Sistem saati: Cum Tem 25, 2008 8:46 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Kel Hamza (Åženses)
İletiTarih: Çar Kas 08, 2006 9:20 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:16 am
İleti: 1747
Konum: İstanbul
Resim

1904 yılında Urfa’da doÄŸmuÅŸtur. 1942 yılında vefat etmiÅŸtir. TanburacıoÄŸulları’ndandır.
Ses sanatkârı ve bestekârıdır. Müziğe üç telli saz çalarak başlamış, bilahare tambur ve cümbüş
çalmasını öğrenmiştir. Sesi çok dik, temiz ve etkileyicidir. Mukkim Tahir'le aynı dönemlerde yaşamıştır.
Şanlıurfa'da Halkevi sahnesinde ve Anzelha gazinolarında programlar yapmıştır.
Bir müddet de İstanbul sahnelerinde çalışmıştır. Çok temiz giyinen ve modern görünüşlü bir kişiydi.
TaÅŸ plaÄŸa okuduÄŸu eserleri; “Kışlalar dolu bugün”, “AÅŸkın ne derin yaralar açtı ciÄŸerimde”,
“Ne hoÅŸ olur mapushana havası”, “Kız adın Fatma güzel”, “Nazmiyem gel beni yakma”, “Adanalı esmer olur can yakar”,
“Duman duman olmuÅŸ karşıki daÄŸlar”.

Urfa’da son yüzyılda, ilk akla ses sanatçılarından biri Hamza Åženses’tir. Genç yaşında saçı döküldüğü için “Kel Hamza” lakabıyla tanınır, plaklarda ise “Urfalı Hamza Åženses” olarak geçmektedir.

Hamza Åženses , 1904 yıllında Urfa’da, Büyükyol’da bulunan Vali Fuat Caddesi, Hilal Sokak’ta 21 nolu evde doÄŸmuÅŸtur. Lakapları “Hacı Hamolar”dır. Anne tarafından TanburacıoÄŸulları’ndandır. Kürkçülük yapan babasının ismi Mustafa, annesinin ismi ise Zeliha’dır. Ailenin iki çocuÄŸundan biridir. KardeÅŸinin ismi ise İbrahim Halil’dir. Kürkçülük yapmakta olan kardeÅŸi 1968 yılında vefat etmiÅŸtir. “Hanım” isminde dayısı kızı ile evlenmiÅŸtir. EÅŸi Hanım, 1978 yılında vefat etmiÅŸtir. Hayriye, Zeliha ve Türkan isminde üç kızları olmuÅŸtur. kızları Türkan küçük yaÅŸta vefat etmiÅŸtir.

Ses sanatkârı ve bestekâr olan Hamza Åženses, 1939 yılında Urfa’da Nacar Pazarı üstünde bulunan Çardaklı Kahve’den düşerek vefat etmiÅŸtir. Mezarı Bedi-üz zaman Mezarlığı’nda Hızmalı Köprü’nün karşısındadır.

MÜZİK HAYATI

Hamza Şenses, herhangi bir okula gitmemiş, ama meraklı olduğu için okuma yazmayı kendi kendine öğrenmiştir. Genç yaşından itibaren şiirler yazmış ve besteler yapmıştır.

Hamza Åženses’in esas mesleÄŸi keçecilik’tir. Keçecilik yaparken sesi güzel olduÄŸu için kendi kendine türkü hoyrat söylermiÅŸ. Hoyrat okuduÄŸu bir sırada, ustası ve arkadaÅŸları “Hamza, sesin güzel, niye plaÄŸa okumuyorsun?” demiÅŸler. O zamanın Urfa’sında keyf için müzik yapılıyor, para karşılığı çalmak-söylemek, ayıp sayıldığından, Hamza düşünüp taşınıyor, gidip dayılarına durumu anlatıyor. Onlardan müsaade alıyor. Dayıları da “yetimsin, ihtiyacın vardır, sesin de güzel, sen bilirsin” deyince, çeÅŸitli yerlerde okumaya baÅŸlıyor. Halk tarafından sevilip takdir edilmeye baÅŸlanınca plak yapmaya gidiyor. Plağı çıkınca artık ünü Urfa sınırlarını aşıyor ve Urfa dışından da gazinolarda çalışmak üzere teklifler almaya baÅŸlıyor. Böylece vefat ettiÄŸi tarihe kadar gerek Urfa’da, gerekse birçok vilayette çeÅŸitli müzik meclislerine, konserlere katılıyor ve gazinolarda ses sanatkârı olarak çalışıyor.

BaÄŸlama, tambur ve cümbüş çalmasını bilen Hamza Åženses, Urfa’nın ünlü ses sanatkârı Mukım Tahir'le aynı dönemlerde yaÅŸamıştır. Åžanlıurfa'da Çardaklı Kahve ve Aynzeliha Gazinosu’nda programlar yapmıştır. Bir müddet de Diyarbakır, Gaziantep, Adana ve İstanbul sahnelerinde çalışmıştır.

Hamza Åženses, Urfa sıra geceleri, daÄŸ yatıları, asbap gecelerindeki müzik meclislerine katılmış, devrin müzik ustalarıyla meÅŸk etmiÅŸtir. 11 Nisan Urfa’nın düşman iÅŸgalinden kurtuluÅŸu nedeniyle düzenlenen gecelere katılıp radyo programları yapmıştır. Urfa Halkevi müzik grubu ile yıllarca sahneye çıkmış, sayısız konserler vermiÅŸtir.

Hamza Åženses’in altı plak kaydı bulunmaktadır. Adam aÄŸladan oldum, AÅŸkın ne derin yâreler açtı ciÄŸerimde, Diyarbakır bu mudur, Kışlalar doldu bugün , Nere gidim kardaÅŸ nerem var, Ne hoÅŸ olur mahpushane havası,Urfa daÄŸlarında gezdiÄŸim çaÄŸlar gibi türkü ve uzun havalar kaynak kiÅŸi olarak Hamza Åženses’ten derlenerek TRT repertuarına alınmıştır.

Hamza Åženses’in sesi çok güzel olup güçlü ve yanıktır. Bilhassa hoyrat ve gazelleri çok güzel okumuÅŸ ve dinleyenleri etkilemiÅŸtir. Sesi o kadar çok yüksekmiÅŸ ki, gece Urfa Kalesi’nde okuduÄŸunda, 6-7 kilometre mesafedeki Karaköprü’de sesi duyulurmuÅŸ. Plaklara okuduÄŸu uzun havaları, kendine has tavırla okumuÅŸtur. Günümüzde birçok sanatçı bu uzun havaları, Hamza Åženses’in okuduÄŸu ÅŸekilde okumaktadır.

Hamza Åženses; titiz bir insandır, temiz giyinmeyi sever, devamlı başında fötr ÅŸapka, takım elbise giyer, kravat takar. Urfa’nın 1930-40’lı yıllarına göre çok modern giyinen biridir.

Çok kibar ve duygusal biri olan Hamza Åženses, çocuklarına çok düşkündür. Onlarla sohbet etmeyi, ÅŸakalaÅŸmayı, onlara hediye almayı sever. Annesi ile kıra giden kızı Türkan’ın, kayadan düşerek beyin kanaması geçirmesi, yıllarca hasta yatması ve neticede ölümü, Hamza Åženses’e bu nedenle çok tesir etmiÅŸtir. Çok sevdiÄŸi kızının ölümü üzerine ”AÅŸkın ne derin yareler açtı ciÄŸerimde/Bir makbere döndü koca dünya nezerimde” sözleriyle baÅŸlayan uzun havayı bestelemiÅŸtir.

Az sayıda plak yapmış olmasına rağmen sesi ile yurt çapında tanınmış, devrinin en ünlü okuyucularından biridir.

ÇARDAKLI KAHVE’DEN DÜŞÜP ÖLMESİ

Hamza Åženses,1940’lı yıllarda Urfa’nın içkili ve müzikli yeri olan ve Herrane Kedosu’nun iÅŸlettiÄŸi Çardaklı Kahve’de haftanın birkaç günü program yapmaktadır. Programı olmadığı bir gece Hamza’nın evde canı sıkılır. Çalıştığı Çardaklı Kahve’ye gitmek üzere giyinir. Kızı Zeliha’yı yanına çağırır “Kızım ben gidiyorum bir diyeceÄŸin var mı” diye sorar. Boynunu göstererek “Beni buradan öp, beni kokla, baba kokusu buradan gelir” diyerek, kendisi de kızını öper ve evden ayrılır. Çalıştığı yere gelip uygun bir masaya oturur. YiyeceÄŸini içeceÄŸini söyler. Bu sırada baÅŸka masada oturanlar “Hamza biliyoruz izinlisin ama sen olmadan olmuyor. Çık bizim için birkaç eser oku” derler. Hamza da “Madem ısrar ediyorsunuz, çıkıp sizin için bir tane okuyayım” der. Sahneye çıkıp bir türkü okur. Sahneden inerken orada bulunanlardan biri kendisini ısrarla masaya davet eder. O, teÅŸekkür ederek kendi masasına yönelir. ÇaÄŸrılan masaya gitmediÄŸi için o masadakiler kendi arasında tartışmaya baÅŸlar. O masada oturanlardan biri “Bu Hamza da kendini çok beÄŸenmiÅŸ, tenezzül edip masamıza gelmedi” der, öbürü de “Hamza benim arkadaşım, arkadaşıma laf söyleyemezsin” diye cevap verir. Tartışma kavgaya dönüşür. Hamza onların yanına gelip, “Ayıptır, arkadaÅŸsınız, niye kavga ediyorsunuz, yiyin için güzel güzel evinize gidin” der. Mevsim kış ve her taraf karlıdır. Masada oturanlardan biri: “Zaten kavga senin yüzünden çıktı, yürü git”” deyip Hamza’yı iter. Çardaklı Kahve’nin de etrafı ince tel örgü ile kaplıdır. Alkol de almış olan Hamza, itelemenin tesiri ile ince tel örgünün üzerine düşer, tel örgü yıkılır, Hamza, birinci katta bulunan Çardaklı Kahve’den, Nacar Pazarı’nın içine düşer. Düşerken kafası nacarların önünde bulunan kütüğe çarpar. Kahvede bulunanlar Hamza’nın aÅŸağıya düştüğünü görünce kaçarlar. Gece devriyesinde gezmekte olan bekçiler, onu boylu boyunca uzanmış görürler, sarhoÅŸ sanıp, kaldırıp eve getirirler. Annesine ”Bu çok sarhoÅŸ, bunu yatırın” derler. Annesi, oÄŸlunun başını yastığa koyarken eline kan gelir. “OÄŸlumun kafası kırılmış, ne oldu, nerden düştü?” diye sorduÄŸunda, Zaptiyeler “Herrane Kedosu’nun kahvesinden düşmüş” derler. Aradan iki üç saat geçtikten sonra Hamza ayılmaz, bunun üzerine hastaneye götürürler. Hamza kafası üzerine düştüğü için beyin kanaması geçirmiÅŸtir. Onu hemen ameliyata alırlar, fakat kafasındaki darbe ağır olduÄŸu için kurtulamaz ve vefat eder.

TÜRKÜ VE UZUN HAVALARININ HİKÂYESİ

Hamza Åženses hayatı boyunca ayrılık, yokluk, evlat acısı gibi birçok sıkıntılar çekmiÅŸtir. Bu nedenle eserlerinin hemen hepsinin birer hüzünlü hikâyesi vardır. “Kışlalar doldu bugün” ve “Diyarbakır bu mudur” eserlerini ayrılık üzerine, “Urfa daÄŸlarında gezdiÄŸim çaÄŸlar” uzun havasını ise vurulup öldürülen dayısı Ali’nin üstüne, “AÅŸkın ne derin yâreler açtı” uzun havasını çocuk yaÅŸta ölen çok sevdiÄŸi kızı Türkân için, “Adanalı esmer olur yan bakar” türküsünü de Adanalı bir arkadaşının üstüne bestelemiÅŸtir.

“Kışlalar doldu bugün” uzun havasının hikâyesi
Hamza Åženses’in kardeÅŸi İbrahim, Diyarbakır’da askerdir. Eskiden askerlik süresi ÅŸimdiki gibi olmayıp 3-4 yıl sürer, savaÅŸ dönemlerinde daha fazla sürdüğü de olurdu. İşte, Hamza, uzun zamandan beri askerliÄŸini yapmakta olan kardeÅŸi İbrahim’i özlemiÅŸtir. Onu görmek için Diyarbakır’a gider ve kardeÅŸinin askerlik yaptığı tabur’un nizamiyesine varır.. Nizamiyede olan yetkililer “KardeÅŸiniz görevde, görüşmeye çağıramayız” derler. Uzak yoldan geldiÄŸini, birkaç dakika bile olsa kardeÅŸini görmek istediÄŸini söylese de orada bulunanlar ”yasaktır” deyip kabul etmezler. Bunun üzerine tabur komutanıyla görüşmek istediÄŸini söyler, zor bela tabur komutanıyla görüştürülür. Tabur komutanı babacan tavırlı birisidir. Onu iyi karşılar. Bunun üzerine Hamza Åženses, kendini tanıtır. Uzun yoldan geldiÄŸini, kardeÅŸini görmek istediÄŸini söyler. Tabur komutanı da müziÄŸe meraklıdır ve Hamza Åženses’in ismini önceden duymuÅŸtur. Bu nedenle kendisine çay, kahve ikram edip ağırlar. KardeÅŸi İbrahim’i odasına çağırtıp görüştürür.

Görüşme biterken Tabur komutanı Hamza Åženses’e, “Buraya kadar gelmiÅŸken bir gece yapalım” der. O da kabul edince, taburdakilere güzel bir gece yapılır. Hamza Åženses, kardeÅŸi İbrahim’den ayrılmanın üzüntüsü ile o gecede;

Kışlalar doldu bugün
Doldu boşaldı bugün
Gel kardaş görüşelim
Ayrılık oldu bugün
Naçar eliden vah vah yâr yâr

Geceler yârim oldu
Ağlamak kârım oldu
Her dertten yıkılmazdım
Sebebim zalim oldu
Garib eliden vah vah yâr yâr


bestesini yapar ve orada bulunanlara okur. Çok sevilen bu eserini daha sonra plağa okuyarak ölümsüzleştirir.

“Diyarbakır bu mudur” türküsünün hikâyesi
Urfalı Hamza Åženses’in ayrılık üzerine yaktığı en güzel türkülerinden biridir. Hamza Åženses, Urfa’nın meÅŸhur ses sanatkarlarından biridir. TaÅŸ plak yapınca ünü bütün yurt çapına yayılır. Bunun üzerine esas mesleÄŸi olan keçeciliÄŸi bırakarak, artık ses sanatçılığı ile geçimini temin etmeye baÅŸlar. Urfa’da, Aynzeliha Gazinosu, Çardaklı Kahve gibi müzikli yerlerde çalışır. Zaman zaman da Gaziantep’e, Adana’ya gidip oradaki gazinolarda çalışır. Sık sık gittiÄŸi yerlerden biri de Diyarbakır’dır. Diyarbakırlılar Hamza Åženses’i çok sever. Diyarbakırlı meÅŸhur ses sanatkârı Celal Güzelses de Hamza’nın en yakın arkadaÅŸlarından biridir.

Hamza Åženses, davet üzerine birkaç gün çalışmak üzere Diyarbakır’a gider. Fakat ısrarlı talepler üzerine programını birkaç kez uzatır ve böylece uzunca bir süre Diyarbakır’da kalır.

Birkaç günlüğüne gidip, bir aydan fazla kalan Hamza’dan bir haber alamayan ailesi meraklanır. Babasını çok seven kızı, babasına, hem özlemini hem de endiÅŸesini dile getiren bir mektup yazarak gönderir. Mektubunun sonuna da ÅŸu dörtlüğü yazar “Diyarbekir bu mudur, testi dolu su mudur, gittin ki tez gelesin, tez geldiÄŸin bu mudur”. Hamza Åženses, kızının mektubunu ve sonundaki mısraları okuyunca, içine ayrılık ateÅŸi düşer, eÅŸine ve çocuklarına özlemini mısralara dökerek adeta kızına cevap verir. “Diyarbakır dört köşe, içinde billur ÅŸiÅŸe, Allah sabırlar versin, yarından ayrılmışa” Gurbette ayrılık hasreti ile kızının yazdığı ve kendisinin kızına karşılık yazdığı mısraları beste haline getirip daha sonra plaÄŸa okur. O günden bu güne bu türkü sevilerek söylenmektedir.

Diyarbekir bu mudur elleri kınalı
Desti dolu su mudur gözleri sürmeli
Gittin ki tez gelesin elleri kınalı
Tez geldiğin bu mudur elleri kınalı

Diyarbekir dört köşe elleri kınalı
İçinde billur şişe gözleri sürmeli
Allah sabırlar versin elleri kınalı
Yarinden ayrılmışa gözleri sürmeli


PLAKLAR VE TRT ARŞİVİNDEKİ ESERLER

1. Adanalı esmer olur yan bakar
Plak-Sahibinin Sesi

2. Adam aÄŸladan oldum
TRT THM Rep no:5, Derleyen: Abuzer Akbıyık-Bakır Karadağlı

3. Aşkın ne derin yâreler açtı ciğerimde
Plak-Sahibinin Sesi
TRT THM Rep no: 49 Derleyen: TRT Müzik Dairesi Başkanlığı

4. Aya bak yıldıza bak (Leylam leylam)
Plak-Sahibinin Sesi

5. Ay doğar aşmak ister (Nazmiye Türküsü)
Plak-Sahibinin Sesi

6. Diyarbakır bu mudur
Plak-Sahibinin Sesi-AX2139
TRT THM Rep no: 1761 Derleyen ve Notalayan: Nida Tüfekçi

7. Duman duman olmuş karşıki dağlar
Plak-Sahibinin Sesi

8. Kız adın Fatma güzel
Plak-Sahibinin Sesi

9. Kışlalar doldu bugün (Urfa beşiri hoyratı)
Plak-Sahibinin Sesi-AX2139
TRT THM Rep no: 287 Derleyen: TRT Müzik Dairesi Başkanlığı

10. Mendil bağlarım yandan (Öpmeye de kıyamadım)
Plak-Sahibinin Sesi

11. Nere gidim kardaÅŸ nerem var
TRT THM Rep no: 316 Derleyen: TRT Müzik Dairesi Başkanlığı

12. Ne hoş olur mahpushane havası (Mahpushane Türküsü)
Plak-Sahibinin Sesi
TRT THM Rep no: 312 Derleyen: Bakır Karadağlı

13. Urfa dağlarında gezdiğim çağlar (Urfalı Ali Türküsü)
Plak –Sahibinin Sesi
TRT THM Rep no: 362 Derleyen: Muzaffer Sarısözen

14. Kırmızı gül goncasını
Plak-Sahibinin Sesi

Dipnotlar:
* Åžanlıurfa Nüfus Müdürlüğü’ndeki Kaydı; Adı soyadı: Hamza Åženses, T.C No: 6051401840, Baba adı: Mustafa:, Ana adı: Zeliha, DoÄŸum Yeri ve Tarihi: Urfa-1320, Medeni hali ve Dini: Evli-İslam, Tescil Tarihi: 24/02/1320, Ölümü:01.01.1939.
* Hamza Åženses’in Türkan ismindeki kızı, nüfus kayıtlarında görülmemektedir. Torunu Hamza Ece’nin ifadesine göre Hamza Åženses’in Türkan isminde bir kızları olmuÅŸ, Türkan çocuk yaşında öldüğünden nüfus kayıtlarına geçmemiÅŸtir.
* Nacar Pazarı: Åžanlıurfa’da Akarbaşı mevkii’nde yer alan marangozların bulunduÄŸu çarşı.
* “Kışlalar doldu bugün” ve “Diyarbekir bu mudur” türkülerinin hikayesi Abuzer Akbıyık tarafından, Hamza Åženses’in torunu Hamza Ece’den derlenmiÅŸtir.

_________________
O iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler...

YaÅŸar Kemal


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: