Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 2:18 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: NeÅŸet ErtaÅŸ
İletiTarih: Pts Haz 26, 2006 9:38 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Haz 19, 2006 8:27 pm
İleti: 470
Konum: Düzce
Resim
Ö Z G E Ç M İ Ş
Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde çocukluk ve ilk gençlik yılları geçmiştir. 15 yasında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmektedir.
Neşet Ertaş'i tanımak, asil onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karsımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından olan babası Muharrem Ertaş karsımıza çıkar.

İste Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erisen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştır.

1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'i farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Tasan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, basta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Tasan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karsımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

Resim
Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazının ve sesinin insani büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarim asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medya tik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köse bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağrışımlarına pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insani tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.

Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yasayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...

Neşet Ertaş'in sanatı hayati ile hayati sanatı ile o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acili bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatim "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta isi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse fark etmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de fareden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.

Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni bastan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karsı karsıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sinirli sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o sekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.

Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.

Resim

neşet ertaşın hayatını özetleyen şiir
Ö Z G E Ç M İ Ş İ
(Neşet Ertaş'ın Kendi Ağzından)
BİN DOKUZ YÜZ OTUZ SEKİZ CİHANA
KIRŞEHİR'İN KIRTILLAR KÖYÜNDE GELDİN DEDİLER
BABAMA MUHARREM,ANAMA DÖNE
DEDİYSEN ATAYI BİLDİN DEDİLER
DİZİNDE SIZIYDI ANAMIN DERDİ
TOKACI SAZ YAPTI ELİME VERDİ
YENİ BİTİRMİŞTİM ÜÇ İLE DÖRDÜ
BABAN GİBİ SAZCI OLDUN DEDİLER

O ZAMAN BABAMDAN ÖĞRENDİM SAZI
ENGİN GÖNÜL İLE HAKK'A NİYAZI
O YAŞIMDA YAKTI BİR AHU GÖZLÜ
MECNUN GİBİ ÇÖLDE KALDIN DEDİLER

ZALİM KADER DEVRANINI DÖNDERDİ
TUTTU BİZİ ÇİÇEKDAÄžI’NIN İBİKLİ KÖYÜNE GÖNDERDİ
PARMAĞIMA ZİLLER TAKTI DÖNDERDİ
OYNADIM MEYDANDA KÖÇEK DEDİLER

ANAM DÖNE İBİKLİ KÖYÜNDE ÖLÜNCE
BEŞ TANE ÖKSÜZ YETİM KALINCA
BEŞİMİZ DE HEP PERİŞAN OLUNCA
BABAMGİLE BURDAN GÖÇEK DEDİLER

YÜRÜDÜ GÖÇÜMÜZ ÇİÇEKDAÄžI’NIN KESEK KÖYÜNE DOÄžRU
BU HALI GÖRENİN YANIYO BAĞRI
ÜÇ AYLIK ÇOCUĞUN ÇEKİLMEZ KAHRI
BUNLARA BİR ANA BULUN DEDİLER

ELİMİZİNEN YOZGAT’IN KIRIKSOKU KÖYÜNE VARDIK
BİZE ANA YOK MU DİYE SORDUK
ADI ARZU DERLER BİR ANA BULDUK
İŞTE BU ANADIR BULDUN DEDİLER

ENKÜÇÜK KARDEŞİ KAYBEYLEDİK
ONUN İÇİN GİZLİCE AĞLADIK
ÜSTELİK BABAMI ASKER EYLEDİK
YİNE ÖKSÜZ YETİM KALDIN DEDİLER

ZALİM KADER TEKMİLİMİZİ ŞAŞIRTTI
HABE VERDİ DALIMIZA DEŞİRTTİ
YARDIM ETTİ YERKÖY'ÜNE GÖÇÜRTTÜ
BİRAZ DA BURDA KALIN DEDİLER

YERKÖY'ÜNDEN KIRIKKALE'YE GELDİK
BABAM SAZ ÇALARKEN BİZ CÜMBÜŞ ÇALDIK
KIRŞEHİR'E VARINCA KEMANI ÇALDIK
AFERİN ARKADAŞ ÇALDIN DEDİLER

YARİN AŞKI İLE ARTTI HEP DERDİM
BABAMI BİR YARE DÜNÜR GÖNDERDİM
BAŞLIĞI ÇOK İSTEMİŞLER HABERİN ALDIM
İSTEMİYO SENİ YARİN DEDİLER

KIRŞEHİR'DE YEDİ SENE KALINCA
DÜĞÜN DÜZGÜN HEPSİ BİZE GELİNCE
NE YAPSIN ÇALGICI ARKADAŞLAR,YER DARALINCA
ANKARA'YA GİDER YOLUN DEDİLER

GELDİM ANKARA'YA VEYSEL'İ BULDUM
EPEYCE EĞLEŞTİM YANINDA KALDIM
YÜZ LİRA VERDİ BİR PAMUK YATAY ALDIM
ETTİYSEN BÖYLE BULDUN DEDİLER

BİR EV KİRALADIM MÜNASİP BİR YERDE
KALDIK AĞAM KARDAŞ HEP KIRŞEHİR'DE
BU AŞK VURDU HANÇERİNİ DERİNDEN
ÇARESİN BULAMAZSAN ÖLÜN DEDİLER

YARİN AŞKI İLE DÖNDÜM ŞAŞKINA
HER ZAMAN İÇERİM YARİN AŞKINA
CANAN ACIMAZ MI GARİP DOSTUNA
BUNU DA İÇERİYE AT DEDİLER
Resim

Aşık Mahzuni Şerif in Neşet Ertaşa yazdığı şiir

BÜLBÜL HAYLİ OLDU BAĞDAN GİDELİ
UZAK BAĞDA ÖTEN NEŞET HOŞGELDİN
AŞIKLARIN HEPSİ HAKTAN BADELİ
GÖZÜMÜZDE TÜTEN NEŞET HOŞGELDİN
SEN BİZİM OVAYA TÜRKÜLER EKTİN
EKTİĞİN TÜRKÜDEN ÇEKTİN HA ÇEKTİN
GÖNÜL DOLUSUNU GURBETE DÖKTÜN
BİR GELİP BİR GİDEN NEŞET HOŞGELDİN

İNCE İNCE GURBET YAKAR İNSANI
SILADAN AYRILMAM DERDİN HA GARDAŞ HANI
GÜZEL TOPRAĞIMIN EY BÜLBÜL CANI
GAMLI GAMLI YATAN NEŞET HOŞGELDİN

SERİN OLUR ILGAZ DAĞININ BAŞI
SENİNLE ÇOK YEDİK EKMEĞİ AŞI
MAHSUNİ ŞERİFİN GARA GARDAŞI
BİR DOĞUP BİR BATAN NEŞET HOŞGELDİN


Resim


Turan Güngör ün Neşet Ertaşa yazdığı şiir

ÖZLEDİK ÜSTADIM SENİ
şiir:M.Turan GÜNGÖR

BİLİRİM KAHREDİP GİTTİN GURBETE
HİÇ BİR OZAN DAYANAMAZ BÖYLE HASRETE
ÇOK ÇALIP SÖYLEDİN PLAK KASETE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

KOSKOCA KIRŞEHİR,YURDUN KIRTILLAR
MUCUR, ÇİÇEKDAĞI, YENİ AKPINAR
YEMYEŞİL BAHÇELİ KAMAN'INIMZ VAR
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

HEYKELİ DİKİLDİ BABA ERTAŞ'IN
GURBET ELLERİNDE GEÇMESİN YAŞIN
BİR HABER SAL BANA DARDAYSA BAŞIN
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

TÜRKÜLERİN DOLAŞIYOR DİLLERDE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ
DÖN YURDUNA KALMA GURBET ELLERDE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

BİR GARİP ERTAŞ'SIN TAKDİRE ŞAYAN
DOLAŞTIN GURBETİ HEP GEZDİN YAYAN
YALVARDIM N'OLUR DÖN ARTIK
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

SENİNLE GÜZELDİR SAZDA PERDELER
SENİN İLE İNLER BÜTÜN NAĞMELER
SENDEN SÖZ ETTİLER DÖNMEZ DEDİLER
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

BİR GARİP TURAN'IM HOR GÖRME SAKIN
KENDİN UZAKSIN YA GÖNLÜMÜZ YAKIN
SEN ORDA BİZ BURDA KADERE BAKIN
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

Resim

MUHARREM ERTAÅž

Resim
M U H A R R E M . E R T A Åž
Muharrem Ertaş, 1913 yılında Yağmurlubüyükoba Köyü'ndedoğdu. Annesi Ayşe Hanım, babası zurnacı Kara Ahmet'tir. Anadolu'nun bir çok yerinde profesyonel müzisyen olarak karşımıza çıkan Abdal Aşiretlerinin Orta Anadolu'daki en büyük koluna bağlı olan Muharrem Ertaş'ın ataları Ala Kilise'lidir. Abdalların göçer bir aşiret olmalarından ötürü daha sonraları Kırşehir havalisine yerleşmişlerdir.

Ertaş'ın ilk ustaları dayısı Bulduk Usta ve Yusuf Ustadır. Küçük yaşlardan itibaren eline aldığı sazı ile köy köy dolaşır Muharrem Ertaş. Bazen sünnetçilerle, "düğün çalmaya" gider; bazen köy odasındaki muhabbetlere katılır sazıyla ve sesiyle...Her ne kadar "bozlak ustası" diye ün yaptıysa da, Orta Anadolu'nun yöresel melodilerini de repertuarında bulundurur. Özellikle çalıp söylediği halaylar şaheser niteliğindedir.

"Ustaların Ustası" Muharrem Ertaş, Bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendir. Ses genişliği, rengi ve tınısının yanısıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanısıra iyi bir Bozlak icrası için olmazsa olmaz şartlardan biri olan "yiğitçe edası" ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük Bozlak okuyucusu olarak kabul edilir. Onun için Bozlak, gökkubbeye salınan bir çığlıktır adeta. Repertuarında oyun ve halay türküleri başta olmak üzere Karacaoğlan'dan, Kerem'den, Aşık Garip'den, Pir Sultan Abdal'dan ve Aşık Sait'ten pekçok türkü okuduğu her eseri, o anki ruh halinin bir gereği olarak, her seferinde yeniden yorumlar.

71 yılda biriktirdiklerini oğlu Neşet Ertaş'a aktaran Muharrem Ertaş, yedi-sekiz yaşlarında iken dayısı Bulduk Usta'dan bağlama dersleri almaya başlamış: "Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alır köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan inen kaçakları yakalarlarmış. Derken, Bulduk Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı. Her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl boyunca onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."

Bu dünyada 71 yıl yoksul, kendi halinde ve sessizce yaşayan Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 Aralık günü yine sessiz bir şekilde vefat etti. Son sözleri, gerisini tamamlayamadığı; "Sazımın emaneti..." oldu.

Bugün oğlu Neşet Ertaş, babasının bütün duygularının kendisine intikal ettiğini ve çaldığı havalardaki etkilerin büyük bir kısmının babasına ait olduğunu söylüyor. Ne mutlu...

_________________
Gözlerinin Dokunduğu Her Mekan Memleketim...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: NeÅŸet ErtaÅŸ
İletiTarih: Cmt May 10, 2008 3:04 pm 

Kayıt: Cmt May 10, 2008 1:03 pm
İleti: 3
OrHaNn yazdı:
Resim
Ö Z G E Ç M İ Ş
Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde çocukluk ve ilk gençlik yılları geçmiştir. 15 yasında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmektedir.
Neşet Ertaş'i tanımak, asil onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karsımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından olan babası Muharrem Ertaş karsımıza çıkar.

İste Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erisen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştır.

1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'i farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Tasan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, basta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Tasan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karsımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

Resim
Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazının ve sesinin insani büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarim asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medya tik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köse bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağrışımlarına pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insani tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.

Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yasayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...

Neşet Ertaş'in sanatı hayati ile hayati sanatı ile o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acili bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatim "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta isi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse fark etmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de fareden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.

Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni bastan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karsı karsıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sinirli sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o sekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.

Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.

Resim

neşet ertaşın hayatını özetleyen şiir
Ö Z G E Ç M İ Ş İ
(Neşet Ertaş'ın Kendi Ağzından)
BİN DOKUZ YÜZ OTUZ SEKİZ CİHANA
KIRŞEHİR'İN KIRTILLAR KÖYÜNDE GELDİN DEDİLER
BABAMA MUHARREM,ANAMA DÖNE
DEDİYSEN ATAYI BİLDİN DEDİLER
DİZİNDE SIZIYDI ANAMIN DERDİ
TOKACI SAZ YAPTI ELİME VERDİ
YENİ BİTİRMİŞTİM ÜÇ İLE DÖRDÜ
BABAN GİBİ SAZCI OLDUN DEDİLER

O ZAMAN BABAMDAN ÖĞRENDİM SAZI
ENGİN GÖNÜL İLE HAKK'A NİYAZI
O YAŞIMDA YAKTI BİR AHU GÖZLÜ
MECNUN GİBİ ÇÖLDE KALDIN DEDİLER

ZALİM KADER DEVRANINI DÖNDERDİ
TUTTU BİZİ ÇİÇEKDAĞI’NIN İBİKLİ KÖYÜNE GÖNDERDİ
PARMAĞIMA ZİLLER TAKTI DÖNDERDİ
OYNADIM MEYDANDA KÖÇEK DEDİLER

ANAM DÖNE İBİKLİ KÖYÜNDE ÖLÜNCE
BEŞ TANE ÖKSÜZ YETİM KALINCA
BEŞİMİZ DE HEP PERİŞAN OLUNCA
BABAMGİLE BURDAN GÖÇEK DEDİLER

YÜRÜDÜ GÖÇÜMÜZ ÇİÇEKDAĞI’NIN KESEK KÖYÜNE DOĞRU
BU HALI GÖRENİN YANIYO BAĞRI
ÜÇ AYLIK ÇOCUĞUN ÇEKİLMEZ KAHRI
BUNLARA BİR ANA BULUN DEDİLER

ELİMİZİNEN YOZGAT’IN KIRIKSOKU KÖYÜNE VARDIK
BİZE ANA YOK MU DİYE SORDUK
ADI ARZU DERLER BİR ANA BULDUK
İŞTE BU ANADIR BULDUN DEDİLER

ENKÜÇÜK KARDEŞİ KAYBEYLEDİK
ONUN İÇİN GİZLİCE AĞLADIK
ÜSTELİK BABAMI ASKER EYLEDİK
YİNE ÖKSÜZ YETİM KALDIN DEDİLER

ZALİM KADER TEKMİLİMİZİ ŞAŞIRTTI
HABE VERDİ DALIMIZA DEŞİRTTİ
YARDIM ETTİ YERKÖY'ÜNE GÖÇÜRTTÜ
BİRAZ DA BURDA KALIN DEDİLER

YERKÖY'ÜNDEN KIRIKKALE'YE GELDİK
BABAM SAZ ÇALARKEN BİZ CÜMBÜŞ ÇALDIK
KIRŞEHİR'E VARINCA KEMANI ÇALDIK
AFERİN ARKADAŞ ÇALDIN DEDİLER

YARİN AŞKI İLE ARTTI HEP DERDİM
BABAMI BİR YARE DÜNÜR GÖNDERDİM
BAŞLIĞI ÇOK İSTEMİŞLER HABERİN ALDIM
İSTEMİYO SENİ YARİN DEDİLER

KIRŞEHİR'DE YEDİ SENE KALINCA
DÜĞÜN DÜZGÜN HEPSİ BİZE GELİNCE
NE YAPSIN ÇALGICI ARKADAŞLAR,YER DARALINCA
ANKARA'YA GİDER YOLUN DEDİLER

GELDİM ANKARA'YA VEYSEL'İ BULDUM
EPEYCE EĞLEŞTİM YANINDA KALDIM
YÜZ LİRA VERDİ BİR PAMUK YATAY ALDIM
ETTİYSEN BÖYLE BULDUN DEDİLER

BİR EV KİRALADIM MÜNASİP BİR YERDE
KALDIK AĞAM KARDAŞ HEP KIRŞEHİR'DE
BU AŞK VURDU HANÇERİNİ DERİNDEN
ÇARESİN BULAMAZSAN ÖLÜN DEDİLER

YARİN AŞKI İLE DÖNDÜM ŞAŞKINA
HER ZAMAN İÇERİM YARİN AŞKINA
CANAN ACIMAZ MI GARİP DOSTUNA
BUNU DA İÇERİYE AT DEDİLER
Resim

Aşık Mahzuni Şerif in Neşet Ertaşa yazdığı şiir

BÜLBÜL HAYLİ OLDU BAĞDAN GİDELİ
UZAK BAĞDA ÖTEN NEŞET HOŞGELDİN
AŞIKLARIN HEPSİ HAKTAN BADELİ
GÖZÜMÜZDE TÜTEN NEŞET HOŞGELDİN
SEN BİZİM OVAYA TÜRKÜLER EKTİN
EKTİĞİN TÜRKÜDEN ÇEKTİN HA ÇEKTİN
GÖNÜL DOLUSUNU GURBETE DÖKTÜN
BİR GELİP BİR GİDEN NEŞET HOŞGELDİN

İNCE İNCE GURBET YAKAR İNSANI
SILADAN AYRILMAM DERDİN HA GARDAŞ HANI
GÜZEL TOPRAĞIMIN EY BÜLBÜL CANI
GAMLI GAMLI YATAN NEŞET HOŞGELDİN

SERİN OLUR ILGAZ DAĞININ BAŞI
SENİNLE ÇOK YEDİK EKMEĞİ AŞI
MAHSUNİ ŞERİFİN GARA GARDAŞI
BİR DOĞUP BİR BATAN NEŞET HOŞGELDİN


Resim


Turan Güngör ün Neşet Ertaşa yazdığı şiir

ÖZLEDİK ÜSTADIM SENİ
şiir:M.Turan GÜNGÖR

BİLİRİM KAHREDİP GİTTİN GURBETE
HİÇ BİR OZAN DAYANAMAZ BÖYLE HASRETE
ÇOK ÇALIP SÖYLEDİN PLAK KASETE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

KOSKOCA KIRŞEHİR,YURDUN KIRTILLAR
MUCUR, ÇİÇEKDAĞI, YENİ AKPINAR
YEMYEŞİL BAHÇELİ KAMAN'INIMZ VAR
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

HEYKELİ DİKİLDİ BABA ERTAŞ'IN
GURBET ELLERİNDE GEÇMESİN YAŞIN
BİR HABER SAL BANA DARDAYSA BAŞIN
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

TÜRKÜLERİN DOLAŞIYOR DİLLERDE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ
DÖN YURDUNA KALMA GURBET ELLERDE
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

BİR GARİP ERTAŞ'SIN TAKDİRE ŞAYAN
DOLAŞTIN GURBETİ HEP GEZDİN YAYAN
YALVARDIM N'OLUR DÖN ARTIK
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

SENİNLE GÜZELDİR SAZDA PERDELER
SENİN İLE İNLER BÜTÜN NAĞMELER
SENDEN SÖZ ETTİLER DÖNMEZ DEDİLER
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

BİR GARİP TURAN'IM HOR GÖRME SAKIN
KENDİN UZAKSIN YA GÖNLÜMÜZ YAKIN
SEN ORDA BİZ BURDA KADERE BAKIN
ÖZLEDİK ÜSTADIM ÖZLEDİK SENİ

Resim

MUHARREM ERTAÅž

Resim
M U H A R R E M . E R T A Åž
Muharrem Ertaş, 1913 yılında Yağmurlubüyükoba Köyü'ndedoğdu. Annesi Ayşe Hanım, babası zurnacı Kara Ahmet'tir. Anadolu'nun bir çok yerinde profesyonel müzisyen olarak karşımıza çıkan Abdal Aşiretlerinin Orta Anadolu'daki en büyük koluna bağlı olan Muharrem Ertaş'ın ataları Ala Kilise'lidir. Abdalların göçer bir aşiret olmalarından ötürü daha sonraları Kırşehir havalisine yerleşmişlerdir.

Ertaş'ın ilk ustaları dayısı Bulduk Usta ve Yusuf Ustadır. Küçük yaşlardan itibaren eline aldığı sazı ile köy köy dolaşır Muharrem Ertaş. Bazen sünnetçilerle, "düğün çalmaya" gider; bazen köy odasındaki muhabbetlere katılır sazıyla ve sesiyle...Her ne kadar "bozlak ustası" diye ün yaptıysa da, Orta Anadolu'nun yöresel melodilerini de repertuarında bulundurur. Özellikle çalıp söylediği halaylar şaheser niteliğindedir.

"Ustaların Ustası" Muharrem Ertaş, Bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendir. Ses genişliği, rengi ve tınısının yanısıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanısıra iyi bir Bozlak icrası için olmazsa olmaz şartlardan biri olan "yiğitçe edası" ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük Bozlak okuyucusu olarak kabul edilir. Onun için Bozlak, gökkubbeye salınan bir çığlıktır adeta. Repertuarında oyun ve halay türküleri başta olmak üzere Karacaoğlan'dan, Kerem'den, Aşık Garip'den, Pir Sultan Abdal'dan ve Aşık Sait'ten pekçok türkü okuduğu her eseri, o anki ruh halinin bir gereği olarak, her seferinde yeniden yorumlar.

71 yılda biriktirdiklerini oğlu Neşet Ertaş'a aktaran Muharrem Ertaş, yedi-sekiz yaşlarında iken dayısı Bulduk Usta'dan bağlama dersleri almaya başlamış: "Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alır köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan inen kaçakları yakalarlarmış. Derken, Bulduk Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı. Her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl boyunca onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."

Bu dünyada 71 yıl yoksul, kendi halinde ve sessizce yaşayan Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 Aralık günü yine sessiz bir şekilde vefat etti. Son sözleri, gerisini tamamlayamadığı; "Sazımın emaneti..." oldu.

Bugün oğlu Neşet Ertaş, babasının bütün duygularının kendisine intikal ettiğini ve çaldığı havalardaki etkilerin büyük bir kısmının babasına ait olduğunu söylüyor. Ne mutlu...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: NeÅŸet ErtaÅŸ
İletiTarih: Pzr May 11, 2008 12:15 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Mar 04, 2007 1:51 pm
İleti: 47
Konum: Yozgat
Elini öpebildik şanslıyız..

Ellerine sağlık hocam..

_________________
Hakk'ın bir mukaddes kitabı oldum
aÅŸk olsun okuyan ehli irfane


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git:  
 
cron