitap saz çalmasını hiç bilmeyen bir kiÅŸiye mutlak surette hiç olmazsa bu kitaptaki türküleri çaldırtır. Bu kitap saz çalmasını öğrenmek isteyen kiÅŸiyi bir ay saz dersi almış gibi eÄŸitir. Bundan sonra televizyonda, radyoda ve herhangi bir müzik ve enstrümandan kulağınıza gelen sesleri sazın perde aralarında pratik araÅŸtırma yaparak kolaylıkla çalabilirsiniz. Sazın üst kısımları kalın ses verir alt kısımları ince ses verir. Buna göre duyduÄŸunuz bir parçayı rahatlıkla çalabilirsiniz. Bundan sonra sahnede veya bir sanatçıya pratik olarak eÅŸlik edebilirsiniz. Buna içtenlikle eminim. BaÅŸarılar dilerim.” diyerek kitabın önsöz yazısını noktalayan bestekâr yazar sonunda geceleri kendisine yardımı dokunan Hasan Özaltay’a da teÅŸekkür etmektedir.

Önsöz yazısının altında bir zamanlar TRT Ankara TV’sinde çalışan ve soyadı Özkan olduÄŸu için tanımayanlara Talip Özkan’ın kardeÅŸi olduÄŸunu söyleyen, baÄŸlama çalan, türküleri ayak sesinden tanıyan Åžinasi Özkan’ın da bir yazısı bulunmaktadır. O da, böyle güzel bir metot karşısında dayanamayarak duygularını dile getirmiÅŸ, baÅŸarı dileklerini sunmuÅŸ. “BaÄŸlamacı ArkadaÅŸ” diye baÅŸlayan yazısında:

“Türk toplumunun yaÅŸamında vazgeçilmez bir unsur olan baÄŸlama, binlerce yıldan beri, toplumun sırdaşı, kader arkadaşı olmuÅŸ, toplumun neÅŸesini hüznünü ve öfkesini onun dilinden ve telinden anlatmak istemiÅŸ. Gurbetteki yavukluya, güle, bülbüle, havadaki turnaya onunla yaklaÅŸmak gereÄŸini duymuÅŸtur. Bu kitapta çok az da olsa sizlere yardımcı olmaya çalıştım. BaÅŸarılar dilerim.” demektedir.

SunuÅŸ yazısından sonra “Folklörümüz ve BaÄŸlama” ile ilgili bölümlere geçilmiÅŸ. Bu bölümde de üstat, konuyla ilgili aÅŸağıdaki bilgileri vermektedir.

“Folklörün bilimsel tanımı: Toplumların öz duygularını doÄŸal ve tarihî kültürlerini, yaÅŸantılar, gelenekler örf ve âdetler halinde inceleyen bilimdir. Halk arasında Halk Türküleri ve Halk Oyunları demektir. Aslında türküler ve onun havaları bilimsel tanım içinde bir dal olarak kendini gösterir. Türkü ve oyunu deyince ilk akla gelen BaÄŸlamadır. Halk sazları yörelere göre çeÅŸitli isimler alır ve yalnız o yörede çalınır. Mey, Sipsi, Kabak Kemane, Tulum, Kemençe gibi genel bir ad altında Türkiye’nin her yöresinde çalınan sazlarımız da pek çoktur. BaÄŸlama, Davul, Zurna, Def, Darbuka gibi...

Bağlama denilince halk arasında Divan saz, Bozuk, Tanbura, Cura, Üç Telli akla gelir.

BAÄžLAMA:

Halk MüziÄŸimiz estetik güzellikler ve ritim bakımından olaÄŸan üstü zenginlikler taşır. Türküler genellikle bir olay veya basit bir duygulanma ile doÄŸarlar. Türk halkı beÅŸikten mezara kadar günlük olaylardan esinlenerek türküler yapmıştır. BaÄŸlama adını alan Türk’ün millî sazı da en yakın ve yaygın eÅŸlik aracıdır.

Halk sazlarımızın en eskisi IKLIÄž’dır. Iklığdan sonra tanıdığımız eski çalgılardan biri de KOPUZ’dur. Kopuz 18. yüzyıla kadar Türkler tarafından çok kullanılırdı. BaÄŸlama ise ozanlık gereÄŸi olarak kopuzun devamı ve kutsal bir sazımızdır. BaÄŸlamada önceleri tel olarak at kuyruÄŸu, perde baÄŸlamak için de ince bağırsak (KİRİŞ) baÄŸlanırdı. 14. yüzyıldan sonra madenî teller yapıldı ve misina dediÄŸimiz naylon ipler perdelere baÄŸlandı.” denilmekte.

Bundan sonra metodist kitabının 4. sayfasında “Dikkat Önemlidir” baÅŸlığıyla baÄŸlamayla ilgili bilgiler vererek, boÅŸ ve dolu perdeleri tanıtmakta, 5. sayfada sazın tutuÅŸu ve türkülerin çalınış ÅŸekilleri, 6. sayfada iÅŸaretler, 7. sayfada notaların porte üzerindeki yerleri, 8. sayfada da baÄŸlamada akortlar yer almaktadır. 9. sayfada Gelin AyÅŸem suya gider, ÅžiÅŸmanım, 10. sayfada ÇarÅŸamba’yı sel aldı, Ahlat’ın başındayım, türkülerinin kendilerine göre notaları, 11. sayfada 5/8 lik bir eksersiz verilmiÅŸ, benzeri örnekler 32. sayfaya kadar devam etmekte, 32. sayfada metodun satış yerlerinin listesi, 33. sayfada eÅŸiyle birlikte resmi, nasıl evlendiÄŸi, arka kapakta da çevirdiÄŸi Kara Efe fotoromanından bir sahne yer almaktadır. VerdiÄŸimiz tıpkı basımlar ve ön söz yazısıyla özdeÅŸleÅŸtirildiÄŸinde sözüm ona metodun baÄŸlama ve halk müziÄŸi adına iÅŸlenmiÅŸ bir facia olduÄŸu açıkça görülecektir.

Dikkat Önemlidir

Acemi sazında 19 perde vardır. Usta sazında 24 perde vardır. Sazın baÅŸ tarafında yani burgu tarafı üst eÅŸik altındaki perde (Sib) si bemoldür ve altındaki perde boÅŸ kalır. Daha altındaki perde (Si) dir. –5’inci perde (Do) dur. 6’ıncı perde (BoÅŸtur). 7’inci perde (BoÅŸtur). –8’inci perde (Re) ve (Akort) perdesi 9’uncu perde (BoÅŸ) 10’uncu perde (Mib) –11’inci perde (Mi) –12’nci perde (Fa) 13’üncü perde (BoÅŸtur) –14’ncü perde (Fa’diyez) 15’inci perde (Sol) 16’ncı perde (BoÅŸ) –17’nci perde (BoÅŸ) 18’inci perde (La) 19’uncu perde (BoÅŸ) 20’nci perde (Si’Bemol) 21’inci perde (Si) –22’inci perde (Do) –23’üncü perde (BoÅŸ) 24’üncü perde (Re) perdesidir.

Boşta kalan sesler aslında boş değildir. Ama biz ana sesleri belirtiyoruz. Bu ana seslerin üzerlerine bir boş kâğıda yazılıp bu seslerin üzerlerine ilaçla yapıştırırsak kitaptaki sazın sapındaki notalar 2 kişinin konuşması haline dönüşür. Yalnız kitaptaki yazılan ölçü vuruşlarına dikkat etmek lazım ve sazdaki notalara bakmak lazım. Önce kitaptaki notaya sonra sazdaki notaya asker yürüyüşü gibi. 1-2-3-4 diyerek tempo tutulur.

Sazın Tutuluş Şekli:

Sazın kolu baş parmakla işaret parmağı arasındaki çukura tam oturtulur. Sazın çanak kısmı sağ karın boşluğuna konur. Ve sağ elin o kısmı üzerine konur. Bilek, göğüs eşiği hizasında mızrap aşağı yukarı vurulur.

Mızrap sağ elin baş parmağı ile işaret parmağı arasında düz bir şekilde tutulur.

Türkülerin Çalınış Şekli:

Bütün derslerde her ses adının altında mutlaka vuruş şekli vardır. Bu tellere vurulur, yani sazın göğüs kısmına üst tellerden başlayarak alt tellere indirilmesi. Önümüze gelen bir vuruşlu sazımızın altında 2 noktayı bir vuruşta çalmamız icap ediyor.

Sağ elimizle bir tek vuruş vuracağız. Sol parmağımızla iki notayı birden çalmamız icap ediyor. NOT boş tele vuracağız, bağlama işaretlerine göre: (LA) vuruşuna parmağımızı basmadan vuracağız. Bu yazıda adı geçen notalar sazın yukarı perdelerinden çalınır. Sazın üst perdelerinde (LA) notası baştadır.

Bu şekilde gördüğünüz usûl türünün adı iki dörtlüktür. Yazılışı şöyle (2/4) iki hareketinde dört şeyi vermesi olasıdır. İnişi bütün tellerle bir iniş alt tellere geldiğinde hemen bilek iki defa alt telleri titreterek ve aniden üst tellerin sona kadar seri bir şekilde çekilmesiyle yapılır. Bu hareket çok seri olacaktır.

Notaların Portredeki Yeri

Nota okumak için en önemli olan unsur göz hafızasıdır, gözün dizek (porte) üzerini çok iyi tanıması gerekir.

Daha açıkçası porte üzerindeki 1’inci çizgi (Mİ) 2’nci çizgi (SOL) 3’üncü çizgi (Sİ) 4’üncü çizgi (RE) 5’inci çizgi (FA) dır. Çizginin ara boÅŸlukları 1’inci aralık (FA) 2’nci aralık (LA) 3’üncü aralık (DO) 4’üncü aralık (Mİ) dir.

Daha çabuk öğrenmeniz için elimizde görünen 5 parmağımız 4 tane arası var oda bir porte olmuş oluyor. O halde notaları beş parmağımıza ve parmak aralarına yazarsanız daha çabuk ezberlemiş olursunuz.

AKORTLAR

Sazın alt iki telinin boş olarak sesi (LA) orta 2 telin boştaki sesi (RE) üstteki 2 telin boştaki sesi (SOL) dür. Bir sazda normal 6 tel bulunduğu için bu bilgiler verilmiştir. Teller daha çok olsa bile sesler değişmez.

Bağlamada üç akort şekli

1 - (LA) AKORDU: Alt tellerin sesi birleştirir. (RE) perdesine basarak orta tellerde alt tellerin (RE) perdesindeki çıkan sesine ayarlanır. Üst tellerin sesi (RE) perdesinde orta tellerin çıkan sesine akort edilir. Sol perdesine bastığımız zaman ses aynı olur.

2 - BAĞLAMA AKORDU: (Halk dilinde Veysel düzeni veya Avşar düzeni) Alt tel ve orta tel LA akordunda olduğu gibi kalır. Üst teller orta tellerin yukarıdaki (Sİ) perdesine basılarak çıkan sesine akort edilir.

3 - MİSKET AKORDU: Alt iki tel LA orta iki tel RE (LA akordundaki gibi) üst iki tel orta telin DO diyez basar çıkan sesi üst tele uygular, orta telin DO diyez perdesinin sesi FA diyezdir.

Gelin AyÅŸem Suya Gider

Koyun gelir yata yata
Çamurlara bata bata Gelin
AyÅŸem suya gider
Etekleri sarka sarka

Koyun gelir kuzu ile
Ayağının tozu ile
Gelin AyÅŸem suya gider
Edasıyla nazı ile

Nakarat
Aman AyÅŸem gelin AyÅŸem
Dağlar başı duman Ayşem

Şişmanım

Oy şişmanım şişmanım
Şişman sevdim pişmanım
ÅžiÅŸman sevdim seveli
Zayıflara düşmanım

Ne bakarsın delikten
Cebim dolu erikten
Ne doydum ne usandım S
enin gibi ferikten

Nakarat

Çarşambayı Sel Aldı

Çarşambayı sel aldı
Bir yar sevdim el aldı
Keşke sevmez olaydım
Elim koynumda kaldı

Oy neyimiÅŸ neyimiÅŸ
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş

Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarımda
Allah canımı alsın
O yarin kollarında

Ahlatın Başındayım

Ahlatın başındayım
Onaltı yaşındayım
Onaltı yaştan beri
Gül kızın peşindeyim

Ahlatın kara taşı
Yandı bağrımın başı
O yar burdan gideli
Dinmez gözümün yaşı

Öksüzüm yüzüm gülmez
Garibim kimse bilmez
Doldur doldur içelim
Halimden kimse bilmez

Nakarat

Güley güley gülhanım
Gel otur benim canım
Sensin benim dermanım
He canım he malım

Åžimdi örnekleyeceÄŸimiz metot ise; Åžemsi Yastıman Saz Evi tarafından 1966 yılında Sazdan Bilgiler adıyla yayınlanmıştır. Sazdan bilgilerde: Åžemsi Yastıman imzasıyla “Birkaç Söz”, Mahmut Ragıp Gazimihal’ın Sazın Tarihçesi 3-7 Cahit Öztelli’nin Halk Edebiyatında Sazın Yeri 8-9, Sazımız ise (baÄŸlama) 10. sayfada yer almaktadır. 11. sayfada bulunan, Dershanemiz ve Derslerimiz Hakkında, Adnan Türközü ve Orhan DaÄŸlı’ya açıklamalı yazıda ise aynen şöyle denilmektedir.

Dershanemiz ve Derslerimiz Hakkında

Tekniğin ileri olduğu böyle bir zamanda yazı ile saz öğretme usûlüne neden karar verdik? Bunu herkese açıklamayı faydalı buluyorum.

Memleketimizde saz öğrenme hevesi artmış ve Halk musikisinin kıymetli sazlarından olan bizim sazımız, çok raÄŸbet bulmaya baÅŸlamıştır. Saz Evi’mizin dershanesinde 1951 yılından beri, öğretici ile sazlarla karşı karşıya (PRATİK), (YAZILI NOTALI) ve (HAKİKİ NOTALI) olarak üç ÅŸekilde saz öğretilmektedir. Ders alan arkadaÅŸlarımızın yüzde doksanı, yazılı nota ile öğrenmektedir ki, bu kitabımız yalnız bunun için hazırlanmıştır. Yüzde dördü hakiki nota ile ve yüzde altısı da evvelce biraz öğrenmiÅŸ ve kulağı az-çok seslere alışmış, bilgisini arttırmak maksadıyla öğretici karşısında pratik olarak tazene vuruÅŸ dersi almaktadır.

Saz öğrenmek için birçokları, hakiki nota ile çalışmış, muvaffak olamamış, kendi kendine de öğrenememiş ve bizim (Yazılı Nota) usulümüzü kolay bularak, bu metodla öğrenmeye başlamış, öğrenmiş ve öğrenmektedirler...

Hakiki nota ile saz çalmak için, aylarca nota okumak, usûl görmek gibi uzun bir zaman tahammül edemeyen arkadaşlar, pratikte de yalnız başına yapamadıkları için, okur-yazar olduktan sonra, bizim yazılı notalarımızla kısa zamanda saz çalmasını öğrenmektedirler.

Netice, hakiki nota ile öğrenemeyenlerin yekûnü fazla olduÄŸundan, meraklıların hevesini kırmamak için, notayı tercüme etmek suretiyle bir kolaylık yapmayı düşündük ve senelerdir, Åžemsi Yastıman SAZ EVİ’nde bu usûl ile saz çalmayı öğretmekteyiz.

Şimdiye kadar 3420 talebe kayıt olmuştur. Bunlardan birçokları öğrenmiş, birçokları da öğrenmektedirler. Arzu edenlere ders şartları postalanır.

Memleketimizin hemen hemen her tarafında bulunan saz meraklılarından aldığımız sayısız mektuplara binaen, onların arzularına uyularak, bu usül ile elimizden geldiği kadar, en kolay şekilde, bu eserimizle hocasız da saz öğretmeğe başladık.

Şimdiden bütün arkadaşlarımıza başarılar dileriz.

Hazırlayan
Saz Evimiz Saz Öğretmeni
ADNAN TÜRKÖZ ve ORHAN DAĞLI

Bu açıklamadan sonra; Sazın İlk Ele Alınışı 12, Sazın TutuluÅŸu 13-14, Tezene TutuÅŸu, 15-16-17, Sazın Perdeleri 18, Pratik Saz Öğretme Usulümüzdeki İşaretler 19, Sesi KalınlaÅŸtıran ve İncelten İşaretler 20, Saz Çalmaya BaÅŸlangıç 21, Kendi Deyimleriyle Yazılı Notaları Verilen Türküler 22-23-24-25-26, NeÅŸredilmiÅŸ Yazılı Notalı Türküler Listesi 27, Solak Saz Çalanlara Dikkat EdeceÄŸi Noktalar adlı bölüm 29, 30’da Ses Sıhhati, sonraki sayfalar ise sazlı ÅŸiirler ve fıkralara ayrılmıştır. İncelendiÄŸinde metot kısmının emsallerinden farklı olmadığı, ama ilk örneÄŸe göre mukayese edilemeyecek kadar teferruatlı bilgilere sahip olduÄŸu gözlenmektedir. 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23. sayfaların tıpkı basımı aÅŸağıya aynen alınmıştır.

Sazın İlk Ele Alınışı

Hiç saz çalmasını bilmeyen bir kimse, önce, bir saz temin edip, (SAZDAN DÜZENLER) isimli düzen bilgimizde görüldüğü gibi, sazın sapının baş parmağa gelen kısmındaki perde aralarına sabit kalem ile görünecek ve silinmeyecek şekilde ait olduğu seslerin isimlerini yâni SOL, LÂ, RE gibi notlar yazılacaktır.

Zamanla perdelere göz alıştıkça, bunlar bir daha yazılmamalıdır ve her perdenin ismi, yazı olmadan bilinmelidir.

Bundan sonra, sazın kucaktan kaymaması için sağ ayak, sol dizin üzerine atılır. Veya arzu edenler sağ ayağın altına 15-20 santim yüksekliğinde bir ayak sehpası veya buna benzer başka bir şey koyabilirler.

Saz ele alınır ve sağ kol, sazın teknesinin üst kısmına konur. Saz, sol el sazın sapını tutmaksızın, sağ kolun baskısı ile, ileri geri oynamadan durmalıdır. Sonra, sol el sazın sapını tutar ve parmaklar, sapın dışına kambur olarak yalnız alt alt iki tele basar.

Perdelerin TAM ÜZERİNE veya ÇOK GERİSİNE basılırsa, ses bozuk çıkar. Aslında perdenin bir ilâ iki milim yukarısına basılır.

Tazene, sağ elde baş parmakla şahadet parmağı arasında tutulur.

Herhangi bir türkü öğrenilirken, bir müddet, her iki el, yalnız ALT TELLER üzerinde alıştırılır, sonraları, bütün tellere vurarak saz çalınır. Önceden bütün tellere birden vurarak saz çalınırsa, üst ve orta tellerden çıkan fazla seslerle, ALT TELDEKİ ARANILAN SESLER anlaşılmaz. Esasen yeni öğrenen kimsenin türküyü süslendirerek çalabilmesi hemen mümkün olamayacağından, biz, listemizdeki türküleri kolaydan zora doğru sıraladık.

Gelin AyÅŸem

Koyun gelir yata yata
Çamurlara bata bata
Gelin AyÅŸem sele gitmiÅŸ
Yosunları tuta tuta

(Bağlantı)

Aman AyÅŸem yaman AyÅŸem
Dağlar başı duman Ayşem

Koyun gelir kuzu ile
Ayağının tozu ile
Gelin AyÅŸem sele gitmiÅŸ
Yarı körpe kuzu ile. (Bağlantı)

Not: Bu türküdeki bağlantı, bütün notlar tekrar edilerek çalınır.

Al Mendili

Mendil bağlarım yandan
Seni severim candan
İki yerde yar olmaz
Ya benden geç, ya ondan

(Bağlantı)

Al mendili mendili
Kız sever karanfili

Mendilim yele yele
Ben düştüm gurbet ele
Yedi mendil çürüttüm
Göz yaşı sile sile

(Bağlantı)

Not: Bu türküdeki bağlantı, bütün notlar tekrar edilerek çalınır.

Bu konuda baÅŸka bir örnekte TRT İzmir Radyosu THM sanatçılarından Ahmet Günday tarafından hazırlanmış. Nisan 1977 yılında basılan bu metotta, Ahmet Günday’ın önsöz ve teÅŸekkür yazılarıyla baÅŸlamakta, Bedri Rahmi EyupoÄŸlu’nun Türküler Dolusu ÅŸiiri 5-6, Halil Bedi Yönetken’in halk müziÄŸi konferansı 7, Türk Halk Çalgıları ve Türk Halk MüziÄŸi Usûlleri Hakkında Çok Kısa Bilgiler 14, BaÄŸlamayı Tanıyalım-BaÄŸlamanın Düzeni (akort) ise 15, BaÄŸlama Çalmaya GiriÅŸ 17, BaÄŸlama Çalma Alıştırmaları 18, nota öğrenimi 19, baÄŸlamada notalar 20, uzundan kısaya doÄŸru notaların süre deÄŸerleri, notaların baÄŸlama ile çalınışı 22-26, Nota Çalarken KarşılaÅŸtığımız İşaretler ise 27, sayfada yer almaktadır. Bu bilgilerden sonra 31-128. sayfalar arasında da türkü notaları, 130-170. sayfalar arasında da türkülerin hikâyelerine yer verilmiÅŸtir. Bu metottan da, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 22-27. sayfaların tıpkı basımı aÅŸağıya çıkartılmıştır. Tıpkı basımlar incelendiÄŸinde öbürlerine göre daha farklı olduÄŸu, türkülerin notalarıyla yayınlandığı hemen dikkati çekecektir. Ama ne kadar dikkatimizi çekse de acemi birine baÄŸlamayı ve notayı öğretecek kapasitede deÄŸildir.

TÜRK HALK ÇALGILARI

En eski çalgımız IKLIÄž ve KOPUZ’dur. Bunların ikisi de telli çalgılardır.

Halk çalgılarımızı başlıca üç bölümde incelemek mümkündür:

A – Telli Çalgılar:

Bağlama, Tambura, Saz, Cura, Göğür, Divan Sazı, Meydan Sazı, üç telli bağlama vs. gibi Tezene ve Tezenesiz, Parmakla çalınan telli çalgılardır.

Karadeniz bölgesinde yaygın olan kemençe ile; Ege ve Akdeniz bölgelerinde çalınan “kabak kemane” de yay ile çalınan telli çalgılardır.

B – Vurmalı Çalgılar:

Davul, Def, Darbuka, Delbek, Kaşık ve Zil, bu bölüme girer.

C – Üflemeli Çalgılar:

Sipsi, Kaval, Zurna, Mey Arkın vs. üflemeli halk çalgılarıdır.

TÜRK HALK MÜZİĞİ USULLERİ

Usul yönünden Halk müziğimiz iki bölüme ayrılır:

1 – Uzun Havalar
2 – Kırık Havalar

1 – Uzun Havalar:

Ölçü ve ritmi serbest olan, dizisi bilinen ve dizi içindeki seyri belli kalıplara baÄŸlı bulunan ezgilere “Uzun Hava” denir. ÖrneÄŸin: Bozlak, maya, garip, müstezat, aydos, ağıt ve gurbet havası gibi.

2 – Kırık Havalar:

Türküler ve oyun havaları diye tanıdığımız halk müziğimizin bu türüne kırık havalar denir. Kırık havaların ölçüleri ve ritmi bellidir.

BAÄžLAMAYI TANIYALIM

Bağlamanın Düzeni (Akort):

Bağlamada başlıca üç düzen uygulanır. Kara düzen, Müstezat düzeni, Azari düzeni.

BAĞLAMA ÇALMAYA GİRİŞ

Bağlamanın Kucakta Tutuluşu

Bağlamayı tutuş pozisyonu önemlidir. Sazı iyi tutamayan iyi saz çalamaz.

Önce rahatça oturabileceğimiz bir iskemle seçilir. Sağ ayak bir tabureye dayanır ya da sağ bacak sol bacak üstüne atılır. Ve bağlama kucağa yerleştirilir.

Daha sonra sol elimizin işaret parmağı ile baş parmağın birleştiği kesim ile sapı tutulur. Sol elin işaret parmağının tırnak ucundaki etli kısım sazın en alt telleri üzerine ve herhangi bir perdeye basılır. Yine sol elimizin baş parmağı sazın sapına daima dik dik duracak şekilde tutulur.

Tezene adı verilen ve tellere sağ elimizle vurarak ses elde etmemizi sağlayan cisim; sağ elimizin baş parmağı ile işaret parmağı uçları arasına yerleştirilir.

Tezenenin duruş istikameti, baş parmağımızın tırnak istikameti ile aynı yönde bulunmalıdır.

Sağ elin bileği, sağ kolla yaklaşık olarak 85 derecelik bir açı teşkil edecek şekilde tutulmalıdır.

Bağlama Çalma Alıştırmaları

Öncelikle bağlama iyice düzen edilmelidir.

1- Bağlamayı kucağınıza, yukarıda izah edildiği şekilde yerleştiriniz.

2- Sol elinizin işaret parmağını bağlamanın burgular kesimindeki (si) perdesinin en alt telleri üzerine basınız.

3- Tezenenizi tellerin tümüne birden yumuşak bir şekilde, önce yukarıdan aşağıya doğru, sonra aşağıdan yukarıya doğru olmak üzere BİR-İKİ-BİR-İKİ şeklinde ritmik hareketlerle vurulmalıdır.

Burada anlatılmak istenen vuruşlar askerlerin yürürken adım atışları temposunda ve eşit aralıklarla (SOL-SA-SOL-SA) şeklinde uygulanır.

4- (Sİ) perdesinde uygulanan bu vuruş çalışmalarını sıra ile (Sİ) nin yanındaki (DO) ve devam edecek. (RE-Mi-FA-SOL-LA-Sİ-DO-RE) notalarına aynı ritmle uzun süre uygulayınız.

NOTA KIYMETLERİ

Müziğin alfabesi olan nota: 5 çizgi ve bu çizgilerin meydana getirdiği 4 aralık üzerine yazılan davul tokmağı biçiminde; çengelli, çengelsiz müzik yazısıdır.

Başlıca yedi ana nota vardır. Bunlar: DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ

Tartı (Ritim)

Tıpkı basım örnekleri incelendiğinde muhteviyat, seviye, hitabet, formasyon, konuya verilen değer, nota yazım, dil vb. özellikler daha iyi anlaşılacak, metotların bilimsel ölçülerde olmadığı görülecektir. Sonuç her ne kadar tıpkı basım örnekleriyle gözler önüne serilse de adı geçen metotları incelerken enteresan bulduğum birkaç tespite de değinmeden geçemeyeceğim.

Sn. Ahmet Günday metodunun, BaÄŸlama Çalma Alıştırmaları bölümünde, baÄŸlamanın perdelerini tanıtırken “Sol elinizin iÅŸaret parmağını baÄŸlamanın burgular kesimindeki (Si) perdesinin en alt tellerine basınız” cümlesini kullanmaktadır. Si perdesinin alt telleri olabilir mi. Bunu ben anlamazken iÅŸin içine yeni girmeye çalışan kiÅŸi nasıl anlayacaktır. Yazarın kendisine sormak gerek. BaÄŸlamada burgular kesiminde ki Si perdesinin alt teline basmak ne demektir.

Yine tıpkı basımlarla örneklediğimiz ve de türkü notaları olarak verilen DO-DO, Sİ-Sİ, FA-FA lar benim için hiçbir kıymet ifade etmez. Asla bir nota olarak düşünülmez. Ama incelediğimiz metotlarda bu tür nota isimleri yazılı nota olarak değerlendirilmektedir. Yazısız nota nasıl olur ki.

İncelediğimiz sözüm ona metotlarda 3-5 sayfayla nota öğrenimi bitirilmiş, arkasından da saz öğrenimine (bağlama) geçilmiştir. Orta öğretimdeki okulların müzik derslerinde öğretmenlerin yıllardır öğretemediği notayı hangi babayiğit üç-beş sayfalık derme çatma bilgilerle öğretebilir bu dünyanın neresinde görülmüştür. Bağlamayı daha hiç tanımayan bir kişiye, bağlama da düzenlerin verilmesi ne demektir.

Ayrıca; BaÄŸlamanın akordu anlatılırken alt telin La, orta telin Re, üst telin de Sol olduÄŸu konusunda kesin hükümler var. Halbuki baÄŸlamanın alt telinin verdiÄŸi sese La denmesine raÄŸmen, 440 frekanslık La olmadığı, Do veya Do# olduÄŸunu ifade eden hiçbir bilgi yoktur. Akordunun La-Re-Sol olduÄŸunu söyleyen bir baÄŸlamayı, Avrupalı, standart La sesine göre akort etmeye çalıştığında normal bir baÄŸlamanın o sesi çekmediÄŸini görüp: “Ya sen baÄŸlamanın akordunu bilmiyorsun, ya da bu tellerin kötü” demeyecek midir?

1975-80 yılları arasında İstanbul’da görev yaparken rahmetli Nida Tüfekçi ile bir sohbette baÄŸlama metotları konusuna girmiÅŸtik. Sohbet esnasında kendisine “Hocam neden bir metot yazmıyorsunuz?” soruma aynen şöyle cevap vermiÅŸti. “BaÄŸlama çok büyük bir enstrüman, metodize olması da çok zor. DoÄŸrusu benim baÄŸlama metodu yazmaya gücüm yetmiyor” demiÅŸti. Rahmetli Nida Tüfekçi böyle düşünürken bu ülkede örneÄŸini sunduÄŸumuz kiÅŸiler baÄŸlama metotları yazıyor, TebliÄŸler Dergisinde tavsiye ettiriyor, üçüncü, beÅŸinci baskılarını yaptırıyor. Ne büyük gaflet.

O halde ne yapmak gerekir: Metot yazan kişinin halk müziğini, yöreleri, bağlamayı, musikiyi, notayı, usulü, topyekün müzik bilgi birikiminin yüksek seviyede olması, Türkçeyi ve dil kurallarını iyi bilmesi, eğitim formasyonun olması şarttır. Metot yazmanın ciddi bir iş olduğu, sadece para kazanmak için yapılamayacağı, yazılanların bir bilim kurulu tarafından incelenip nitelikli olanların yayınlanması, metot muhteviyatının kıstas ve kriterlerinin belirlenmesi gerekir. Onun için de, eğitim kurumları, ilgili dernekler kuracağı komisyonlar vasıtasıyla bu tür yayınları rapor ederek devletin ilgili birikimlerine ulaştırmalı, konuyu inceleyecek bilim kurulunun oluşmasını sağlamalı. Yayınlanacak bu tür kitaplar bilim kurulunun olurunu aldıktan sonra yayınlanmalı. Hatta bu sempozyumda konu rapor edilerek üyeler tarafından imza altına alınmalı, sempozyum sonuç bildirgesi olarak yetkili kuruluşlarının bilgisine sunulmalıdır.

Aksi takdirde “Irmak akar bizler de bakarız.” Daha nice nota bilmeyen, baÄŸlamayı tanımayan kiÅŸiler, örneklerde görüldüğü gibi, sözüm ona metotlar yazarak piyasaya çıkar, baÄŸlama ve halk müziÄŸimiz iÅŸi bilmeyenlerin gayri ciddi yayınlarına alet olur, ülkemizde sanatın çok ucuz olduÄŸu zihniyeti hakimiyetini sürdürmeye devam eder.

_________________
"Sensiz olmadı"


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Çar May 10, 2006 7:12 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Şub 22, 2006 3:12 pm
İleti: 80
Konum: GURBET YOLLARI...
Bilgiler icin te$ekkurler... Baglama metodu ile ilgili Arif Sag ve Erdal Erzincan in ortak cali$masi olan "baglama metodu" birkac ay icinde cikacak... :)

_________________
"Kuşlar gibi uçmayı balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama kardeşçe yaşamayı unuttuk"

"Ufak vücuduma kefen istemem varsa insanlikla sararlar beni - m. şerif"

Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Pzr Oca 21, 2007 9:41 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Oca 19, 2007 5:13 pm
İleti: 19
Konum: Şanlıurfa
Kim bilir onlar ne kadar biliyordur. 8)

_________________
[font=Century Gothic]BİR ELİMDE SEVDAM BİR ELİMDE SAZIM[/font]


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Per Åžub 01, 2007 5:13 pm 

Kayıt: Çar Şub 15, 2006 6:21 pm
İleti: 78
Konum: İstanbul
Teşekkürler turkusozu

_________________
Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm,ben senin için yaşamayı göze almışım


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: