Sistem saati: Cum Tem 04, 2008 7:46 am

Tüm zamanlar UTC





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: saklı bir anadolu efsanesi:enver demirbaÄŸ
İletiTarih: Pts Ekm 16, 2006 10:23 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Ağu 05, 2006 2:46 pm
İleti: 35
Konum: Şehir Seçiniz
Resim



Saklı Anadolu Efsanesi: Enver Demirbağ

Tahir Abacı



Harput – Elazığ yöresi kültürüne dört ciltlik “Harput Yollarında” kitabını armaÄŸan bırakmış olan İshak SunguroÄŸlu, 1961’de basılan üçüncü ciltte gelmiÅŸ geçmiÅŸ ses sanatçılarını sayıp döktükten sonra ellinci ve sonuncu sıradaki sanatçıyı şöyle tanıtır: “Elazığ’da bu yılın ses kahramanı olarak yetiÅŸen bir gencimiz daha vardır ki, sesi cidden çok gür ve gür olduÄŸu kadar da tesirlidir. İsmi Enver olan bu genç, Palulu rahmetli Rüştü beyin oÄŸlu, muhterem dostumuz Ali beyin de yeÄŸenidir. Sesinin güzel olmasıyle beraber, kabiliyetli ve aynı zamanda müziÄŸe çok meraklıdır. Ümit ve temenni ederim ki, Hafız Osman üstadımızın usullerine nüfuz eder ve lisanını da düzeltirse Harput ve dolaylarının yegâne ses sanatkârı olabilir.”

Bu satırların yazılmasının üstünden kırk yıldan fazla zaman geçti. Enver DemirbaÄŸ, bugün yetmiÅŸli yaÅŸların eÅŸiÄŸinde ve geçirdiÄŸi rahatsızlık sonucu sanatını artık icra edemez durumda. Ancak, kırk yıldır ‘Harput müziÄŸi’ denildiÄŸinde ilk akla gelen ad, onun adı. DoldurduÄŸu yirmiyi aÅŸkın kırk beÅŸ devirlik plağın kayıtları ve sayısız kaset hâlâ elden ele dolaşıyor, hâlâ ilgiyle dinleniyor.

Harput, kuruluÅŸu Urartu öncesine dayanan, kimi beyliklere merkezlik yapmış, Osmanlı döneminde çok kültürlü yapısıyla öne çıkmış, 20. yüzyıl baÅŸlarında önemini yitirerek yerini ovada geliÅŸen Elazığ’a bırakmış bir ÅŸehir. Harput ve onun kültürel geleneklerini sürdüren Elazığ, Anadolu’nun ortasında kendisine özgü müzik yapısına ve yaÅŸantısına sahip sayılı merkezlerden biri. Harput müziÄŸi, Anadolu halk müziÄŸi ile Divan müziÄŸini kaynaÅŸtırmış, ‘ince saz’ kullanımını yeÄŸlemiÅŸ bir ÅŸehir müziÄŸi. Sözlü geleneÄŸe dayandığı ve yeni kuÅŸaklara ‘meÅŸk’ yoluyla aktarıldığı için, bu müziÄŸin geçmiÅŸ çaÄŸlarını ne yazık ki bilemiyor, sadece ezgilerin yapısına bakarak, yılların ötesinden süzülüp geldiÄŸini kestirebiliyoruz. Bu müziÄŸin icracılarının adlarını da haliyle ancak basın yayın etkinliklerinin baÅŸladığı 19. yüzyıl sonlarından itibaren bilebiliyoruz. Sesleri ve yorumları hakkında bir fikir sahibi olabildiÄŸimiz sanatçılar ise ancak cumhuriyet sonrasında yetiÅŸenler. 1937 ve 1944 yılında yapılan derleme gezilerinde Elazığlı sanatçıların icraları da ilk kez kayıt ortamlarına geçirilebilmiÅŸtir.

Harput müziÄŸi, tarih boyuncu hafızlık geleneÄŸinden gelen sanatçıların yanı sıra, sivil kaynaktan gelen sanatçılarca da yaÅŸatılmıştır. Cumhuriyet döneminde Harput müziÄŸinin son klasik üstadı sayılan ve birkaç tane de taÅŸ plağı bulunan Hafız Osman Öğe’nin yanı sıra, Mehmet Akar (Kore oÄŸlu Mamo), Sıtkı Demirci, Mustafa Süer (Kevenkli Hafız) gibi adlar ilk kuÅŸağı oluÅŸtururlar. Bu sanatçıların seslerine sadece derleme kayıtlarında ve özel kayıtlarda rastlayabiliyoruz. Nedendir bilinmez, taÅŸ plak döneminde Harput müziÄŸini sürdüren sanatçılar pek etkin olamazlar. Kırk beÅŸ devirlik plaklar döneminde ise Enver DemirbaÄŸ öne çıkar. Aynı dönemde PaÅŸa DemirbaÄŸ ve Kemal Yeniceli de plaklar çıkarırlar. İzzet YetiÅŸ, Lokman Tasalı, Ahmet Tasalı, Faik Buz, Abbas Bakır gibi adlar da bu dönemde adları duyulan diÄŸer sanatçılardır. (*)



Enver Demirbağ'ın Uzun Yolu

Enver DemirbaÄŸ, 1935 yılında Palu’da doÄŸar. Gençlik yıllarında, kendisinden üç yaÅŸ büyük aÄŸabeyi PaÅŸa DemirbaÄŸ ile birlikte müziÄŸe ilgi gösterirler. Bu ilgide, “Sekratlı Ali Bey” olarak tanınan Ali Beyin konağında kurulan müzik âlemlerinin etkisi büyüktür. Aynı yıllarda ‘makara bant’ kullanan kayıt cihazları ortaya çıkmış, bu âlemler kayıtlara da geçmeye baÅŸlamıştır. DemirbaÄŸ kardeÅŸler, daha sonra Elazığ’da Hafız Osman Öğe’nin, Harput müziÄŸine büyük emeÄŸi geçen, “Harput Ahengi” kitabının yazarı Avukat Fikret MemiÅŸoÄŸlu’nun meclislerine katılırlar. Enver DemirbaÄŸ, aynı yıllarda ilk kırk beÅŸlik plaklarını da doldurmaya baÅŸlar. Ağırlıklı olarak Harput’a özgü divanlar, mayalar, hoyratlar, türküler okur ama baÅŸka yörelere ve tarzlara ait ezgileri seslendirdiÄŸi de olur. Bunlar arasında “Makber” ve “Siyah ebrulerin duruben çatma” gibi parçalar da vardır. Ancak, DemirbaÄŸ’ın ünü yöresel sınırları pek de aÅŸamaz. KuÅŸakdaşı Nuri Sesigüzel’lerin, Ahmet Sezgin’lerin, Selahattin Erorhan’ların ün kazandıkları dönemde onu sadece “bilenler bilir”, saklı bir Anadolu efsanesi olarak kalır.

Enver DemirbaÄŸ’ın ve öteki Harput müziÄŸi icracılarının fazla öne çıkamamasının kuÅŸkusuz bir çok nedeni var. Bunların arasında Harput müziÄŸinin baÄŸlama geleneÄŸini öne çıkaran Muzaffer Sarısözen sistematiÄŸinin dışına düşmesinin yanı sıra, geliÅŸkin ve kulak isteyen bir düzeye sahip olmasının etkisi de var. Ayrıca Elazığlı sanatçıların içe dönüklüğü, yerel baÅŸarılarla yetinmeleri, ortak etkinlikler yapma konusunda isteksiz olmaları, kıskançlık ve rekabet gibi nedenlerin etkisi de olmuÅŸtur. Öte yandan, Harput’un eski iÅŸret geleneÄŸini sürdüren sanatçıların “Anadolu bohemi” denebilecek bir hayat tarzını seçmiÅŸ olmaları, günü birlik hayat içinde savrulmaları da bir baÅŸka etken. Enver DemirbaÄŸ da yörede el üstünde tutulan bir sanatçı olunca bütün bu etkenlerden ırak kalamamış, müzik eksenli bir hayat sürdürmekle birlikte, zaman zaman Elazığ’da deÄŸiÅŸik iÅŸler denemiÅŸ, ayrıca bir dönem Ankara’da kamu görevlisi olarak da çalışmıştır. Benim kendisiyle tanıştığım 1980’li yıllarda Elazığ’da bant kayıt stüdyosu çalıştırmayı deniyordu. O yıllarda Enver DemirbaÄŸ’ın özel toplantılarda, âlemlerde kayıtlara geçirilmiÅŸ icraları, en kestirme deyiÅŸle kapanın elinde kalıyordu. Elazığ, özellikle kaset bantlar döneminde bütün Anadolu’ya dağıtım yapan bir merkez halindeydi. Bu yıllar içinde Enver DemirbaÄŸ’ın sayısız kaseti üretilmiÅŸtir. Ne yazık ki, telif haklarındaki düzenlemelerin yetersiz olduÄŸu o dönemin ÅŸartları gereÄŸi, sanatçı bunlardan çoÄŸu kez emeÄŸinin karşılığını alamamıştır. DemirbaÄŸ’ın kasetleri, üzerlerine günün modası elektronik sesler ve yeni eÅŸlik çalgıları eklenerek hâlâ çoÄŸaltılmakta. Öyle ki, kendisi de Harput müziÄŸi ikliminden gelen Erkan OÄŸur, dinlettiÄŸim bu tip bir parçada caz motifleri bile saptadı.

Bir yandan klasik Türk müziÄŸinin en seçkin örnekleriyle yarışabilecek düzeyde ve nitelikte “divan”lar, “ibrahimiye”ler, “gazel”ler, “müstezad”lar, “tatyan”lar ortaya koyan, öte yandan mayaları, hoyratları ve türküleriyle halk müziÄŸinin seçkin örneklerini veren Harput müziÄŸinin icrası, kestirileceÄŸi üzere özel bir ustalık gerektirir. GeçmiÅŸ zamanlarda, her makamın, formun ve tarzın ayrı sanatçılar tarafından icra edilebildiÄŸi rivayet olarak günümüze ulaÅŸmıştır. Bütün makamları ve formları icra edebilen sanatçı sayısı ise azdır ve Hafız Osman Öğe bunun son örneÄŸi olarak gösterilir. Ondan sonra gelen sanatçılar arasında bütün ezgisel formları aynı ustalıkla seslendirebilen baÅŸlıca sanatçı ise Enver DemirbaÄŸ olmuÅŸtur. Harput müziÄŸinde, ses rengi onunkinden belki daha fazla öne çıkan sanatçılar görülmüştür, ancak hiç biri Enver DemirbaÄŸ kadar makamlara, formlara ve usule egemen deÄŸildir. Enver DemirbaÄŸ, bütün bu özellikleri nedeniyle hem halk arasında çok tutulmuÅŸ, hem radyo ve televizyonlarda Harput müziÄŸi söz konusunda ilk akla gelen sanatçı olmuÅŸ, çok sayıda ezgiyi de repertuara kazandırmıştır.



Unutulmaz Yorumlar

Enver DemirbaÄŸ’ın kırk beÅŸlik plakları arasında ‘divan’ formundaki iki parça özellikle dikkati çeker. Birincisi, Rifat Dede’nin “Ben ÅŸehid-i badeyem dostlar, demim yâd eyleyin” diye baÅŸlayan gazelini, diÄŸeri Rasih’in “Süzme çeÅŸmim gelmesün müjgân müjgân üstüne” sözleriyle baÅŸlayan gazelini güfte olarak kullanır. Harput’ta, diÄŸer Dicle-Fırat havzası ÅŸehirlerinde olduÄŸu gibi, asıl olarak Fuzuli’nin çok büyük bir etkisi vardır. Enver DemirbaÄŸ da, diÄŸer makamlarda okuduÄŸu ‘gazel’lerde daha çok onun ÅŸiirlerini yeÄŸler. Hatta bu amaçla “Fuzuli Divanı”nı da edinmiÅŸtir. Sözgelimi, Fuzuli’nin “Merhem koyup onarma sinemde kanlu dağı” sözleriyle baÅŸlayan gazeli, ibrahimiye makamı içinde okunduÄŸu için kısaca ‘İbrahimiye’ ya da ‘Harput ibrahimiyesi’ diye anılan formun en çok tercih edilen güftesi olur. İbrahimiyenin bilinen en iyi okuyucusu olan Enver DemirbaÄŸ, hüseyni, uÅŸÅŸak, bayati gibi makamlarda okuduÄŸu gazellerde de Fuzuli ağırlıklı güfteler seçer. Formu da ‘müstezad’ olarak adlandırılan ezgi ise haliyle müstezadları güfte olarak kullanır. Hemen belirtelim, bu gazelleri, İstanbul müziÄŸindeki ‘Allah’ terennümlü gazellerle karıştırmamak gerekir; bunlar daha çok bestecisi unutulmuÅŸ ağır ÅŸarkılardır.

Enver DemirbaÄŸ, Harput müziÄŸinin klasik ve ağır formlarının yanı sıra, yine onlar gibi dört perde üstünden okunan, deÄŸiÅŸken güftesi 4 + 4 + 3 hece düzenine uygun koÅŸma dörtlükleri olan mayayı, güftesi 6 + 5 hece düzeninde yazılmış koÅŸma dörtlükleri olan tecnisi, güftesi yedi heceli maniler olan hoyratları da ustalıkla seslendirir. Harput müziÄŸinde mayanın bir de ‘cılgalı maya’ denilen daha ağır bir türü vardır ve Enver DemirbaÄŸ, bu cılgalı mayanın da bilinen en iyi yorumcusudur. Özellikle Urfa – Kerkük – Harput üçgeninde yayılım kazanmış bir form olan hoyratlar ise makamsal çeÅŸitliliÄŸe daha fazla sahiptir. DeÄŸiÅŸken güftelerle icra edilen ve kürdi, elezber(arazbar), baÄŸrıyanık, kesik, ÅŸirvan, muhalif, ölüm hoyratı gibi adlarla anılan Harput hoyratlarının sayısı ona yakındır ve Enver DemirbaÄŸ bu hoyratların hepsini baÅŸarıyla seslendirir. DemirbaÄŸ, ‘türkü’ formundaki bir çok parçada da ustalığını sergiler. Bunlar arasında “Geline bak geline” (varyantı “Mendilim iÅŸle yolla”) “DaÄŸlar dağımdır benim” “Dersim dört daÄŸ içinde” “O yanı pembe” “AÅŸ yedim dilim yandı” “Gel benim gelin yarim” “Yüksek minarede kandiller yanar” “Görmedim alemde bir benzerin ey güzel” unutulmaz yorumlarından bir kaçı.

Enver DemirbaÄŸ arÅŸivini hazırlarken, kestirileceÄŸi üzere hayli zorlandık. SeslendirdiÄŸi ezgiler arasında tercih yapmakta güçlük çektiÄŸimiz gibi, seçtiÄŸimiz ezgilerin hangi icrasını tercih edeceÄŸimiz konusunda da güçlük çektik. Ezgilerin çoÄŸunun stüdyo ortamında deÄŸil, yöre müziÄŸinin doÄŸal icra ortamına uygun biçimde, bazen özel toplantılarda, bazen ‘spontane’ geliÅŸmiÅŸ âlemlerde, bazen düğünlerde, bazen ilkel ÅŸartlarla çalışan özel bant kayıt stüdyolarında kayıt altına alınmış olması, iÅŸi zorlaÅŸtıran bir baÅŸka etken oldu. Haliyle elektronik iÅŸlemlere uÄŸramamış otantik kayıtları esas aldık ve Enver DemirbaÄŸ’ın 1961’den günümüze, kırk beÅŸlik plaklarla baÅŸlayıp radyo kayıtlarıyla, özel kaset bantlarla, CD’lerle süren icra serüveninden en karakteristik örneklere yer vermeye çalıştık. OlabildiÄŸi ölçüde doÄŸal biçimleriyle aktardığımız ezgiler arasındaki kayıt farklarının bu nedenle anlaşılır olacağını umuyoruz.

Enver DemirbaÄŸ arÅŸivinden seçmelerin ortaya çıkmasında Harput müziÄŸinin çilekeÅŸ arÅŸivcisi Yılmaz Kalender’e, bu müziÄŸe gönül bağını hep ortaya koyan Kalan Müzik yöneticisi Hasan Saltık’a ve ekibine ödenmesi güç borçlarımız var. Halen Elazığ’da zor ÅŸartlar altında hayatını sürdüren deÄŸerli sanatçıya da saÄŸlıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.

---------------------

(*) Harput – Elazığ müziÄŸi ve icra ortamı hakkında ayrıntı bilgileri, “Harput – Elazığ Türküleri” adlı kitabımda bulabilirsiniz. (Pan Yayıncılık, 2000).


Tahir Abacı

kaynak:www.kalan.com

_________________
"türküler sadece müzik değildir. onlar habercidir, sevdadır, ayrılıktır, danstır, ritmdir, ölümdür, feryattır, isyandır... ve bu ülkenin elle tutulan hazinesidir.hoyratça tüketme çabasında olanlar kaybederler...'' erkan oğur


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: