Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 3:22 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Nevzat Karakış
İletiTarih: Cum Nis 14, 2006 5:57 pm 
Editör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 08, 2006 8:36 am
İleti: 620
Konum: İstanbul
GÜLLERE RENGİNİ VEREN TÜRKÜLER

Nevzat Karakış öyle yaman bir yorumcudur ki, türkülerinde Bolu’dan NevÅŸehir’e, Yozgat’tan Tunceli’ye dolaşıp durmuÅŸ...

Kimilerinin TV ve radyo kanallarında zamanımızı bizden çalmak için kıyasıya yarıştığı ÅŸu reklam çağında, kimileri de ince usul bir yol yürüyor, kendi mecrasında. Onların reklam yapacak TV’leri, radyoları yoktur. HoÅŸ, olsa da zaten buna pek meyletmezler. Onların açık olan gönül kapıları, kendi misafirini de, yolcusunu da bulur. Bunların ÅŸarkıları, türküleri halkın bahçesinde gül koklamaya benzer. Türküleriyle halkın bahçesinde gezinenlerden biri de Nevzat Karakış’tır. O, öyle yaman bir yolcudur ki, türkülerinde Bolu’dan NevÅŸehir’e, Yozgat’tan Tunceli’ye dolaşıp durmuÅŸ. İlki 1988’de olmak üzere toplam dört albüm yapmış, sessiz sedasız.
Nevzat Karakış, ulu bir yol üstüne sermiÅŸ de postunu, çıkmış da seherine türkülerin, annesinden ödünç almış da gelmiÅŸ dostun huzuruna. Ondandır ki, annesinin ismini koymuÅŸ albüme: “Bizâr” demiÅŸ. Yani, ana bilmiÅŸ türküleri, zar eylemiÅŸ. Öyle maÄŸrur, öyle efkârlı. Efkârını bir Dersim türküsünde, “sazını iyi çalmayı mahçupluk gören” Mustafa Karaçeper’in o eÅŸsiz baÄŸlamasıyla dillendirmiÅŸ; “Ulu yol üstüne serdim postumu/Yeni bildim düşmanımı dostumu/Açık koyun mezarımın üstünü/Yar gelip geçtikçe canım dillensin.” İnsanın canı dillenir de, bu uzunhavada, aÅŸktan mı, efkârdan mı, orası belli olmuyor. Uzun, upuzun bir uzunhavadan esinlenmiÅŸ de, uzamış sakalları Nevzat’ın. AÅŸkı da, efkârı da almış terkisine, Bitlis’in Adilcevaz ilçesinden, düşmüş yollara. Türkülerin mi, gurbetin mi yollarına düştüğünü sakallarından anlamak pek mümkün deÄŸil. Ama sakalları bir hayli efkârlı duruyor yüzünde.

Nevzatların Adilcevaz’daki evinde iki dil akarmış, yan yana. Anne Kürt, baba Orta Asya tarafından gelen bir seferi. Bir taraftan Davut Sulari, Aşık Reyhani, Murat ÇobanoÄŸlu gibi Türkçe okuyan aşıkların ziyaretleri, diÄŸer taraftan Erivan Radyosu’ndan evlerinin içine dolan dengbejler; Meryemxan, Kavis Axa, AyÅŸe Åžan, Cizrawi’lerin sesleri. “İşte ben, bu seslerin peÅŸine düştüm, buldum da. Daha sonra Reyhani ve ÇobanoÄŸlu’nu elesem de, Davut Sulari, Meryemxan gibi seslerle yürümeye devam ettim”, diyor. Nevzat’ın anlattığına göre, evlerinde herkesin ayrı ayrı plakları varmış. Ama, en ilgi çekici olanları annesinin AyÅŸe Åžan ve benzeri plaklarıymış. Peki, annesinin plaklarından ve Erivan Radyosu’ndan geriye kalan stranlar-türküler, ÅŸimdi okudukları mıdır? “Hayır” diyor, Nevzat, “Ben Kürtçe bilmediÄŸim için, öyle gençlik heyecanına kapılıp, ezbere okumayı doÄŸru bulmadım. Zaten Kürt arkadaÅŸlarım da bunu hakkıyla yapıyorlar.”
Nevzat, Bitlis’te beÅŸ minarenin merakıyla düşmüş yollara. Önce Ankara, oradan İzmir’e, tekrar Ankara ve sonunda yurtsuzluÄŸunu İstanbul soluklandırmış. İzmir’de baÅŸladığı müzik çalışmalarına, İstanbul’da Ruhi Su Dostlar Korosu’nda devam etmiÅŸ. “Ölüm Git Öte”, “ÇiçeÄŸi Hiç Solmayana” ve “AÄŸzımda Bulut Tadı” isimli albümlere imza atmış. Derken, hazırlıkları iki yıl kadar süren “Bizâr” isimli albümüyle sessiz sedasız, dikilmiÅŸ baÅŸucumuza. “Hiçbir ÅŸeyim yok, akıp giden sesimden baÅŸka” diyor. Bizden de bir ÅŸey istemiyor. Sadece Bizâr’ın, yani annesinin yüreÄŸinin ve algısının geniÅŸliÄŸini hatırlamamızı istiyor. Çünkü, ona göre, “Beyaz Giyme” gibi bir Bolu türküsünün, AyÅŸe Åžan’la buluÅŸtuÄŸu gönül bahçesidir, Bizâr. Bizâr, “hadi oÄŸlum, türkü söyle” dedikçe nazlanmış, utanmış önceleri. “Åžimdi annem öte yakaya geçti, güllere rengini vermek için.” Ben ise, annesi gurbete gitmiÅŸ içimle, onun sevdiÄŸi türküleri söylemeye devam ediyorum, canı dinlensin diye. Ondandır ki, “Beyaz Giyme” türküsünü anne ninnisi gibi yorumlamış, Nevzat.

Bu albümde Nevzat’ın bizârlığına çok sayıda sanatçı katılmış. Onun için de, her türküyü bir dostuna adamış. Ama Nevzat’ın, bir baÅŸka “Bizâr” olan Cem Yıldız için, albümün kapağında yazdıklarını es geçmemek gerekir: “Cem’in babası bir düş kurmuÅŸ. O düşün içinde saklambaç oynarken bir daha bulamamış babasını, Cem. O gün, bu gündür ellerini biriktirip durmuÅŸ, düşün gerçekleÅŸmesi için.” Cem Yıldız’ın elleri cümbüşe deÄŸmiÅŸ birikmiÅŸ, lavtaya, baÄŸlamaya deÄŸdikçe birikmiÅŸ, katmer katmer hüzün olmuÅŸ, çoÄŸalmış türkülerle.

Nevzat Karakış, kimsenin mülkü olmayan halk türküleri okuyor. Cemal Süreya’nın “Hiçbir ÅŸeyim yok, akıp giden sokaktan baÅŸka” dizesini, “Hiçbir ÅŸeyim yok, akıp giden sesimden baÅŸka” gibi mütevazı bir söyleme uyarlamış ve icra ettiÄŸi sanatın endüstriyel deÄŸerine kapılmadan, ortaklaÅŸa, herkesin omuz verdiÄŸi bir gönül çalışması yaratmış. Adı: Bizâr.

Nesimi ADAY

_________________
"Sensiz olmadı"


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: