Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 2:36 am

Tüm zamanlar UTC





Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Türk Halk MüziÄŸinde Diziler ve İsimlendirilmesi
İletiTarih: Cum Nis 07, 2006 6:02 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Oca 19, 2006 9:34 pm
İleti: 116
Türk Halk Müziğinde Diziler ve İsimlendirilmesi

Doç. Sabri YENER


GiriÅŸ

Dünya üzerinde yaşayan bütün toplumların kendilerine özgü müzikleri vardır. Ancak, bu müziklerin nitelikleri ve gelişmişlik düzeyleri birbirinden çok farklıdır. İlkel kabilelerin müzikleri ezgisel açıdan genellikle dar kalıplar içinde seyreden basit bir özellik göstermektedir. Gelişmiş toplumlarda ise, biri halk diğeri ise sanat müziği olmak üzere iki müzik türü yan yana yaşamaktadır. Söz konusu bu müzik türleri birbirlerini birçok yönden etkileyerek gelişimlerini sürdürmekte, sonuçta birçok bakımdan ortak özellikler göstermektedir.

Ta Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu kendine vatan edinen Türk ulusunun da kendine özgü müziÄŸi bulunmakta, medeniyetlerin beÅŸiÄŸi olan Anadolu’da asırlar boyu biri halk, diÄŸeri sanat olmak üzere iki müzik türü birlikte yaÅŸamaktadır. Bu iki müzik türü esasen aynı köke dayanmakta, birçok bakımdan ortak özellikler taşımaktadır. Bununla birlikte, aralarında oluÅŸum bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Halk müziÄŸinin doÄŸuÅŸunda hiçbir sanat düşüncesi, kural kaygısı ve önceden planlanmış bir besteleme anlayışı yoktur. Tamamen içten gelen duyguların geleneksel bir müzikal coÅŸku ile ifade edilmesidir. Sanat müziÄŸinin doÄŸuÅŸunda ise baÅŸlangıçtan itibaren bir sanat düşüncesi, kural kaygısı ve önceden planlanmış bir besteleme anlayışı vardır. Besteci bu prensipler içerisinde eserini üretir. Bu yüzdendir ki Türk sanat müziÄŸinde usul, dizi, makam, form ve her türlü teknik ayrıntılar isimlendirilmiÅŸtir. Bu isimler ülke sınırını da aÅŸarak uluslararası terminolojiye girmiÅŸtir. Türk halk müziÄŸinde ise türküler yakılmış, binbir çeÅŸit ezgiler oluÅŸturulmuÅŸ, biçimler ortaya çıkarılmıştır. Ama bunlar çoÄŸu kez isimlendirilmemiÅŸtir. Bazı isimler ise kiÅŸisel ya da yöresel kalmıştır.

19. yüzyılda dünyada folklor araştırmalarının önem kazanmasıyla yurdumuzda da halk müziği konusunda çalışmalar yapılmış, ezgiler derlenmiş, müzik dernekleri, konservatuarlar, TRT vb. kurumlarda planlı programlı bir şekilde halk müziği öğretimi başlamıştır. Günümüzde bu daha da yaygınlık kazanmış, artık Türk halk müziğinin her yönden incelenerek gerekli terminolojisinin oluşturulması zorunlu hale gelmiştir.

Türk Halk Müziği Dizileri Konusunda Yapılan Bazı Çalışmalar

Türk halk müziği dizileri konusunda bugüne kadar yeterli sayıda çalışma yapılamamış, ortak terminoloji oluşturulamamıştır.

UlaÅŸabildiÄŸimiz belgelere göre TRT kurumunun stajer sanatçılara düzenlediÄŸi yetiÅŸtirme kurslarında çeÅŸitli hocalar tarafından hazırlanan ders notlarında Türk halk müziÄŸi dizileri, Türk sanat müziÄŸindeki “makam”a karşılık, “ayak” terimiyle ifade edilerek izaha çalışılmıştır.

1970’li yıllarda yayınlandığı bilinen ancak üzerinde basım tarihi bulunmayan BaÄŸlama Büyük Metod adlı kitabın 4. cildinde Güray Taptık Türk halk müziÄŸi dizilerinin tanıtımında “ayak” terimi kullanmıştır.

Ata Terzibaşı 1980 yılında yayınladığı Kerkük Havaları adlı eserinde bir kısmı ülkede yaygın olan bir kısmı ise sadece yörede bilinen birçok makamdan söz etmiÅŸtir. Ayrıca, Terzibaşı, kitabının önsözünde “Türküleri sanat makamlarına göre tasnif etmeyi arzulardım. Ancak, buna muvaffak olamadım. Bütün ezgilerimizi teker teker müzikologların deÄŸerlendirmesine sunmayı zor buldum. Bunlardan bir bölümünün ait olduÄŸu makamlar hususunda musikiÅŸinasların deÄŸiÅŸik görüşleri de karşılaÅŸtığım zorluÄŸu daha da artırmıştır” ÅŸeklindeki açıklamasıyla konuya bakışını ifade etmiÅŸtir.

1987 yılında yayınladığı BaÄŸlama Öğretim Metodu I-II-III, adlı kitabında Sabri Yener, Türk halk müziÄŸi dizilerini “kerem ayağı dizisi”, “garip ayağı dizisi” vb. terimlerle ifade etmiÅŸ, ancak, sözkonusu dizilerin Türk sanat müziÄŸindeki makam karşılıkları da belirtmiÅŸtir.

1997 yılında yayınladığı Geleneksel Türk MüziÄŸi Nazariyatı adlı kitabında Mustafa HoÅŸsu yine “ayak” terimini kullandığı gibi, bu konuda daha ısrarcı davranarak bilinenlerin dışında yeni yeni ayak adlarından sözetmiÅŸtir.

Sabri Yener, Bağlama Öğretim Metodu III, kitabının 3. baskısında değişiklik yaparak Türk halk müziği dizilerini makam dizileri (hüseyni dizisi, hicaz dizisi, çargah dizisi vb.) olarak açıklamıştır.

Abuzer Akbıyık, Salih Turhan, Sabri Kürkçüoğlu, Osman Güzelgöz ve Kubilay Dökmetaş tarafından hazırlanıp Şanlıurfa valiliğince ekim 1999 yılında yayınlanan Şanlıurfa Halk Müziği adlı kitapta Türk halk müziği dizileri doğrudan makam adıyla (hüseyni makamı, uşşak makamı, rast makamı vb.) ifade edilmiştir.

Atınç Emnalar 1998 yılında yayınladığı Tüm Yönleriyle Türk Halk MüziÄŸi ve Nazariyatı adlı kitabında, “Ayak-Makam İliÅŸkileri ve Bu Konudaki Görüşler” baÅŸlığı ile konuya geniÅŸ yer vermiÅŸ, çeÅŸitli görüşleri tartışmış ve Türk halk müziÄŸi dizilerinin anlatımında “makam” terimini savunmuÅŸtur. Aynı kitapta kaynak gösterilerek baÅŸka görüşlere de yer verilmiÅŸtir. Bu çerçevede Mustafa HoÅŸsu “ayağın” makamsal bir özellik taşıdığını fakat Türk beste müziÄŸi makamlarına benzemekle birlikte, bir makam olmadığını, buna sebep, ezgilerimizde karar, güçlü ve seyir özelliklerinin Türk beste müziÄŸindeki gibi olmadığını, Yücel Parmakçı, ayağın, Türk sanat müziÄŸindeki makam karşılığında olduÄŸunu, halk müziÄŸinde makamın tam teÅŸekkül etmemiÅŸ olabileceÄŸini ayrıca sanat müziÄŸindeki ses dizilerinin kaidesi dışına çıkabildiÄŸini, Adnan Ataman, halk müziÄŸi dizisine ayak dendiÄŸini, ayağın Türk müziÄŸindeki makam karşılığı, bir müzik parçasının ezgi gidiÅŸi olduÄŸunu, halk müziÄŸinin ise kuralların içinde olmayan, özgür bir müzik olduÄŸunu, ezgileri muhakkak bir makama koymak gerekmediÄŸini, ifade ederek Türk halk müziÄŸi dizilerinde “ayak” terimini savunmuÅŸlardır. Buna karşılık CoÅŸkun Güla ayakları dizi olarak düşünmenin ve deÄŸerlendirmenin doÄŸru olmadığını, Çinuçen Tanrıkorur, müstezat, divan, garip, kürdi, kesik vb. gibi isimlerin birer hava, birer ezgi isimleri olduÄŸunu, bunların Türk MüziÄŸindeki makam terimleri karşılığı kullanılamayacağını, bu isimlerin ezgisel çözümlemelerinde ise zaten var olan Türk dörtlü ve beÅŸliklerinden yararlanılması gerektiÄŸini, Mehmet Özbek’de, ayağın makam anlamında olmadığını, bugünkü anlayışla anlatılan ayakların eksik ve yetersiz olduÄŸunu, bir yörede bulunan ayak adının tüm ülke ezgilerine genelleÅŸtirmenin hatalı bir hareket olacağını, Ankara’nın misket ezgisinin misket ayağında olduÄŸunu söyleyip, Urfa’nın aynı diziyi kullanan ezgisine de misket demenin yanlışlığını, masa başında garip misket gibi ayak adları sayarak onları bir dizi ile açıklamanın yetersiz bir iÅŸlem olduÄŸunu, belki halk ezgilerinin makamlar yardımıyla açıklanabileceÄŸini belirttikleri görüşlerle “ayak” terimine karşı çıkıp “makam” terimine yeÅŸil ışık yakmışlardır.

Tez danışmanlığını yürüttüğüm öğrencim Mehmet Can PelikoÄŸlu Åžubat 1998 tarihli yüksek lisans tezinde bu konuyu iÅŸlemiÅŸ ve halk müziÄŸi mensuplarından birçok kiÅŸi ile görüşme yapmıştır. Tezde geniÅŸ biçimde yer alan bu görüşmelerde Serbülent Yasun “ayak” teriminin kullanılmasına taraftar olduÄŸunu, Mehmet Erenler, “ayak” teriminin kullanılabileceÄŸini, Arif SaÄŸ ise, olaya temkinli yaklaÅŸarak ayağın sadece dizi karşılığı olmadığını belirtmiÅŸtir. Aynı görüşmelerde Yavuz Top, Süleyman Åženel, Prof. Dr. Can Etili, Yücel PaÅŸmakçı, Mehmet Özbek, Onur AkdoÄŸu ve Köksal CoÅŸkun ise, ayak terimini kullanmanın yanlışlığını savunmuÅŸlardır.

Süleyman Åženel daha birçok yazısında “ayak” teriminin makam karşılığı olarak kullanılmasının yanlışlığını defalarca vurgulamıştır.

Mehmet Can PelikoÄŸlu sözkonusu tezinin sonuç bölümünde “ayak” teriminin “makam” karşılığı kullanılamayacağını savunmuÅŸtur.

Sayın Yücel Paşmakçı özel görüşmemizde ayaküstü sohbet sırasında söylediği bazı sözlerin çeşitli kaynaklarda ayak terimini savunur gibi geçtiğini, halbuki kendisinin böyle bir düşünce taşımadığını beyan etmiştir.

Dizi, Makam ve Ayak Kavramları

Dizi; bir makamın bünyesinde bulunan bütün seslerin ard arda sıralanmasıyla oluşan kalıptır.

Makam; bir durak ve güçlü ses etrafında belirli kurallarla seyreden dizidir.

Makam terimi içinde dizi, durak, güçlü, yeden, seyir vb. birçok belirleyici özellik saklıdır.

Ayak terimi Türkçe’de birbirinden çok farklı çeÅŸitli anlamlarda kullanılmıştır. Bunlardan bazıları: İnsan veya canlının ayağı, ÅŸiirde verilen bir kalıp mısra, bazı serbest halk ezgilerinin usullü kısmı, perde, bitiÅŸ (karar) perdesi, melodik anlamda ön müzik, baÅŸlangıç, giriÅŸ müziÄŸi (ayak açmak)=kalıp ezgi=beylik ara naÄŸme, ezgi çeÅŸidine göre belli bir sesten baÅŸlayarak çalınan ezgi vb.

AraÅŸtırmalarımıza göre 1960’lı yılların sonuna kadar hiçbir yazılı kaynakta “ayak” terimi, makam veya dizi terimi ile eÅŸanlamlı kullanılmamıştır. Daha sonraki yıllarda yer yer makam veya dizi anlamında kullanılan ayak terimi ise yöreden yöreye, hatta kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸiklikler göstermiÅŸ, ulusal ya da uluslararası bir anlam ifade edememiÅŸtir. Sözgelimi, nikriz dizisinde seyreden bir ezgi bazılarınca müstezat, bazılarınca yanık kerem, bazılarınca ise yörük ayağı olarak adlandırılmıştır. Buna karşılık, dizi ve seyir olarak birçok farklılıklar gösteren çargâh, pençgâh, rast, mahur, acemaÅŸiran, nikriz, zavil vb. gibi makamların tamamı müstezat ayağı adıyla geçiÅŸtirilmiÅŸtir.

Türk Halk Müziği Dizilerinin Makamsal Bir Bakış Açısından İncelenmesi

Türk halk ezgilerini makamsal açıdan incelediÄŸimizde bazı ezgilerin çeÅŸitli makam dizileri içinde seyrettikleri ve makamın bütün özellikleri taşıdıkları görülmektedir. (Sözgelimi, Niksarın Fidanları, Rast; Ah Gene Bugün Yaralandım, Hüseyni; İndin Yarın Bahçesine, Mahur; Çayıra Serdim Postu, Karcığar; Ben Kendimi Gülün Dibinde Buldum, Hicazkâr; Üğrünü Üğrünü Gelir Dereden, Hicaz; Atımı BaÄŸladım Yolun Sağına, Nikriz; Yörük de Yaylasında Yaylayamadım, Zavil; Aman Doktor, Saba; Üsküdar’a Gider iken Aldı da Bir YaÄŸmur (Kâtibim), Nihavend; Fincanı TaÅŸtan Oyarlar Beyim Aman Aman, NiÅŸaburek makamının dizisi içinde seyreden türkülerden bazılarıdır.

Türk halk müziğinde bazı ezgiler de makamın bütün kurallarına bağlı kalmamakla birlikte belli bir makamın dizisi içinde seyrederler (sözgelimi; Harman Yeri Sürseler Hicaz; Yangın Olur Biz Yangına Gideriz, Uşşak; Yağmur Yağar Taş Üstüne, Hüseyni makamının dizisi içinde seyreden türkülerden bazılarıdır.

Türk halk müziÄŸinde bazı ezgiler de makamın bütün seslerini kullanmayıp bazı sesleri içinde seyrederler. (Sözgelimi; Suda Balık Yan Gider, UÅŸÅŸak; Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır, Hüseyni; Urfa’nın Etrafı Dumanlı DaÄŸlar, Hicaz; Ferayidir Gızın Adı Ferayi, Nikriz;)

Türk halk müziğinde bazı ezgiler ise, makam dizisinin seslerini kullanmakla birlikte makamın geleneksel kurallarına uymayıp birinci derece yerine dizinin başka bir derecesinde asma kararla bitiş yaparlar.

(Sözgelimi; Buraya Bulutlar Oynar Oynaşır türküsü karcığar dizisinin seslerinde seyrettiği halde dizinin dördüncü derecesinde asma kararıyla bittiğinden karcığar etkisi yapmamaktadır).

Bazı halk ezgileri kısa geçkilerle birden çok makam dizisinde seyrederler (Sözgelimi; Menevşesi Tutam Tutam adlı Bursa türküsü hüseyni-karcığar dizilerinde seyretmektedir.

Halk müziği başlangıçta bir makam düşüncesi ve sanat kaygısı ile yakılmadığından bazı türküler (ezgiler) seyir bakımından herhangi bir makamı tam olarak tarif etmezler. Ancak bu ezgiler belirli bir makamın, ya da aynı aileden birkaç makamın dizisi içinde seyrederler. İşte böyle durumlarda sözkonusu ezgiyi makamsal olarak tanımlamak zorlaşmaktadır. Sözgelimi; Bir Kararda Durmayalım Gel Gidelim Dosta Gönül ilahisinin ezgisi hüseyni dizisinde gezinir ancak seyir bakımından tam bir hüseyni tarifi yapmaz. Hüseyni ailesinden muhayyer, tahir, neva gibi makamların dizileri de hüseyni dizisi ile aynıdır. Seyirleri biraz farklıdır. Sözkonusu ezginin seyri tam olarak bunlardan herhangi birine de uymamakta, ancak, hüseyni ya da hüseyni ailesi makamlarının dizilerinde seyrettiği görülmektedir. Aynı şekilde Tamburam Rekaboldu ve Çiğdem Der ki Ben Alayım türküleri de hüseyni ailesi makam dizilerinde seyretmektedir. Seyir sırasında makamın dördüncü derecesi (re) bir parça önemsenmekte ise de tam olarak bir neva etkisi sezilmemektedir. Ancak sözkonusu türkülerin hüseyni ya da hüseyni ailesi makam dizisinde seyrettiği ortadadır. Buna karşılık Söğüdün Yaprağı Narindir Narin (Zeynebim) türküsü hüseyni ailesi makam dizisinde seyretmekte ve seyir özelliğinden dolayı muhayyer etkisi uyandırmaktadır. Hicaz ve hicaz ailesi makamlarda da benzer örnekler çoktur.

Sonuç

1. Türk halk müziÄŸi dizilerin ifade etmede “ayak” yeterli ve uygun bir terim deÄŸildir.

2. Türk halk müziğinde bazı ezgiler makam terimi ve makam anlayışı ile ifade edilebilir. Ancak, bazı halk müziği dizilerinin ifadesinde makam terimine de ihtiyatla yaklaşılmalıdır.

3. Türk halk ezgilerini makam dizileri içerisinde ifade etmek şimdilik en çıkar yol olarak görünmektedir. (hüseyni dizisi, hicaz dizisi, nikriz dizisi, saba dizisi vb.).

Bu çerçevede Türk halk ezgilerinin büyük çoğunluğunu şu diziler ve makamlar bünyesinde tasnif edebiliriz:

1. HÜSEYNİ DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Hüseyni makamı Muhayyer makamı Neva makamı Tahir makamı

2. UŞŞAK DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Uşşak makamı Bayati makamı

3. KARCIĞAR DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Karcığar makamı

4. HİCAZ DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Hicaz makamı Humayun makamı Uzzal makamı Zirgüle makamı

5. ÇARGÂH DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Çargâh makamı Acemaşıran makamı Mahur makamı

6. PENÇGÂH DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Pençgâh makamı

7. RAST DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Rast makamı

8. NİKRİZ DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Nikriz makamı Zavil makamı

9. NİŞABUREK DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Nişaburek makamı

10. NİHAVEND DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Nihavend makamı

11. HİCAZKAR DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Hicazkar makamı

12. KÜRDİ DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Kürdi makamı

13. SEGAH DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Segah makamı

14. HÜZZAM DİZİSİ

Hüzzam makamı

15. FERAHNÂK DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Ferahnâk makamı

16. EVC DİZİSİ

Evc makamı Irak makamı

17. SABA DİZİSİ

Dizinin Kapsadığı Makamlar:

Saba makamı

En çok kullanılan bu dizilere bazı eklemeler yapılabilir.

İstisna durumlar için daha derin araştırmalar yapılmalı ve ihtiyaç halinde halk terminolojisinden yararlanma yolu açık tutulmalıdır. Ayrıca, makam tasnifleri yeniden gözden geçirilmeli, gerçekte Türk kökenli olduğu halde Arapça, Farsça isimlerle anılan bazı makamlarımıza gerek görülmesi halinde uzmanlardan oluşacak komisyonlarca Türkçe adlar verme düşüncesi dahi tartışmaya açılmalıdır.


Müzikte 2000 Sempozyumu Bildirileri

http://www.turkuler.com


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Cmt Ekm 21, 2006 11:19 pm 

Kayıt: Sal Ağu 15, 2006 7:10 am
İleti: 25
Konum: Türkiye
teşekkürler hocam


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Pzr Ekm 22, 2006 8:14 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pts Haz 19, 2006 8:27 pm
İleti: 470
Konum: Düzce
sağolasın çok değerli

_________________
Gözlerinin Dokunduğu Her Mekan Memleketim...


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: Pts Ekm 23, 2006 1:22 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çar Oca 18, 2006 3:10 pm
İleti: 51
Konum: İstanbul
Teşekkürler. Faydalandığım bir yazı oldu.


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: