Sistem saati: Çar Tem 09, 2008 6:45 am

Tüm zamanlar UTC





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Kırım Halk Edebiyatı(Kısa Bilgi)
İletiTarih: Per Oca 11, 2007 7:28 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Nis 13, 2006 11:21 am
İleti: 1187
Konum: Konar-Göçer
Kırım Türkleri'nin sözlü edebiyatları, zengin ve değişik türleriyle, asırlar boyunca dilden dile geçerek günümüze kadar yaşamıştır. Tür bakımından çok zengin olan bu edebiyatın içinde destanlar, masallar, efsaneler, fıkralar, halk yırları, çın ve maniler, deyimler ve atalar sözü yer alır. Halk bu eserlerde düşüncelerini, geçmişte yaşadığı sıkıntılı günleri, zulmedenlere karşı hissettiği kızgınlık ve nefretin yanında gönlünde yaşattığı bitmez tükenmez mutluluğu, hürriyete karşı duyduğu ümit, istikbâle inanç gibi duygularını da tasvir etmiştir.

Halk edebiyatında kahramanlar her zaman adalet, doğruluk, fakir fukaranın menfaati için hükümran sınıflara karşı mücadele etmektedir.

Folklor eserlerinde tenkidi, siyasî çizgiler; yeni tarzları, yeni usûlleri ortaya çıkarır. Halk edebiyatı eserlerinin çoğu yaşanan dönemin şartlarına göre yeni konularla genişletilir ve zenginleştirilir. Bu eserlerde yeni bir hayat tarzına geçen halkın, toplumun ilerlemesini, emekçilerin çalışmalarını, beş yıllık plânları, kollektif çalışma sonucunu ve halkın mücadelesini aksettirirler.

Kırım Tatar halk edebiyatı halkın hayatı ile yaşayışı ile daima paraleldir ve halkın hayatında olan bütün değişikleri tasvir eder. Folkloru halk yaratır ve kendi eseri olarak halkın hayatını teferruatlı bir şekilde aksettirir. Halk edebiyatı, güzel halk diliyle yaratılır. Folklor eserlerinde halkın canlı dilinin bütün zenginliği muhafaza edilmiş, zamanla ölmeye başlayan konuşma dilinin pek çok özelliği folklor eserlerinde saklanmıştır. Halk edebiyatının esas özelliklerinden biri de kollektif eser olmasıdır. Halk edebiyatı ürünlerinin belli bir müellifi yoktur, bu eserler halka masalcılar, çıncılar, maneciler, destancılar vasıtasıyla ulaşmışlardır Anlatanın esere belli derecede tesiri olsa bile, bu değişmelerde bir şahıs değil, kollektif sebepler etkilidir.

Folklor eserleri yazılı olmadıkları, nesilden nesile geçen sözlü edebiyat oldukları için, milleti etkileyen çok mühim hadiseler karşısında pek çok değişmelere uğramış şekillenmiş ve bugüne kadar gelmişlerdir. Bunun neticesinde de halk edebiyatı ürünleri çok varyantlı olmuşlardır. Çorabatır, Köroğlu, Tahir ve Zöhre gibi destanlar çok varyantlı eserlerdir.

Folklor ile yazılı edebiyatı birbirlerinden ayıran bazı özellikler olsa bile, her ikisi de bediî söz sanatı olmaları sebebiyle ortak yönleri de çoktur. Şair ve yazarlar eskiden beri halk edebiyatından faydalanarak, muhteşem bediî eserler yaratmışlardır.

Kırım Tatar edebiyatının da edip ve şairleri zengin halk edebiyatından, onların mevzularından, şekil, muhteva ve ifade vasıtalarından faydalanarak çok güzel eserler ortaya koymuşlardır. Edebiyatımızın klâsiklerinden Aşık Ömer ve Canmuhammed'in eserlerinde folklor konularını, ata sözlerini, çın ve mane şeklinde dizilmiş şiirleri görmek mümkündür. Şairlerimizden Eşmırza'nın şiirleri çın şeklinde dizilmiştir.


Eşmıza dep ansanız,

Qardaşım dep sayarman.

Bu türküni dinleniz,

GubernaÄŸa cayarman. 1

Eşmırza bu durumu şiirlerinde de açıkça belirtir.

Bu çınların çıqarğan,

Oysullı soqur Eşmırza 2


Şamil Toktargazi'nin ve Hasan Çergeyev'in bazı şiirleri ve poemaları halk edebiyatının işlediği konulardan etkilenerek yazılmış eserlerdir. H. Çergeyev'in "Acı İslâm Molla" poeması, çocuklar için yazdığı "Tilki ve Koyan" isimli eserlerini bu duruma örnek olarak göstermek mümkündür.

"Tutıp aldı tilki qoyan evciğin, Qoyan ağlay, bilmeyem nişleycegin. Qoyan dedi: "Canım, qaşqır, yardım et, Bir tilkiçik etdi evim aleket! Qoyan, qaşqır yetekleşip ketdiler, Tez çıq tilki bu qobadan dediler!"3
Yüksek bediî değeri olan bu ilginç eser, sadece konu bakımından değil, bütün bediî usulleri ile, dili, dizilişi ile folklorun en kıymetli cevherini andırır.

Memet Nuzhet, Ömer İpçi, Ziyadin Cavtöbeli, Irgat Kadir, Kerim Camânâqlı, Abdurehim Altanlı, Osman Hamit, Yusuf Bolat, Şamil Alâatdin, R. Murad, Çerkez-Ali gibi isimlerini burada sayamadığımız pek çok şair ve yazar halk edebiyatı ürünlerinden faydalanarak eserler yaratmışlardır ve yaratmaktadırlar.

Y.Bolat ve İ. Bahşiş "Arzı Qız" efsanesinden faydalanarak Kırım Tatar edebiyatı tarihinde ilk şiir şeklinde yazılmış müzikal olan "Arzı Qız" dramasını ortaya çıkarmışlardır.. Ömer İpçi halk kahramanı Alim hakkında "Alim" isimli film senaryosu; Y.Bolat, nesir türünde "Alim" romanını yazmışlardır. Bununla birlikte, halk edebiyatı ürünleri çok varyantlı olabildikleri hâlde, yazılı edebiyatın varyantı yoktur. Sözlü edebiyat ürünlerini söyleyen ve ilk söylendiği tarih belirtilmediği hâlde, yazılı edebiyat ürünlerinin yazarı ve yazıldığı tarih bellidir.
Sözlü edebiyat ürünlerinin çoğu diğer halkaların folklorunde olduğu gibi alışılmış kalıp cümlelerle başlar. Destan ve masalların çoğu "Bir zamanda bar eken, bir zaman da yok eken", "Evel zamanların birinde" gibi kalıplaşmış cümlelerle başlar. Elbette yazılı edebiyatta böyle bir kalıplaşma söz konusu değildir.

Yazılı edebiyatta yabancı dillerden giren pek çok kelime bulunur. Yazılı edebiyatta mücerret kelimeler çok kullanılır, eserlerin dili mütehassıslar tarafından düzeltilir. Folklor eserlerinde ise müşahhas kelimeler kullanılır ve bu eserlerde bölgelerin ağız özelliklerini bulmak mümkündür.

Yazılı edebiyatın tesir dairesi çok geniş ve daha umumîdir. Folklor farklı köylerde, bölgelerde, ülkelerde oluşur ve yaşar. Fakat ilginçtir ki, öyle tipik eserler vardır ki, onlar yazılı edebiyat eserlerinden daha çok yayılmış ve okuyucuda derin tesirler bırakmıştır.

Yazılı edebiyat ustaları folklor eserlerinin dil zenginliğini öğrenerek edebî dili zenginleştirirler.
Eski dönemlerde felâketlerine sebep olan tabiat hadiselerinden korkan insanlar, tabulaştırdıkları bu hadiselere sığınıyorlardı. Folklorda animizm diye isimlendirilen bu durum Kırım Tatar folkloru içinde de bulunur. "Narkamış" destanında çaresiz kalan kız kurtulmak için kamışa baş vurur.4

Diğer Türk boyları, bu cümleden Özbek kabilelerinin ataları güneş, su ve ateşe sığınmışlar, sonra at, öküz, yılan, kurt, köpek gibi hayvanlara itaat etmişler.5

Kırlar, sık ormanlar, dağlar, kayalar insanlar için korkunç hadiseler olarak görünmüş, bu yüzden de tabiat hadiseleri kahramanların karakterlerine benzetilmiş ve bu benzerliği de ispat için de çeşitli mit, efsane ve masallar yaratılmıştır. Cadı, qurtqa*, su anası, orman sahibi vb. hakkında mitler, masallar destanlar meydana getirilmiştir. . Asırlar boyunca esir yaşayan milletler, hür bir şekilde yaşamayı hayal ederek, esirlikten kurtulmayı folklor eserlerinde de olsa tasavvur etmek isteyenler çeşitli mitler yaratmışlardır. Mitler en erken meydana getirilen folklor eserlerindendir. Folklor eserlerinin inkişafı insan ile ilgilidir. "Yırlar iptidaî insanların emek süreçleri esnasında doğup yaşamışlardır."6

Düğün ve cenaze merasimleri ile ilgili yırlar, takmaklı eserler de vardır. Düğün âdetleri ile ilgili yırların konusu, evlenenlere geleceklerinde bahtlı saadet, uzun ömür ve selâmetlik dileklerinden ibarettir ki, bu yırlarda ayrıca dinî motifler de bulunur. (Gelin ve damadın üstlerine arpa, buğday serpme.) "Tatlı ve muhabbet içinde yaşasın" sözleri ile " Gelinin binip geldiği süslenmiş arabanın üstüne çekirdek, tohum serpiliyordu. (Evin tepesinde)" Şimdi de bu âdet yaşamakta, fakat zamane düğünlerine, esasen köylerde yaşlılar şeker atılmaktadır.

Eskiden cenazeler için de özel törenler uygulanıyor ve o dönemlerde takmaklar söyleniyordu. Cenaze töreni için özel adamlar çağırılıyordu. Onlar kendi takmaklarında ölen adamın ölümüyle meydana gelen üzüntüyü ifade etmekle birlikte, ölene hürmet edilmesini de göz önünde tutuyorlardı. Takmakların konuları onların esas vazifeleri ile ilgili idi. Ölen adamın yaptığı bütün iyilikleri abartarak anlatma, onu öğme ve onsuz ailesine, akrabalarına ne kadar ağır olacağını tasvir etme takmakların özelliklerindendir.

Kırım Türklerinde bağımsız oldukları dönemlerde dinle ilgili merasimler tavizsiz uygulanıyordu, çünkü bu törenler din görevlilerinin nezareti altında yapılıyordu. İslâm dininin gereği olan kurban ve ramazan bayramlarında âdet üzre, çeşitli yırlar ve takmaklı eserler söylenirdi. Meselâ, ramazan bayramında "Şeremezan" söylenirdi.

"Şeremezan ayta keldik şu evçiknin eşiğine,

Aq qoçqarday - qoçqarday bir oğul tuvsın beşiğine."

Görünüyor ki, "şeremezan" söyleyenler, geldikleri aileye baht dileme yanında, onların sağlık selâmet için Allah'a sığınmaları gerektiğini belirtmektedirler. Halk sürgünden Kırım'a döndükten sonra bu tür âdetleri daha fazla uygulamaya başlamışlardır. Dinlerine, örf âdetlerine yeniden kavuşan Kırım Tatarları, bu bayramda pek çok yemek hazırlamakta, ziyaretlere gitmektedir. Ramazan bayramı sırasında akşam karanlığı çöktükten sonra, gençler ev ev dolaşarak çını andıran beyitler söylemektedirler. Bu beyit bir örnektir.

"Eçkiçigim bar edi,
Balalayım der edi.
Balalasa beÅŸ olur,
Çobanlarğa eş olur!7
Bir baynıñ bir oğlu
Birlettiler eçkimi.
Eki baynıñ, eki oğlu
Ekilettiler eçkimi,
Sarı eçkim qartaydı,
Saqalından tartsam da,
Aldına adım atmadı,
Canay,canay calpaq
Başına kiyer qalpaq,
İnanmasan çıq da baq.
Berecek olsañız beriñiz,
Yuqarı maallerge yeteyik. yeteyik 8

Halk kültürünü yansıtan eserler her zaman yaşatılmaya çalışılmıştır. Kırım'da çeşitli dokuma yüz­bezler, maramalar, kilimler dokunuyordu. Kırımlı kadınlar çok güzel nakışlar, ustalar ise altın küpeler, yüzükler, bilezikler yapıyordu. Esnaflar, an'aneden gelen beşik ve sandıklan güzel resimlerle süsleyerek hazırlıyorlardı.

Folklorun türleri asırlar boyunca şekillenerek devam etti. Feodalizm döneminde destanlar, masallar, efsaneler, latifeler, yırlar, atalar sözü ve aytımlar, tapmacalar, çın ve maneler ve diğer türler şekillenmişti. Her bir türün kendine göre şekli, hususiyeti, o şekli tam olarak aksettiren muhtevası vardı. Folklorun türleri muayyen bir nizamda ilerlemişlerdir.

--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Ankara 1999 - Cilt.13 Sf.44

1 A.Dermenci, A.Baliç, C. Bekirov, Edebiyat Xrestomatiyası, Taşkent 1971, s.36.
2 A.g.e.,s.36.
3 A. Çergeyev, Tilki ve Qoyan, Simferopol 1928, s.5.
4 Destanlar, TaÅŸkent 1980,s.110.
5 Özbek Xalq Ağız Poetik icadı, Taşkent 1980, s. 51.
6 Qrımtatar Yırları, Simferopol 1939, s. 3.
7 Z. Reşitov'un yolladığı malzemelerden alındı.
8 Büyük Özenbaş köyünde yaşayan 102 yaşındaki İlyas Qart'ın anlattığı malzemelerden alındı

http://www.vatankirim.net/sanat/hdebiyat.htm

_________________
say'a saygı için
temaÅŸa kafi gelmez
bilmem acep niçin???
bir fikir beyan edilmez


Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: