Sistem saati: Cum Tem 04, 2008 8:30 pm

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Pir Sultan Abdal
İletiTarih: Pzr Şub 24, 2008 9:03 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 22, 2006 10:32 am
İleti: 1260
Konum: İzmir
Resim


PİR SULTAN’IN YAŞAMI

Önceki dönemlerde yaşayan bir kısım önemli Halk Ozanları gibi, Pir Sultan’ın yaşamı da bir bakıma efsaneleşmiştir. İncelediğimiz kimi kaynaklarda, Pir Sultan’ın yaşamı halkın anlatımına ve belgelere göre yer almaktadır. Bu anlatımlarda benzerlikler bulunmakla birlikte yer yer söylenceler de yer almaktadır. Biz burada her iki anlatıma da yer vereceğiz.

PİR SULTAN’IN HALK ANLATIMIYLA YAŞAMI

Derlenen söylentilere göre, Pir Sultan’ın Banaz köyünde doğduğu, adının Haydar olduğu ve soyunun, Hazreti Ali’nın torunlarından Zeynel Abidin’e dayandığı, bu söylentiler arasındadır.
Yedi yaşında koyunlarını otlatırken, Yıldız Dağı’nın eteğinde uyuya kalıp, rüyasında Pir elinden dolu içmiştir. Doluyu veren Pir, Hacı Bektaşi Veli’dir. Pir ona rüyasında, “oğlum bundan sonra adın Pir Sultan olsun, Adın dört bir yana yayılsın, sazının üstüne saz, sözünün üstüne söz gelmesin. Adını ben verdim, ömrünü tanrı versin” diyerek gözden kaybolur.
O akşam eve gelememiş. Arayıp bulduklarında ise kendinden geçmiş bir vaziyette imiş. Dolu içtiğini anlamışlar, eline saz vermişler.

Pir Sultan bir şiirinde bu düşe değinir:

Pir elinden dolu içtim
Doğdum elinize düştüm
Ak cenneti gördüm geçtim
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Bundan sonra Pir Sultan’ın ünü dört bir yana yayılmış. Hızır’la tanışmaları o yıllarda olmuş. Hızır, Hafik ilçesinin Sofular köyündenmiş. Pirin ününü duyunca, Banaz’a gelmiş. Pire hizmet etmiş. Pirden edeb, erkan öğrenmiş. Bir süre sonra;
-Pirim sen herkese himmet ediyorsun büyük adam oluyorlar, önemli mevkilere geliyorlar, Bana da himmet et de büyük adam olayım, bir makama geleyim, demiş.
Pir Sultan bunun üzerine;
-Sana himmet ederim, büyük adam olursun, sonunda da gelip beni astırırsın, demiş.
Hızır böylece pirden izin alıp ayrılmış. İstanbul’a gitmiş. Padişahın sarayına girmiş. Pir Sultan’ın himmetiyle ilerleyip paşa olmuş. Sonra da Sivas valiliğine atanmış.
Hızır Paşa zamanla ikrarını unutmuş. Halka zulmetmeye başlamış. Hak ve namus aramaz kollamaz olmuş.
Bu arada pirini hatırlamış. Onu makamına çağırmış. Hizmette kusur etmemiş, yemekler hazırlatmış, ama Pir Sultan yemekleri yememiş.

Hızır Paşa bunun nedenini sorunca da;

-Sen haram yedin, halka kötülük ettin. Senin yemeklerini ben değil, köpeklerim bile yemez, demiş.
Bir söylentiye göre, Pir Sultan, paşanın konağından, Banaz’da bulunan köpeklerine seslenmiş, köpekler gelmişler, yemeklere dokunmamışlar.
Bu aşağılama karşısında Hızır Paşa, Pir Sultan’ı, Sivas’ın Toprak kalesine hapsettirmiş. Bir süre sonra, Hızır Paşa’nın içi rahat etmemiş, Pir Sultan’ı tekrar huzuruna getirtmiş ;
- İçinde şah adı geçmeyen üç şiir söylerse, bağışlayacağını söylemiş.
Pir Sultan bunun üzerine sazı eline almış, üç şiir söylemiş. Şiirlerin üçünde de Şahın adı geçiyormuş.

Adı geçen şiirlerden biri şöyle başlar;

Hızır Paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar, Şah’a gidelim
Siyaset günleri gelip çatmadan
Açılın kapılar Şah’a gidelim.

Hızır Paşa bunun üzerine Pir Sultan’ı yeniden zindana attırmış ve asılması konusunda emir vermiş. Ertesi sabah Pir Sultan kaleden, Keçibulan’a getirilerek asılmış.

Hızır Paşa, asılmaya götürülürken Pir Sultan’ın taşlanmasını istemiş. Taşlamayanları cezalandıracağını buyurmuş. Halk toplanıp, Pir Sultan’ı taşlamış, taşların hiçbiri değmiyormuş. Musahibi Ali Baba da taş yerine gül atmış. Bunun üzerine Pir Sultan;

Ellerin attığı taş bana değmez
İlle dostun gülü yaralar beni

diye bir şiir söylemiş.

Pir Sultan’ın asılışının ertesi günü, halk kahvede toplanıp konuşuyormuş. İçlerinden biri ; --
- Duydunuz mu, bu gece, Hızır Paşa Pir Sultan’ı astırmış.
Bir başkası karşı çıkmış;

- Olamaz, ben onu bu sabah Seyfebeli’nde gördüm, demiş.

İkincisi;

-Senin yanlışın var. Ben Malatya yolunda, Kardeşler Gediği’nde gördüm,

Üçüncüsü;

-Yenihan yolunda, Şahna Gediği’nde gördüm

Dördüncüsü;

-Ben Tavra Boğazı’nda gördüm demiş.

Dinleyenler şaşırmışl. Kalkıp birlikte dar- ağacının bulunduğu yere gitmişler. Bakmışlar ki dar- ağacında Pir Sultan’ın hırkası asılı, kendisi yok.
Pir Sultan, darağacından inip yola koyulmuş, bunu duyan Kasaslar peşine düşmüşler, onu yakalamak istemişler. Pir Sultan, Kızılırmak köprüsünün öte başına geçmiş. Kasasların yaklaştığını görünce;

-Eğil köprü eğil, demiş

Köprü eğilip suya batmış. Kasaslar karşı tarafta şaşakalmışlar. Pir Sultan’ın kerametli bir kişi olduğunu anlayıp, geri dönmüşler.

BELGELERE DAYALI YAŞAMI

16. Yüz yılda yaşayan Pir Sultan, Sivas’ın Yıldızeli İlçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz Köyü’ndendir. Köy, Yıldız Dağı’nın eteğinde, Çırçır’a 48 km. uzaktadır
Öz adının Haydar olmasına karşın, şiirlerinde Pir Sultan mahlasını (tapşırmasını) kullanır.
Ölümü üzerine kızı Senem’in yaktığı söylenen ağıtta Pir Sultan’ın uzun boylu, ölçülü vücutlu ve Banaz’lı olduğu açıklanır. Bu şiirin torunu Elif tarafından yazılmış olabileceği de söylenir.
………………

Pir Sultan kızıyım ben de Banaz’da
Kanlı yaş akıttım baharda yazda
Babamı astılar kanlı Sivas’da
Darağacı ağlar Pir Sultan deyü
…..
Uzundu usuldu dedemin boyu
Yıldız’dır Yaylası, Banaz’dır Köyü
Yaz bahar ayında bulanır suyu
Çaylar ağlar ağlar Pir Sultan deyü

Pertev Naili Boratav’a göre; “Pir Sultan’ın üç oğlu bir kızı vardır. Oğullarından Seyit Ali, Banaz’ın üst yanındaki çam korusunda yatar. Pir Mehmet Tokat’ın Daduk Köyünde, Er Gayıp da Dersim’de yatar.”
Türkü biçimindeki bir başka şiirinde Pir Sultan soyunun, Horasan’dan Hoy’dan geldiğini açıklar:

Benim aslım Horasan’dan Hoy’dandır
Kırklar olduğun Kanber yandadır
Tanrının Arslanı Ali nurdandır

Pir Sultan bir başka şiirinde okuma yazma bildiğini dile getirir;
………..

Pir Sultan’ım okuyuban yazarım
Turab oldum ayaklarda tozarım
Yar elinden içtim sermest gezerim
Elden içilmeyen meyi neyleyim.

Pir Sultan, sanatı gibi yaşamını da inancıyla birleştirmeye çalışır. Bu uğurda her türlü zorluğa katlanır. Gözünü budaktan sakınmaz. En kötü durumlarda bile umudunu yitirmez, inancından caymaz.
Bu korkusuz, inançlı davranış O’nu Sünniliğe bağlı, baskıcı Osmanlı yönetimiyle uyuşmazlığa düşürür
Sivas yöresi bu çeşit baskı ve zulmün merkezi gibidir. İçin için sürekli kaynamaktadır. Bundan tedirgin olan Osmanlı padişahları, Alevilere karşı sık sık ölüm fermanları çıkarmaktadır. Bütün bu konularla ilgili fetvalar yazdırmaktadır.
Pir Sultan bu dönemde yapılan Halk ayaklanmalarına katılır, en azından karşı duruşunu başkaldırısını hareketleriyle, şiirleriyle gösterir.”
Pir Sultan’ın benzer şiirlerinden bir dörtlük:

Bu yıl bu dağların karı erimez
Eser bad-ı saba yel bozuk bozuk
Türkmen kalkıp yaylasına yürümez
Dağılmış aşiret il bozuk bozuk
…………………

Pir Sultan’ım yaratıldım kul deyü
Zalim Paşa elinden mi öl deyü
Dostum beni ısmarlamış gel deyü
Gideceğim amma yol bozuk bozuk

Yine araştırmacı yazar Muzaffer Uyguner’’in anlatımına göre tutuklanması ve ölümü şöyle anlatılmaktadır;

“Bu dönem Alevilerin büyük ölçüde baskı gördüğü, tutuklamaların yapıldığı bir dönemdir. Pir Sultan’ın da tutuklandığı anlaşılmaktadır. Alevilikten cayanların bağışlanmasının söz konusu olabileceği düşünülebilir o sırada. Ama Pir Sultan,”Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyerek bağışlanmayı düşünmemiştir. O yıllarda, Hızır Paşa’nın Sivas Valisi olduğu bilinmektedir. Pir Sultan tutuklanır ve bir kış boyunca zindan da kalır.
Yine kaynakların belirttiğine göre, Pir Sultan’ın ilk sorgusu, Paşa Kalesinde yapılmıştır. Fakat Pir Sultan, sözünden ve yolundan dönmemiş bunun üzerine de Toprak Kalenin zindanına atılmıştır.
Pir Sultan Toprak Kalenin zindanında rahat bırakılmaz. Boynuna ve ayaklarına zincir vurulur.
Bu durumu bir şiirinde şöyle anlatır:

…………………

Her nereye gitsem yolum dumandır
Bizi böyle kılan ahd u amandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır

Başka bir dörtlükte yine:

Kalenin kapısı taştan demirden
Yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan
Bir kimsem yoktur ki dostu çağırtam

Çok güvendiği, candan sevdiği dostları, yandaşları da onu yalnız bırakırlar.

Bir şiirinde buna değinir:

Hani benim ile lokma yiyenler
Canı başı dost yoluna koyanlar
Sen ölme de ben ölüyüm diyenler
Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz

Pir Sultan bir inancın, bilincin, direncin simgesidir. Bütün bu olumsuzluklara, işkencelere karşı şöyle seslenir;

Kadılar, müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer, işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

O zamanki adıyla Keçi bulan ve şimdiki adıyla Kepçeli olan, bugünkü Sanayi Çarşısının karşısında, kesimevinin bulunduğu yerde idam edilmiştir. Pir Sultan’ın cenazesini, korku ve baskıdan ötürü yakınları ve yandaşları alıp Banaz’a götüremezler. Asıldığı yerin biraz ilerisindeki bir yere gömerler. Günümüzde Mal Pazarı da denilen yerdeki söğütlerin altında bir toprak tümsek olan mezarı, bir yatır mezarı gibi durmaktadır. Ancak mezarının bulunduğu yer konusunda çeşitli söylentiler de vardır. Ama gerçek yerinin, yukarıda anılan yer olduğu kabul edilmektedir.
Pir Sultan’ın doğum tarihi bilinmemekle birlikte, ölüm tarihinin 16.yy ın ikici yarısı olduğu kabul edilir.

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

Pir Sultan Abdal, günümüzden dört yüz yıl önce yaşamış olsa da, şiirleri günümüzde de önemini, günceliğini korumaktadır. Her ortamda, özellikle cemlerimizde Halk Ozanlarımızın dilinden düşmemektedir. Pir Sultan aynı zamanda, Halkın zulme karşı başkaldırısının da bir önderi bir sembolüdür.
Öyle anlaşılıyor ki Pir Sultan adı, şiirleri daha yüzlerce yıl söylenmeye devam edecektir.

DÖNEN DÖNSÜN

Koyun beni hak aşkına yanayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
Yolumdan dönüp mahrum mu olayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Benim Pirim gayet ulu kişidir
Yediler ulusu kırklar başıdır
On İki İmam’ın server başıdır
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Ulu mahşer olur divan kurulur
Suçlu suçsuz gelir anda derilir
Pir olmayanlar anda bilinir
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Pir Sultan’ım arşa çıkar ünümüz
O da bizim ulumuzdur Pirimiz
Hakk’a teslim olsun garip canımız
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

AÇILIN KAPILAR

Hızır Paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar Şah’a gidelim
Siyaset günleri gelip çatmadan
Açılın kapılar Şah’a gidelim

Gönül çıkmak ister Şah’ın köşküne
Can boyanmak ister Ali müşküne
Pirim Ali On’ki İmam aşkına
Açılın kapılar Şah’a gidelim

Her nereye gitsem yolum dumandır
Bizi böyle kılan ahd ü amandır
Zincir boynum sıktı hayli zamandır
Açılın kapılar Şah’a gidelim
............

Çıkarım bakarım kale başına
Mümin Müslümanlar gider işine
Bir ben mi düşmüşüm can telaşına
Açılın kapılar Şah’a gidelim
……………..

Pir Sultan’ım eydür Mürvetli Şah’ım
Yaram baş verdi sızlar ciğergahım
Arşa direk direk olmuştur ahım
Açılın kapılar Şah’a gidelim.

YÜRÜ BRE HIZIR PAŞA

Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir

Nemrut gibi Anka n’ oldu
Davamız mahşere kaldı
Yarin bu senden sorulur

Şah’ı sevmek suç mu bana
Kem bildirin beni Han’a
Can için yalvarmam sana
Şahinşah bana darılır

Hafid-i Peygamberim has
Gel Yezit Hüseyin’imi kes
Mansur’um beni dara as
Ben ölünce il durulur

Ben Musa’yım sen Fravun
İkrarsız Şeytan-ı lain
Üçüncü ölmem bu hain
Pir Sultan ölür dirilir.

Yararlanılan Kaynaklar : - Muzaffer Uyguner - Pir Sultan Abdal
- Pir Sultan - Asım BEZİRCİ

Veysel KAYMAK


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 İleti başlığı: Re: Pir Sultan Abdal
İletiTarih: Pzr Şub 24, 2008 9:04 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 22, 2006 10:32 am
İleti: 1260
Konum: İzmir

Sabahtan Cemalin

Sabahtan Cemalin Seyran Eyledim
Gönüller Perişan Elinden Güzel
Nice Bir Gezeyim Gurbet Elleri
Hiç Mi Bilir Yoktur Halımdan Güzel

Seher Bülbülüsün Gider Gelmezsin
Gelirsen De Güzel Baki Kalmazsın
Seni Uçuranlar Murat Almasın
Seni Kim Uçurdu Yuvandan Güzel

Pir Sultan Abdal'ım Dervişler Gezer
Aradım Bulmadım Derdimi Yazar
Şimdi Benim Dostum Cennette Gezer
Kalma Benim İçin Yolundan Güzel

Çeke Çeke

Çeke Çeke Ben Bu Dertten Ölürüm
Seversen Ali’yi Değme Yarama
Ali’nin Yoluna Serim Veririm
Seversen Ali’yi Değme Yarama

Bu Yurt Senin Değil Konar Göçersin
Körpe Kuzulardan Nasıl Geçersin
Ali’nin Dolusun Bir Gün İçersin
Seversen Ali’yi Değme Yarama

Ilgıt Ilgıt Oldu Akıyor Kanım
Pir Yoluna Kurban Verilir Serim
Benim Derdim Bana Yeter Efendim
Seversen Ali’yi Değme Yarama

Abdal Pir Sultanım Deftere Yazar
Hilebaz Yar ile Olur Mu Pazar
Pir Melhem Çalmazsa Yaralar Azar
Seversen Ali’yi Değme Yarama


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: