Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 4:12 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Melûli
İletiTarih: Cmt Oca 05, 2008 10:39 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Şub 23, 2006 4:58 pm
İleti: 1039
Konum: İstanbul
Karaca Hüseyin Erbil

Resim
Resim


Melûli'nin Yaşam Öyküsü

Melûli’nin babası Raşo, Malatya’ın Hekimhan İlçasinin Engizek Köyünde doğup büyümüş.

Köyün toprakları taşlı, kıraç ve verimsizdir.Köy Çoğraş Aşiretine bağlı; ama gel zaman, git zaman aşiret büyür, çoğalır ve hem kendi içinde kollara ayrılır, hem de zaten verimsiz topraklar o kadar insana yetmez olur.Bu nedenle aşiret içinde çatışmalar başlar ve insanlar daha rahat yaşayabilecekleri başka yerler bulmak üzere köyü birer, ikişer terk ederler.

O dönemde (1870’lı yıllar) henüz yerleşilmemiş yurt edinilebilecek yerler kıyamet gibidir . Böylece Çoğraş aşireti uçtan uca dağılır. Kimi Gürün’e Kimi Afşin’e(Yarpuz)gider, ağaların yanında maraba iş bulur köyler kurarlar.

Raşo, Kürt boylarından Çoğraş (Cawraş) Aşiretinin Şüştü(yıkanmış,arınmış) ler kolundandır.Raşo’nun babası Derviş Mehmet, Onunda babası Kel İsmail’dir. Raşo, evlenme çağına geldiğinde aynı aşiretten Senem’le evlenir, ama aşiret içinden ayrılmak zorunda kalır ve Gürün’ün Elmalı köyüne gider.Bir yıl buradan kaldıktan sonra Afşin(Yarpuz)’in Arıstıl (Bakraç) köyüne gider.Ancak oradan da uzun süre kalmaz ve Afşin(Yarpuz)’in Kötüre köyü’ne yerleşir.

1880’li yıllarda Kötüre Köyü her tarafı ormanlarla kaplı bakir bir arazi idi.Toprakların sahipleri Afşin(yarpuz) de Ağalar namıyla anılan kabilelerdi.

Çok geçmez Raşo ile Senem’in Bange adında bir kız çocuğu dünyaya gelir.Daha sonra Raşo Hatun ve Fatma ile evlanir.Hatun’dan Gülsüm, Karaca(Melûli), Cuma, Memik, Şâre, Parre, Fatma’dan Çoro, Rahim, Fatma, Ali, Hassık dünyaya gelir.

Karaca(Melûli) 1892 yılında dünyaya gelir.Karaca’nın çocukluğu köyde geçer, 7-8 yaşlarına kadar köye gönderilmiş Arap Hoca adında bilgili bir adamın eğitimiyle Arapça okuma-yazma öğrenir.9-10 yaşlarında babası onu Afşin(Yarpuz) deki aile dostu Ermeni Penes’in yanına verir ve Karaca Ermeni Mektebinde tahsile başlar.

Ermeni okulunda Arapça-Ermenice, Matematik ve Edebiyat öğrenir ve Dinleri inceleme fırsatı bulur.Yıl 1915’e gelindiğinde Osmanlı Tehçir Kanunu gereğince tüm Ermenileri yerlerinde göçürür ve Karaca’nın yanında kaldığı Ermeni ailede bu göç eder ve bir daha haber alınamaz.

Karaca’nın çocukluğunun geçtiği bu Ermeni ailenin evi 1960’lı yıllarda Afşin İlçe Cezaevi olarak kullanılır ve hayatın cilvesine bakın ki, Karaca daha sonra ki yaşamında cezaevine düştüğünde 4-5 ay bu evde mahpus olarak yaşadı.

Ermeni Mektebindeki tahsilinin bitimine doğru 18-20 yaşlarındadır. Okul zamanı Afşin’e gitmekte, yazın boş zamanlarda okuyarak avlanarak vakit geçirmektedir.Karaca Çiftte-çubuk ta çalışmaz rençberlik ona göre değildir.Karaca, 10-12 yıl Ermeni okullarında yaptığı tahsil neticesinde Arapça ve Ermenice’nin yanı sıra Farsça ve Osmanlıca’yı da anadili gibi bilir.Bu dil yeteneği sayesindedir ki, tarih, felsefe ve din üzerine zengin bir okuma-inceleme olanağı bulmuştur.

20 yaşlarına geldiğinde babası Raşo Ağa artık köyün en zengini ve ağası olmuştur. Ama ondan daha çok kendisini oğlu gibi seven dayısı Ali, Karaca’yı evlendirmek isterler çevrede gösterilen kızların hiç birini beğenmez Karaca:”Benim için boy bos, yüz güzelliği, mal varlığı hiç önemli değildir.Yeter ki birbirimizi sevebilelim ve inandığımız yolda birlikte yürüyebilelim. Oysa sizin bana teklif ettiğiniz kızların hepsini tanıyorum ve hepsi de gösterişe, zenginliğe, süze düşkün insanlardır.Ben onlarla mutlu olamam.” Der.

Sonra günlerden bir gün Ali dayısı ona Gürünün Konakpınar köyünde Apo kâ’nın kızından söz eder. Karaca teklifi kabul eder ve kızı görmeye giderler ve Karaca kızı beğenir ve birkaç zorluktan sonra Apo Kâ’nın kızıyla Karaca evlenir ve kızı alıp köyüne döner.

Yaşam bir yandan böyle devam ederken Karaca aile içerisinde evin mali hesaplarını yapar.Alacak verecek defterlerini tutar.Şehirdeki işlerle uğraşır.Ne var ki, babasının çevresi oldukça geniştir; dağda gezen eşkıyalarla yakın ilişkisi vardır, mal çalıp götüren hırsızlar evine uğrarsa onlara yatak-yemek verir mallarını birkaç gün orada gizlemelerine yardımcı olur, zorla kız kaçıran olursa onlara sahiplik eder vs. vs. ... Karaca babasının bu davranışlarını tasnif etmemekte ve babasını bu konudaki düşüncelerini babasına söyler ve babasını uyarmak ister.Babası Karaca'nın sözlerine kızar ve aldırış etmez. Bunun üzerine Karaca baba ocağından ayrılır. Köyde kalacak başka bir ev bulur ve ekmeğini kazanmak için ortakçılık yapmaya başlar ama bu konuda pek becerikli değildir Köylülerin yardımlarıyla o yıl ki geçimini zorlukla temin eder, ama başka yerlerde ekmek kapısı aramak zorunda olduğunu da anlar.

Ertesi yıl Ali dayısının yanında ticaret hayatına atılır. Yanlarında Serkizçayırlı Kıyno(Mustafa Yılmaz) ile Sefil Ali çoban olarak bulunmaktadır. Böylece Karaca'nın hayatında yeni bir dönüm notası başlamış olur. Dürüstlüğü ve güvenilirliği sayesinde kısa sürede herkes tarafından fark edilir ve işinde başarılı olmaya başlar. Halep'e, Erzurum'a kadar geniş bir çevrede ticaret yapar(Koyun sürüsü alıp-satar).

Bu arada Karaca artık araştırmalarını tamamlamış, Karaca yirmi beş yaşında Dayısı Ali'nin etkisiyle Bektaşilik tarikatına girmiştir. Karaca Bektaşilik Tarikatına girmiş olmasına rağmen Dedelere karşı çıkması, onların Peygamber soyundan gelme düzmecelerini belgeleriyle açığa çıkartıp, halk içerisindeki sahte davranışlarını eleştirir. Bektaşilik tarikatını hurafelerden, şekilci davranışlardan arındırmaya başlar ve hayatın gerçeklerine uyan yeni felsefi donanımlarla süsler. Kültürü, bilgisi ve insanlar karşısındaki etkin davranışları onu sevmeyen, ona düşmanlık ve buğz eden insanlarda bile korkuyla karışık, bir saygınlık yaratır. Tarikata girmek demek, elbette, bir Pîr'e bağlanmak demektir; ama Karaca'nın böyle bir Pîr'i olmaz ona Pîr'inin kim olduğu sorulduğunda "Hacı Bektaşı Veli'nin bizzat kendisidir" der. Babasından ayrıldıktan sonra iki kardeşi Cuma ve Memik'te onu izleyerek Abilerinin yanına gelirler. Kendisi ticaretle uğraşırken onlara ev işlerine bakarlar. O yıl Karaca Dayısı Ali'yi kaybeder ve bundan sonraki ticaret hayatına Kıyno ve Ali dayısının oğlu Hasan ile devam eder ve gerçek bir komin hayatı yaşmaya başlarlar. Karaca'nın eşi Bağdat ile Kıyno'nun eşi Goşe bu komin yaşamına uyum sağlarken Hasan'ın eşi uyum sağlayamaz ve ayrılır . Bunun üzerine Hasan Meyrem'le evlenir.Bu üç ailenin aynı evde sürdürdükleri ortak yaşam tam 12 yıl sürer. 12.yılın sonun da Goşe'nin ani ölümüyle bu maddi-manevi ortak yaşam sona erer. Goşe'nin ölümü üzerine geride kalan üç çocuğu(Bağdat, Hüseyin ve Zeynel Abidin) Karaca tarafından evlat edinilir.

Goşe'nin ölümü Karaca için ağır bir darbe olur. 20'li yaşlarda başladığı şiir hayatının "Seyfeti" yada "Heybeti" biçimindeki mahlasını Goşenin ölümü üzerine Melûli olarak değişitirir. Böylece Melûli doğar.

Artık geçmişin acılarının unutulduğu bir sırada büyük oğlu Hüseyin Kimliği bilinen, ama şahit olmadığı için asla ispatlanamayan bir suikaste kurban gider(1958). Bu Melûli için son derece büyük bir acıdır. Bu olay neticesinde ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı Melûli'de 4-5 ay Afşin Cezaevi'nde yattıktan sonra Elbistan'a gönderilir ve orada (2,5)iki buçuk yıl cezaevinde kalır. Çıktıktan sonra eski yaşamına devam eder. Yaşamının ortalarına doğru köyün en zengin kişisi konumuna gelmiştir. Buna rağmen son derece gösterişsiz, sade hatta yoksul denilecek bir giyim-kuşamı vardır. Çocuklarına, eşine, ailesine her türlü harcamayı yapar ama kendisine gelince, "Temiz olsun da, eski olmuş, yeni olmuş ne fark eder" der.

1981 yılında faşist cuntanın doğrudan denetimi altındaki ünlü Kahramanmaraş sorgulamaları sırasında 89 yaşında olmasına rağmen sorgulanmak üzere götürülür ve işkence görür. Buna rağmen 97 yıllık ömründe ne bu olayda ne de başka olaylarda haklı gördüğü hiç bir davasından taviz vermemiştir. Hatta kendisi zor durumdayken bile başkalarını teselli etmiş onlara manevi güç vermiştir.1986 yılında eşi Bağdat'ı kaybeder. Eşinin ölümünden dolayı son derece üzülür ve yıl 1989'a geldiğinde hayata gözlerini yumar.

Ölümünden hemen bir ay önce Arap alfabesiyle kaleme aldığı "Hayatım Yazısı" başlıklı 7(yedi) sayfalık yazısında son sayfayı şöyle bitirir:"Bu gün 97 yaşıma girdim: Gerçek muhabbetim arttı; aklımda batıl güçlere karşısında zerre kadar sarsılmadı" Reşit yaşım bu; hayatım böyle geçti. Ve bütün Ehl-i Beyt dostlarına âhir dünya son nefesine kadar içleri Ehl-i Beyt'in muhabbetiyle dolu yaşamalarını dilerim.Amin-Hayatımın Sonu.97 yıllık bir yaşam böylece sona erer..


..:: 1950'li Yıllara Kadar Yazılan Şiirler::..

..:: Yumuşak Ol İpek Gibi ::..


Yumuşak ol ipek gibi
Diken gibi batan olma
Şol saldırgan köpek gibi
Şuna buna çatan olma

Kardeş gibi herkes ile
Kimseye düşünme hile
Tanrı emreylemiş kula
İçinde kin tutan olma

Hasetten zinadan kaçın
Affedilmez sonra suçun
Bir olsun dışınla için
Ham sofuluk satan olma

Tatlı dilli güleç yüzlü
Temiz kalpli doğru sözlü
Fitne fücur olma gizli
Şeytan yolu tutan olma

Melûli'ye dikkat eyle
Var herkese hürmet eyle
Kâmillere hizmet eyle
Kemâlete atan olma

..:: Yoldaş Bulana Ne Mutlu ::..


Yoldaş bulana ne mutlu
Bahçesindeki gül ile
Hakk'a giden Hak yol ile
Yoldaş bulana ne mutlu

Hak ile batılı bilen
Dost aşkıyla içi dolan
Ölmeden evveli ölen
Yoldaş bulana ne mutlu

Öfkelenip darılmayan
Tamah kıskanç görülmeyen
Yol uzarsa yorulmayan
Yoldaş bulana ne mutlu

Sen ben davasından geçen
Hakikat sofrasını açan
Birlik konup birlik göçen
Yoldaş bulana ne mutlu

Melûli tek dostu gören
Her varlığın dosta veren
İkrarına sadık duran
Yoldaş bulana ne mutlu


..:: Gönül Durmadın Sözünden ::..


Gönül durmadın sözünden
Kaybettin Hakk'ı özünden
Ne kadar hayf oldu sana
Sen Allah'tan kaldın uzak

Girdin sofi kisvesine
Uydun nefsin iğvasına
Senin senden haberin yok
Nefsin sana kurdu tuzak

İnsanlık nedir bilmedin
Bir kâmilden ders almadın
Geçirdin ömrünü boşa
İyi düşün haline bak

Dünya sana göründü hoş
Yedin içtin oldun sarhoş
Çok söyledim ayıkmadın
Gör bak yerin kara toprak

Melûli'm yüksek uçardın
Doğru sözden kaçardın
Ecel kapıyı çevirdi
İşte geldi ruz-i firak


..:: Çaldı Gönlümü Benden ::..


Çaldı gönlümü benden
Bir vefasız lütfu yok
Öyle bir sebiy¹ etti ki
Tasavvur mümkün değil

Tutuşmuş yanar içim
Artıyor günden güne
Kimse bilmez derdimi
Tasabbur mümkün değil

Her an o gül cemale
Çekiğim ah-u nale
Gayrı hiçbir hayale
Tefekkür mümkün değil

Çıksa bedenden ruhum
Durağı gülşen- yâr
Verseler yüz bin cennet
Teşekkür mümkün değil

Melûli'yim şâdlığa
Bu dünyada ümit yok
Bu bozuk talihime
Tuğayyür² mümkün değil



¹ sebiy (Arapça): Savaşta esir alınmış.
² Tağayyür (Arapça): Başkalaşma, Karşıt olma



..:: Yine Geçmez Gönül Senden Güzel Yar ::..


Mihribanım senden kime şikayet
Aşk derdin çekmeye kalmadı takat
Bu dert ile ölüp gitsem nihayet
Yine geçmez gönül senden güzel yar

Esir oldum senin gibi zalime
Aşkın zincirini vurdun koluma
Kâfir olup acımazsan halime
Yine geçmez gönül senden güzel yar

Sızlattın yaremi sem eke eke
Kör olsa gözlerim yaş döke döke
Ölsem bu yarede ah çeke çeke
Yine geçmez gönül senden güzel yar

Aşık maşukuna gezer mi küskün
Attın diyar diyar eyledin sürgün
Hatıra getirip sormadın bir gün
Yine geçmez gönül senden güzel yar

Melûli kulunu bir pula satsan
İnsafı imanı bir yana atsan
Daha böyle yüz bin cefalar etsen
Yine geçmez gönül senden güzel yar


..:: Bağladın Gönlümü Zülfün Teliyle ::..


Bağladın gönlümü zülfün teliyle
Sırrı efsunu bilemedim ben
Sürdürdün böyle yalan dil ile
Elinden gönlümü alamadım ben

Nazını çekerdim gonca gül gibi
Emrini beklerdim köle kul gibi
Sen de beni tuttun bir yad el gibi
Ağlattın her zaman gülemedim ben

Ne idi bilemedim günahım suçum
Dert derdin üstüne doldu bu içim
Yarı yolda kaldı barhanam göçüm
Menzili maksuda varamadım ben

Allah'tan çalınmış bu kadr-i¹ kalem
Duymadı kulağı bir haklı kelâm
Muhabbette mahrum kaldı vesselam
Dikensiz gülünü deremedim ben

Melûli'ne oldun bir kara duman
Ağyar ile güldün gezdin her zaman
Ne zerrece insaf ne zerre iman
Aradım kalbinde bulamadım ben

¹ kard (Arapça): Değer, itibar, rütbe, nicelik derece



..:: 1960'lı Yıllarda Yazılan Şiirler::..


..:: Adını Yazmaya Vefasız Yârin ::..


Adını yazmaya vefasız yârin
Elim kalem tutmaz oldu neyleyim
Çekiyorum gayrı bu ah u zârım
El yanımda yatmaz oldu neyleyim

Bir zaman yüzüme güldü aldattı
Usandı akıbet bir pula sattı
Bu dert ile ömrüm tükendi gitti
Kara günler bitmez oldu neyleyim

Saatim gün yıl geçiyor aylarım
bugün yarın der de gönül eğlerim
Yalvarır Allah'a niyaz eylerim
Sesimi işitmez oldu Neyleyim

Yıkıldı binamın temel direği
Kara bahtım sevindirdi feleği
Ben bilirim gönlümdeki dileği
Tanrı'm kabul etmez oldu neyleyim

Acımadı bu Melûli halime
Düşman gibi zehir kattı balıma
Çok çalıştım o ikrarsız zalime
Doğru yola gitmez oldu neyleyim



..:: Bahçıvan Yok Gül Arama ::..


Bağ bahçeler viran olmuş
Bahçıvan yok gül arama
Evlere baykuşlar dolmuş
İnsan olan kul arama

Sanki Nuh Tufanı gelmiş
Yeryüzüne afet salmış
Her tarafı sular almış
El atacak dal arama

Adı kalmış muhabbetin
Dinleyen yok Hak sohbetin
ister zahir¹ ister batın²
Sevgi değer kul arama


Melûli'm hani bir gerçek?
Var mı bal alacak çiçek?
Yapılan her kuru kepek
Kovanlar boş bal arama



¹ zahir (Arapça): Görünen, dış yüz.
² batın (Arapça): iç yüz, gerçek.



..:: Söyle Dilber Suçum Nedir? ::..


Söyle dilber suçum nedir?
Sana gönül verdiğim mi?
Seni ilah gibi bilip,
Seni candan sevdiğim mi?

Aşık oldum mah¹ yüzüne
Mailem ela gözüne
Söylenen her bir sözüne
Kanıp da inandığım mı?

Va'dına vefa var gibi
Safi lekesiz nur gibi
Allah'a güvenir gibi
Ben sana güvendiğim mi?

Melûli'yim bahtım kara
Ben düştüm garip diyara
Sen gibi gonca nigâra
Bu kadar bağlandığım mı?



¹ mah-meh (Farsça): Gökcismi, ay.



..:: Sevgiye Zeval Yok, Ölmez O, Yaşar ::..


Hakk'ı hakikatini gören sevgidir
İkilik zincirin kıran sevgidir
Canı dost yoluna veren sevgidir
Dünya düşman olsa olmaz pervası

Hakikat sazının teli sevgidir
Birlik bahçesinin gülü sevgidir
Gerçek âşıkların yolu sevgidir
Sevgidir onların Hak rahnuması¹

Sevgiye zeval yok, ölmez o, yaşar
Mertlik kahramanlık kuşağın kuşar
Bütün zorlukları kolayca aşar
Ona bir engelin yoktur manası

Sevgi ikrarını güdene derler
Dost zehrini bal gibi yudana derler
Yorulmadan başa gidene derler
Onun tek duyduğu dostunun sesi

Melûli'm sevginin anlamı çoktur
Hepsin(i) söylemeye zamanın yoktur
Hak görüp hak bilen sevgiler Hak'tır
Bundan başka hiçe çıkar hepsi





¹ rahnuman-rehnuman: Yol gösteren klavuz



..:: 1960'lı Yılların Ortalarında Öğrenci Hareketleriyle Başlayan ve Giderek Toplumsallaşan Devrimci Mücadeleler Sırasında Yazılmış Şiirler ::..




..:: Millet Ayırmayız Hakikatliyiz ::..


Millet ayırmayız hakikatliyiz
Gerçekten ayrılmaz sadakatliyiz
Kötülük etmeyiz adaletliyiz
İsteriz her zaman olsun özgürlük

Sen ben diye bir şey yoktur aradan
Hepimizi bir yaratmış yaradan
Haset, fesat, kavga olmaz buradan
Sevişir severiz, hepimiz birlik

insan yaratıldık, insan ararız
İbadet sormayız iman sorarız
Ne yorulur, ne karşıyı yorarız
Alçak gönüllüyüz, olmaz kibirlik

Muhabbet meyini içenlerdeniz
Hak ile batılı seçenlerdeniz
Şeririn şerrinden kaçanlardanız
Köpekler boğuşmak değildir erlik

Melûli'm aldanmaz her yalan dile
Altını, cevheri denk getirmez pula
Yalancı kalleşi sokmaz bu yola
Bunlara aldanmak, o da bir körlük


..:: Hakikat Şehrinin Pazarı Güzel ::..


Hakikat şehrinin pazarı güzel
Birlik yer içerler her şeyi helal
Birbirine karşı yok ceng ü cidal¹
Ölmeden önc(e) ölür kabre girerler

O pazarın zehri şeker bal olmuş
Çarşısı sokağı yolu gül olmuş
Bey, paşa kalmamış hepsi kul olmuş
O pazarda varlık putun kırarlar

Ne yazık ki o şehrin yolu uzaktır
Yolun her tarafı korkunç tuzaktır
Yoldan çıkmak yolculara yasaktır
Düşmanlar gözetir fırsat ararlar

Bu yola girmeye cesur er gerek
Va'dına vefalı sadık yâr gerek
Dostundan gayrıya gözü kör gerek
Her gün hesap alır hesap sorarlar

Melûli'yim sen sözümü tuta gör
Malı canı o pazara kata gör
Senliği benliği içten ata gör
Ben diyeni o pazardan sürerler




¹ ceng ü cidal (Arapça): Savaş



..:: Neler Geldi Bu Başıma ::..


Neler geldi bu başıma
Hele gel de gör güzel dost
Dert çoğaldı gel karşıma
Dertlerimi sor güzel dost

Görmeyeli hoş didarın¹
Açıldı yareler derin
Söyleyeyim hangi birin
Bak da merhem sür güzel dost

Ayrılık yaremi deşti
Her günlerim bir yıl geçti
Yandı bu ciğerim pişti
Doldur bir su ver güzel dost

İster âlem bana gülsün
Dünya güzel ile dolsun
Demedim mi haram olsun
Senden gayri yâr güzel dost

Takatim yok ah ü vah'a
İstirhamım güzel Şah'a
Ecel gelmeden bir daha
Melûli'ni sar güzel dost



¹ Didar(Farsça): Güzel yüz.




..:: Tazesin Başında Saç Kıvrım Kıvrım ::..


Tazesin başında saç kıvrım kıvrım
Çalış yorulmadan durmadan yavrum
Fakir halk bekliyor bir güzel "Devrim"
Sabırlı ol yürü, tedbirli uğraş

Bileğin kuvvetli yüreğin cesur
Adalet yolunda koyma bir kusur
Sızlaşır bu millet sanki hep esir
Kurtar şu milleti sen yavaş yavaş

Dalgalansın meydanlarda bayrağın
Milletin sesinde olsun kulağın
Göklere yükselsin keskin mızrağın
Kalksın bu karanlık doğsun bir güneş

Özgürlük yaşamın getir bu yurda
yaralara merhem derman ol derde
Haykır aslan gibi çakala kurda
İnsanla insan ol köpekle savaş

Melûli'm der sana olsun selamet
Senin olacaktır zafer nihayet
Yobazın başına kopsun kıyamet
Yıkılsın temeli kalmasın bir taş


25.01.1975
O.Doğu M. Kemal Mah.


..:: 1970-1980-1990'lı Yılların Şiirleri::..


..:: Ne Hacıyız Ne Hocayız ::..


Ne hacıyız, ne hocayız
Ne falcı, ne muskacıyız
Bizler Güruh-u Naci'yiz
Mahşer günü pervamız yok

Kâmil sözü Kur'an'ımız
Hikmet söyler irfanımız
Hakikattir erkânımız
Yalan yanlış foyamız yok

Yasak bize buğz-i haset
Gönlümüz bir ilelebed
Aramıza fitne fesat
Sokan şeytan havamız yok

Övünmeyiz aslımızla
Sevişiriz dostumuzla
Uğraşırız nefsimizle
Kimse ile davamız yok

Melûli'yim Sözümüz bir
Dostumuzla özümüz bir
Yer içeriz nazımız bir
Sen ben diye kavgamız yok



..:: Sonbaharım Geldi Kalmadı Zaman ::..


Sonbaharım geldi kalmadı zaman
Çöktü yollarıma bir kara duman
Elimde tespihim mürvet el aman
Ezkârım¹ bu oldu, başka nem var ki?

Bozuldu gözlerim görmeden kaldı
Çürüdü bedenim çiçeğim soldu
Elimde tutarım tek sabrım kaldı
Medarım² bu oldu, başka nem var ki?

Hakk'ı gördüm kâmillerin özünde
Hisse aldım sohbetinden sözünden
Ayrılmadım ben onların izinden
Şikârım³ bu oldu, başka nem var ki?

Dünyanın zevkini bir yana koydum
Dostun kapısında boynumu eğdim
Her zevke, safaya orada doydum
Öz yâri bu oldu, başka nem var ki?

Melûli'yim içim Dışım Muhabbet
Vadıma vefalı, sözümde sebat
Sönmez bu ateşim ta ilelebet
Hep varım bu oldu, başka nem var ki?



¹ ezkâr (Arapça): Zikirler, anmalar, hatıra getirmeler tespihle belli duaları tekrar etmeler.
² medar (Arapça): Etrafında dönülen nokta.
³ şikâr (Farsça): Av, avlanma.



..:: Gel Bakma Her Yana Güzel ::..


Gel bakma her yana güzel
Âşıkın bir tane güzel
Var sevgim hep sana güzel
Seni görür bu gözlerim

Aşk od'uyla yanık olsam
Uyusam uyanık olsam
Tek tanrıya konuk olsam
Seni görür bu gözlerim

Bana gezmek hür deseler
Var cennete gir deseler
Beğen seç bir yâr deseler
Seni görür bu gözlerim

Güzellik sergisi olsa
Güzeller toplanıp gelse
Herkes sevdiğini alsa
Seni görür bu gözlerim

Hep dünya olsa bir yanda
Tek sen kalsan bir yanda
Melûli'nin gönlü sende
Seni görür bu gözlerim



..:: Dışı Mümin İçi Şeytan'a Benzer ::..


Aldanmayın lafazanın diline
Yoğurur sözünü şeker bal ile
Perde çeker kendi kötü feyline
Dışı mümin, içi Şeytan'a benzer

Kâmilin meclisi ilmi irfandır
Sohbeti Hat sözü gerçek Kur'an'dır
Senlik benlik olmaz hepsi bizdendir
Özü Hak, yüzleri insana benzer

Ölmeyenler bu meclise giremez
Gafletten uyanıp Hakk'ı göremez
İkrar verir ikrarında duramaz
Başı boş yularsız hayvana benzer

Mecazi aşk ile gurur duyanlar
Beş kuruşluk zevk için nefse uyanlar
Helal haram her sofradan yiyenler
Dolaşıp dilenen çingene benzer

Melûli'm sen tanı Hakk'ı, batılı
Ne bağı var, ne bahçesi, ne gülü
Bir pula değişir erkânı yolu
Zorlayıp zinciri kırana¹ benzere

¹ zorlayıp zinciri karan: (halk dilinde): Yük hayvanı.




..:: Şu Fâni Dünyada Yerim Kalmadı ::..


Şu fâni dünyada yerim kalmadı
Dizde derman gözde ferim kalmadı
Sarılıp sevecek yarim kalmadı
Sevmesen de sana çok görmem dostum

Geçti bu ömrümün yazı baharı
Yıkıldı bahçemin suru duvarı
Döküldü kalmadı turuncu narı
Sevmesen de sana çok görmem dostum

Gözlerim yolumu göremez oldu
Dil kimseye cevap veremez oldu
Yüzümün çiçeği sarardı soldu
Sevmesen de sana çok görmem dostum

Bir zaman şirindim şekerden daha
Gül gibi kokardım verirdim reyha
Şimdi işim kaldı ah ile vaha
Sevmesen de sana çok görmem dostum

Melûli'm o güzel günlerim geçti
İyi gün dostlarım uzağa kaçtı
Kalmadı kıymetim bir pula düştü
Sevmesen de sana çok görmem dostum




..:: Tarihleri Saptanamayan Şiirler::..


..:: Sevenle Sevgili Her Bir Haliyle ::..


Sevenle sevgili her bir haliyle
İnancı, ikrarı, gerçek yoluyla
Aşk şarabın hakikatin balıyla
İçenler ölür mü ölmez vallahi

Cesetleri ayrı, ruhlar bir gezer
Hiç kimseye minneti yok, hür gezer
Allah onlar ile birdir, bir gezer
Ruhlarına zeval gelmez vallahi

Onların makamı yüceden yüce
Dost ismin okurlar her gün her gece
Yenilmezler bir kuvvete bir güce
Dünya düşman olsa yılmaz vallahi

Ne hoş bu sevginin demi devranı
Padişahlar olmuş bunun hayranı
Yoğurur bir eder canı cananı
Arada ikilik kalmaz vallahi

Melûli'm bu canlar ne kadar mutlu
Her günleri bayram her günleri kutlu
Acı günleri yok her günü tatlı
Her insana nasip olmaz vallahi


..:: Hüs-ü Surete Meyleden ::..


Hüsn-ü surete meyleden
O âşkın-ı sadık değil
Ona ehli aşktır diyen
Gafletten uyanık değil

Ehli aşk dünyayı görmez
Hiç bir şeye meyli vermez
Cennete koysalar durmaz
Duran gerçek âşık değil

Aşkın muhabbeti rasttır¹
Her sözü sohbeti dosttur
Dostun aşkı ile mesttir
Her an sarhoş ayık değil

Âşık o, sözünden dönmez
Âlem şeytan olsa kanmaz
Uçup daldan dala konmaz
Aşk bir gerçek, fâsih² değil

Melûli'm aşk öğüt tutmaz
Hiç kimseden perva etmez
Aşktan başka yola girmez
Çün aşktan usanık değil



¹ rast (Farsça): Hak, sağ, gerçek, doğru.
² fâsih (Arapça): Bozucu, vazgeçen.



..:: Bilmem Deli Miyim, Bilmem Divane ::..


Bilmem deli miyim, bilmem divane
Neden uyamıyom ben bu zamana
Sanki dünya teslim olmuş Şeytan'a
Bilen yok ki söz nedir ikrar nedir

Bir dost bulunmaz ki derdinden bile
Seninle ağlaya seninle güle
Hak dostluğun kimse almaz bir pula
Bilen yok ki dostluk nedir yar nedir

Tanrı mı emretti pula tapmayı?
Hakk'ı koyup batıl yola sapmayı
Kâr sayarlar üç beş kuruş kapmayı
Bilen yok ki zarar nedir kâr nedir

Birbirine kuzu kurban keserler
Doğrusun söylesen sana küserler
Ene'l-Hak diyeni hemen asarlar
Bilen yok ki Mansur nedir dar nedir

Melûli'm yazmakla bitmez bu dertler
Çekildi aradan cömertler mertler
Meydanda dolaşan namussuz kurtlar
Bilen yok ki namus nedir ar nedir



..:: Gerçeği Görmeyen Olur mu İnsan? ::..


Gerçeği görmeyen olur mu insan?
Görmedi Âdem'i kör oldu Şeytan
Sürüldü dergâhtan etmedi iman
O günden bu güne okunur lanet

İnsan odur kendi suçunu bile
Fitneden fesattan içini sile
Batılı bıraka Hak yola gele
Dola kalp evine aşk-ı muhabbet

İnsanlar ilhamı insandan alır
İnsanı sevmeyen yabanda kalır
Her gizli esrarı insanda bilir
İnsanı kâmildir esrarı hikmet

Bak ne kadar yüce halk olmuş insan
Suretinden suret vermiş o rahman
Girmiş kalb evine eylemiş mekân
Ol sebepten insan kıbleyi hacet

Melûli'm insanlarla bir oldu Allah
Gerçek insanlara Allah eyvallah
Bunu inkâr eden inkârı billah
İşi gücü insanlara adavet¹



¹ adavet (Arapça): Düşmanlık, hınç.



..:: Ruhum Mutlu Oldu Olmadı Beden ::..


Ruhum mutlu oldu olmadı beden
Aradım sebebin bilmedim neden
Ehl-i Beyt ruhumu eylesin şadan
Bundan başka izz-u şeref istemem

Nice dertler çektim ömrüm içinde
Herkes sorumludur kendi suçundan
Dost sevgisi eksilmesin içimden
Bundan başka izz-u şeref istemem

bu dünyaya gelen gider, kim kalır
Bu beden gider yenisi gelir
Ruhum bu inançtan gıdasın alır
Bundan başka izz-u şeref istemem

Dostlar derdime duymasın acı
Beni seven dostlar olsun duacı
Yardımcım olsun ervah-ı naci¹
Bundan başka izz-u şeref istemem

Melûli'm hoşnudun ben bu halimden
Ehl-i Beyt'in zikrin kesmem dilimden
Asla korkum yoktur ruh-i² ölümden
Bundan başka izz-u şeref istemem



¹ ervah-ı naci (Arapça): Kurtulmuş ruhlar.
² ruh-rüh (Farsça): Yüz, Yanak.



..:: I. Baskıda Olmayan Şiirler::..


..:: Sen Bunu Unutma Sakın ::..


Be kardeş insanlık düşün
Cehaletten kurtar başın
Sonu hayaldir her işin
Sen bunu unutma sakın

Sen beni bil, sen tamamsın
Çok mukaddes bir makamsın
Yol gösterici imamsın
Eğri yola gitme sakın

Oynama kendi canınla
Şeytan oynar imanınla
Hak beraberdir seninle
Gafil olup uyma sakın

Öldür nefsin şeytanını
Yükselt insanlık şanını
Affet varsa düşmanını
İçinde kin tutma sakın

Melûli'm zahir batini
Tut bir gece eteğini
Tanı cevheri zatını
Pul değerin satma sakın


..:: Nekasin Olmuşuz Mesnunumuzdur ::..


Bismişah yedi huruf okur yazarım
Sebel mesanımdır hattı nigarım
Sağ satar imiş ruhsari yarım
Nekasin olmuşuz mesnunumuzdur

Veddua ve şemsişanına el hak
Battıkça nuruna söylerim hak hak
Aç gözünü sofu bir iyice bak
Veddin suresi meşhudumuzdur

Kuran'ı samittir vasf-ı zatımız
Kuran'ı nakıttır öz sıfatımız
Âdem'den gayriye yok biatimiz
Secid-i secid-i mescudumuzdur

Müstehiden ayet hadis olmuşuz
Nice kere gidip nice gelmişiz
Sureti asana biat kılmışız
Mabudumuz ma'ruf mahbudumuzdur



..:: Kurudu Yaprağım Düştü Neyleyim ::..


Şu dertli gönlümün bahtı baranı
Bir rûzigâr gibi geçti neyleyim
Meyve veremedi gönül fidanı
Kurudu yaprağım düştü neyleyim

Karlı dağlar gibi karım gitmiyor
Bahar gelip çiçeklerim bitmiyor
Virane bahçemde bülbül ötmüyor
Bozuldu rahatım kaçtı neyleyim

Mecnun etti beni oldum divane
Dünyayı ukbayı koydum bir yana
Tanrı diye taptım ben o canana
Şaşırdı yolumu, şaştım neyleyim

Aşk zinciri hiç bir güçle kırılmaz
Dıştan değil yaram, gözle görülmez
Ne söylesem o yâr bana darılmaz
Çok ağır yaralar açtı neyleyim

Melûli'yem doksan oluyor yaşım
Ayıkmadı gamdan kederden başım
Nuh'un Tufanı'na döndü gözyaşım
Sel oldu, her yana taştı neyleyim


..:: Asla Yabancı Değiliz ::..


Biz medeni Bektaşi'yiz
Halis Türk'ün kardeşiyiz
Bir atanın ırkdaşiyiz
Asla yabancı değiliz

Dilimiz bir dinimiz bir
Şehit düşen kanımız bir
vatandaşız şanımız bir
Arab'ı zenci değiliz

Hoca, Dede gözleri şaş
O Sünni der, o Kızılbaş
Birbirine atarlar taş
O yobaz dinci değliz

Geçer dikilir ön safta
Morfin dolu içli köfte
Bu halka yutturur softa
Biz o yalancı değiliz

Melûli'm bunlar safsata
Bu gidişler hepsi hata
Taparız hep ulu zata
Putçu, sanemci değiliz



..:: Merhaba Ey Aziz Dost'um Merhaba ::..


Murg-i ruyi aşina-yi aşk olan
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba
Uzlet edip feyz-i Hak'tan zevk alan
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba

Azm-i ruh-i mülk-i saadet olan
Ref edip zulmeti hidayet bulan
Fark edip zatının sıfatın bulan
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba

Nişanın aşikâr methe ne gerek
Yüzünden okunu bilcümle ayet
Sen oldun şüphesiz menba-yi hacet
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba

Neslin temiz, soyun sülb'ü Ali'den
Biat-ın var hem erkân-ı veliden
Haber verir remzi reyi celiden
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba

Dua eyle bu Melûli fakire
Düşürür her zaman dostu hatıra
Mazur gör bendeni bakma kusura
Merhaba ey Aziz Dost'um merhaba[/b]




..........Aşk Olsun..........

_________________
Ölümü Dünya'ya Hakikat Gördüm


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 İleti başlığı: Re: Melûli
İletiTarih: Pzr Oca 06, 2008 9:28 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Sal Ekm 03, 2006 2:30 pm
İleti: 677
Konum: Ordu
Aşk olsun
...

_________________
Pervane Gibi Yanmağı İster Deli Gönlüm
Her Şem-i Seher Ah İle Efgandan Usandım

Kuddusi


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Melûli
İletiTarih: Cum Oca 11, 2008 8:48 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Mar 17, 2006 7:58 pm
İleti: 813
Konum: Yurt Dışı
tesekkür ederim ali ...

_________________
Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: