Sistem saati: Çar Tem 09, 2008 7:17 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Erzincanlı Hafız Åžerif
İletiTarih: Çar Kas 08, 2006 10:26 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:16 am
İleti: 1747
Konum: İstanbul
Resim

Taş plaklarının üstünde adı "Erzincanlı Şerif" olarak yazılan, yörede daha çok "Hafız Şerif" adıyla bilinen Şerif Tanındı, 1930 - 1960 döneminde taş plaklarda soluk alıp veren halk müziğinin ama daha çok Anadolu şehir müziği karakterlerine yakın halk müziğinin en önemli temsilcilerinden biriydi.

Tarz, ekol ve hava olarak, hepsi de Fırat - Dicle havzasının kültürel ikliminde yetişmiş Zaralı Halil, Celal Güzelses, Malatyalı Fahri, Cemil Cankat gibi adların oluşturduğu çevrim içindedir. Bütün bu sanatçıların ortak yazgısını o da paylaşır. Sözgelimi yolu bazen "gurbet"lere düşmüş olsa da, doğup büyüdüğü topraklardan o da bir türlü kopamaz. Onun da okuduğu eserlerin hangisi anonimdir, hangisi kendi özgün bestesidir, birbirine karışmıştır. Besteleri özgün de olsa, ilk kez seslendiriliyor da olsa, yüzlerce yıllık türkülerden farksızdır ve onlar da hızla dillere düşmüş, anonimleşmiştir.

Bu tür sanatçıların bir başka ortak yazgısı, adları ve sesleri ortada olduğu halde, hayatları ve kimlikleri hakkındaki bilgilerin sınırlı oluşudur. Sözgelimi ansiklopedilerde, hatta belli bir ili ya da yöreyi anlatan ansiklopedilerde bile bu bilgileri bulamazsınız.

Şerif Tanındı, ayrıca 1948 yılında ve erken bir yaşta öldüğü için, çocukları hayatta olduğu halde, hakkında süzülüp gelen bilgiler sınırlı. Daha çok köylerde görev yapmış ve imamlık / müezzinlik gibi mazbut bir yaşantı gerektiren mesleği sürdürmüş olması da hayatının ayrıntılarının büsbütün karanlıkta kalmasına yol açıyor.

Ondan geriye kalan tek karelik bir fotoğraf olmasa, siması da meçhullere karışacaktı. (Oğlu Kemal Tanındı, çok aramasına rağmen babasının bir ikinci fotoğrafını bulamadı.)

Hayatı hakkında bilinen sadece genel çizgiler: 1902 (1320) tarihinde Erzincan'ın Vakıf Bırastik köyünde (şimdiki adı Çatalören) doğuyor. Babasının adı Hafız Ebubekir, annesinin adı Zeliha. Birinci Dünya Savaşı sırasında Erzincan Rus işgali altına girince Şerif'in ailesi de 'muhacir' oluyor. O yıllarda 12 yaşlarında olan Şerif, annesini bu göç sırasında yitiriyor. Babası daha sonra aralıklı olarak üç yeni eş ile evlenecektir.

Küçük Şerif, hafız olan babasının izini sürerek hafızlık alanında yol alıyor ve 14 yaşında gereken sınavı vererek hafızlık belgesine sahip oluyor. Genç yaşında Sümbül Hanımla evlendirilen Şerif Tanındı, Çolhasa (Soğukoluk) köyünde imamlık yaparken, sesinin güzelliğiyle dikkati çekmeye başlıyor. Kısa bir süre sonra Erzincan merkezindeki Ulu Cami'ye müezzin olarak atanıyor. Bu dönemi, yine İstanbul'da müezzinlik dönemi izliyor. Bu arada birisi erkek, üçü kız, dört çocuğu oluyor. Müezzinlik yaptığı dönemde zaman zaman halk gazinolarında türküler söylüyor.

Ünü yayılınca taÅŸ plaklar doldurmaya baÅŸlıyor, "Erzincanlı Åžerif" adıyla ünleniyor. 1938’den sonra tekrar Erzincan’a dönüyor. Mığısı, Bırastik, Horan köylerinde imamlık yapıyor. Son görev yeri yine kendi köyü. Orada hastalanıp öldüğünde yıl 1948’dir.

Anadolu ÅŸehirlerinin bu ÅŸekilde ünlenen ses sanatçıları, hayatları karanlıkta kalsa da, bazı yönleriyle ve özellikle seslerinin gürlüğü ya da güzelliÄŸi çerçevesinde anlatılan rivayetlerle efsaneleÅŸtirilirler. ÖrneÄŸin Celal Güzelses’in sesiyle kervan durduruÅŸu ve bülbülleri ayağına getiriÅŸi, Malatyalı Fahri’nin uÄŸruna türküler yaktığı eÅŸini bir tartışma sonucu öldürmesi, ayrıca çoÄŸunun Atatürk ile olan maceraları, vb. dilden dile aktarılır. “Erzincanlı Åžerif” için de bunlara benzer rivayetler anlatılır. Bunlardan biri, köyünün minaresinden okuduÄŸu ezanın kilometrelerce ötelerden duyulması ile ilgilidir ve hemÅŸehrileri bunu hâlâ anlatıp dururlar.

Dinden döndüren ses
Bir baÅŸka rivayet, Erzincan merkezde müezzinlik yaptığı dönemle ilgili. Rivayete göre bir gün Åžerif Tanındı’nın kapısını bir subay çalar ve aralarında şöyle bir konuÅŸma geçer:

- Müezzin Şerif Bey sen misin?
- Evet.
- Åžerif Bey, sen benim aile saadetimi bozuyorsun!


Şerif Tanındı şaşırır.

- Anlamadım?
- Şu sabah ezanını öyle yanık okuyorsun ki, bizim hanım ne zaman sesini duysa koynumdan çıkıyor, yataktan kalkıp pencereye koşuyor. Her sabah böyle. Sana istediğin kadar para vereyim, git bu işi başka yerde yap.


Aynı hikâye, Åžerif Tanındı’nın İstanbul’da müezzinlik yaptığı yıllara da uyarlanır. Buna göre bu kez kapısını çalan İstanbullu bir Rum vatandaÅŸtır. Adam sorar:

- Siz nerelisiniz?
- Erzincanlı.
- Peki burada iÅŸiniz ne?
- Geçim derdi.
- Bu işten ne kadar ücret alıyorsunuz?


Şerif Bey, bir rakam söyler.

- Peki, bu işi bırak ya da git başka yerde yap. Her ay aynı miktar parayı ben yine de sana ödeyeyim.
- Neden?
- Şu sabah ezanını okuyuşun yok mu? Beni çok duygulandırıyor. Neredeyse dinimden döndüreceksin!


Lirik bir dünyadan ezgiler
Anadolu halk müziÄŸinde Sivas – Erzincan – Erzurum hattı, daha çok baÄŸlamanın ana yurdu olarak bilinir. Hatta Muzaffer Sarısözen 1940’ların sonlarında radyoda “Yurttan Sesler” ekolünü oluÅŸtururken, özellikle bu hattın yorum tarzını temel alacaktır. Åžerif Tanındı’nın ise, bu yaklaşıma aykırı olarak, ezgilerini tıpkı dönemin diÄŸer sanatçıları Zaralı Halil, Celal Güzelses, Mukim Tahir, Cemil Cankat vd. gibi “ince saz” eÅŸliÄŸinde okuduÄŸunu görüyoruz. Öte yandan, bu hatta oluÅŸmuÅŸ ezgilerin güftelerinde doÄŸaya iliÅŸkin motiflerin ağırlıklı olduÄŸu gözlemlenir. Åžerif Tanındı’nın seslendirdiÄŸi bir çok türküde de bu özellik vardır ancak onun ezgilerinde insan iliÅŸkileri ve ÅŸehir hayatı.da doÄŸal motifler kadar geniÅŸ yer tutar.

“Erzincanlı Åžerif”in dillendirdiÄŸi ezgilere baktığımız zaman, hemen hemen tümünün lirik türküler olduÄŸunu görüyoruz. Bunlar arasında “Keklik gibi kanadımı süzmedim” “EÅŸimden ayrıldım yoktur kararım” “Çıkar yücelerden yumak yuvarlar (Leyla)” “Nasıl methedeyim sevdiÄŸim seni” gibi zamanında çok popüler olmuÅŸ ezgiler de var.

Åžerif Tanındı, türküler kadar Anadolu halk müziÄŸinin diÄŸer formlarını da baÅŸarıyla seslendirir. Bunların başında da mayalar ve hoyratlar gelir. ÇoÄŸu kez “uzun hava” tanımına sokulmak istenen, ancak bir çok bakımdan bu tanımdan farklı olan, özel bir dikkat isteyen bu iki form onun sesinde baÅŸka bir anlam kazanır.

Mayalar, koÅŸmalardan alınmış ya da tekil olarak yazılmış, 4 + 4 + 3 ölçüsüne uygun, a – a – a – b kafiye düzenini izleyen dörtlükleri güfte olarak kullanan bir formdur. Ağırlıklı olarak Erzurum, Erzincan, Elazığ, Diyarbakır, ErciÅŸ yörelerinde görülür ama etki alanı bütün bölgedir. Hatta güneydeki Arap ülkelerine, oradan İspanya’ya ve Latin Amerika’ya uzandığı da rivayet edilir. Åžerif Tanındı, “Bir gül için bülbül giymiÅŸ karalar” sözleriyle baÅŸlayan mayayı büyük bir ustalıkla yorumlar.

Mani dörtlüklerini güfte olarak seçen hoyratlar ise daha çok Harput (Elazığ) – Urfa – Kerkük üçgeninin ürünüdür. Ancak bu ezgi türü de tüm bölgede etkisini duyurur. Hoyratların mayalardan bir baÅŸka farkı, tek bir makama özgü olmayıp, daha fazla çeÅŸitliliÄŸe sahip olmasıdır. “Muhalif hoyrat” “Åžirvan hoyratı” “Kesik hoyrat” vb. Åžerif Tanındı da, “DaÄŸlar aÄŸardı kardan” sözleriyle baÅŸlayan kürdî hoyrata kendine özgü bir yorum getirir. Åžerif Tanındı’nın bu yorumu, bir baÅŸka Erzincanlı’nın, Salih Dündar’ın “Kuleden gel kuleden”i gibi, Celal Güzelses’in “Kara gözler”i gibi, hoyrat yorumları arasında en popüler olanlardan biridir.

Åžerif Tanındı’nın repertuarında, olaÄŸan üstü güzellikte yorumladığı, güftesi Anadolu kültürünün bütün deÄŸerlerinden, bütün derin anlamlarından el alan bir de güzelleme yer alır: “Nasıl methedeyim sevdiÄŸim seni / İstanbul Bursa’yı deÄŸer gözlerin”. Türkünün sayıp döktüğü ve sevgilinin gözleriyle kıyasladığı yerler, sadece bu gözde ÅŸehirlerle sınırlı deÄŸil.

Åžerif Tanındı’nın taÅŸ plakta seslendirdiÄŸi ve “Çıkar yücelerden yumak yuvarlar” sözleriyle baÅŸlayan ezgi ise, klasik Türk müziÄŸi parçalarını anımsatır ve onlarla yarışacak güzelliktedir. Nitekim, Sadettin Kaynak’ın bir ÅŸarkı bestesinde (AÄŸlarım çaÄŸlar gibi) bu ezginin etkisi hissedilir.

Yine Åžerif Tanındı’nın “Mecnunam Leylamı gördüm” sözleriyle baÅŸlayan ezgisi de bizi bir kez daha Yakın DoÄŸu’nun sevda masallarına götürür. Türkünün sözleri her ne kadar daha popüler ve âşık tarzı bir türkünün sözleriyle benzer ise de, beste ve yorum çok farklıdır ve bu ezgi de klasik ezgilere yakındır.

Åžerif Tanındı’nın okuduÄŸu en popüler parça ise bir lirik ezgi baÅŸyapıtı olan “Keklik gibi kanadımı süzmedim” sözleriyle baÅŸlayandır. Bu ezgi, yıllar sonra, 1960’lı yıllarda “Yurttan Sesler” programlarında özellikle Muzaffer Akgün tarafından yeniden yorumlanmış ve bir kez daha yaygınlık kazanmıştır.

Sanatçının dilinde ayrı bir güzellik kazanan bir diÄŸer lirik baÅŸyapıt, “EÅŸimden ayrıldım yoktur kararım” türküsüdür. Bu ezgi, “Keklik gibi kanadımı süzmedim” türküsünün ikizi gibidir ve en az onun kadar dokunaklı bir parçadır.

Onun her parçası üzerinde ayrı ayrı durmaya gerek yok. Kulağınız gözlerinizden daha iyi seçecektir.

Åžerif Tanındı, klasik Türk müziÄŸinde de benzerlerine sık rastlanan hafızlık geleneÄŸinden gelen sanatçı tipinin halk müziÄŸi alanındaki örneklerinden birisiydi. KuÅŸkusuz, pek çok dini formu da baÅŸarıyla seslendirmiÅŸti. Ancak, bunların hiç biri plaÄŸa dönüşmemiÅŸtir. Tanındı’nın dikkat çeken bir baÅŸka özelliÄŸi, halk müziÄŸinde yenilikçi eÄŸilimleri olmasına raÄŸmen, fantezi türüne de hemen hiç yer vermemiÅŸ oluÅŸudur. Ağırlıklı olarak türkü ve türkü formunda beste okumuÅŸtur. Yanık ve etkileyici sesinin yanı sıra usule egemenliÄŸi de hemen dikkati çekmekte ve bu özelliÄŸi onu Anadolu halk müziÄŸinin ana kaynaklarından birisi yapmaktadır.
Tahir Abacı

_________________
O iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler...

YaÅŸar Kemal


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: