Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 3:34 pm

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Kaygusuz Abdal
İletiTarih: Per Kas 16, 2006 2:15 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:16 am
İleti: 1747
Konum: İstanbul
Resim

Kaygusuz Abdal'ın asıl adı Gaybi'dir.
Hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir:

Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur.
Yaralı geyik kaçar,Gaybi arkasından koşar.
Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer,arkasından avcı da girer;dervişlerden geyiği sorar.
Dervişler görmediklerini söylerler.Çekişme başlar.
Olaya Abdal Musa karışır ve koltuğu altından kanlı oku çıkararak Gaybi'ye gösterir.
Gaybi okunu tanır ve Musa'ya bağlanır.
Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybi, Musa'dan ayrılmaz. Bey,Teke (Antalya) beyine başvurarak oğlunun kurtarılmasını ister.
Teke beyinin gönderdiği ordu Musa'ya yenilir, Gaybi tekkede kalır.

Kırk yıl tekkede Abdal Musa'ya hizmet ettikten sonra şeyhi tarafından Mısır'a gönderilen Kaygusuz Abdal, orada bir tekke kurar. Bu tekke, İslam dünyasında büyük bir ün kazanır ve hastalarla başı dara düşenlerin sığınağı olur. Kaygusuz Mısır'da ölür. Türbesi, Kahire yakınlarında bulunan bir mağaradadır.

Hece ve aruzla şiirler söyleyen Kaygusuz'un nesirle yazılmış eserleri de var.
Aruzla yazılmış şiirleri divanında toplanmıştır.
Hece ile yazdıklarına ise cönklerde ve şiir mecmualarında rastlanıyor.
Nesir eserleri: Budala-name, Mağlataname, Cefriyye-i Kaygusuz ve Esrar-ı huruf adlarını taşıyan kitapçıklardır.
Cefriyye, gelecekte olup bitecek olayları anlatan bir fal kitabıdır. Öbürleri tasavvufla ilgili konuları işler.

Şiirlerinin bir çoğunda Kaygusuz takma adını kullanan ozan , bazı şiirlerinde Serayî adını da kullanır. Kaygusuz adını taşıyan başka şairlerin de bulunması, eserlerinden bazılarının başka bir Kaygusuz'un olabileceği kuşkusunu, doğuruyor.

Kaygusuz Abdal, Bektaşiler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşi uluları arasına girer. Hemen bütün Bektaşi tekkelerinde bulunan ve Kaygusuz'a ait olduğu kabul edilen bir resimde,bir yılan,bir akrep ve bir arslan,ayakları bine yatarak ona boyun eğmiş görünürmüş.

XVIII yüzyıl ressamlarından Levni'nin yaptığı güzel bir Kaygusuz minyatürü vardır.
Kaygusuz, bir eserinde 1397-98 yıllarında doğduğunu söylüyor.
Eserlerinden de anlaşıldığına göre XV .yüzyılda yaşamış olan şair, Anadolu ve Rumeli`nin birçok yerlerini gezmiş ve iyi bir öğrenim görmüştür. Özellikle hece ile yazdığı şiirlerde ve nesirlerinde güzel bir Türkçe kullanır.

Kaygusuz`un tasavvufla ilgili şiirleri yanında tekerlemeleri, şathiyeleri (alaylı, iğneli ve simgeli şiirler) de önemli bir yer tutar. Yunus Emre yolunda yürüyen şair, bu tür şiirlerinde ona daha çok yaklaşır. Ölüm yılı bilinmiyor.

Cemil Yener - Türk Halk Edebiyatı Antolojisi


İsmet Zeki Eyüboğlu'nun "Kaygusuz Abdal" adlı eserinden;

Resim

Kaygusuz Abdal'ın gerçek kişiliğiyle,yaşamıyla ilgili bilgiler yetersizdir ve bir takım söylencelerle karışmıştır.
Bu söylenceler arasından onun gerçek yanını bulup çıkarmak kolay değildir.
Bu konuda en önemli kaynak elimizde bulunan, bir "divan" da toplanan şiirleridir.
Kaynaklarda, bu özgün ozanın Alaîye (Alanya) Beyi'nin oğlu olduğu,gerçek adının Alaeddin Gaybi diye bilindiği ve 1341-1444 yılları arasında yaşadığı söylenir.
Bu bilgilerin kesinliği, açıklığı sözkonusu değildir.

Özellikle ölümünün 1444 yılında olması kolay kolay onaylanabilecek bir sav değildir.
Onun bir şiirinden,Abdal Musa`ya bağlandığı, onunla görüştüğü ve onun önerisi üzerine Mısır'a giderek orada bir Bektaşi Tekkesi açtığı da söylentiler arasındadır.
Bütün bu söylenti niteliği taşıyan bilgilerin aydınlattığı biricik gerçek,böyle bir ozanın bulunduğu,14. yüzyılda yaşadığı ve birtakım etkinlikler gösterdiğidir.

Kimi kaynaklara göre Kaygusuz Abdal,14. yüzyıl sonlarında Mısır'a gitmiş,bir süre Kerbela-Necef dolaylarında gezmiş,hacca uğramış, sonra öldüğü Mısır'a dönmüş ve orada bir mağaraya gömülmüştür.
Bu nedenle ona "mağarada gömülü" anlamında "Abdullah Mağaravi" (mağarada gömülü Tanrı kulu) denmiştir.

Hac dönüşü Şam'a uğramış,orada bir bahçeyi sulamada kullanılan büyük dolabı görmüş,ondan esinlenerek "Dolabname" adlı şiirini yazmıştır.

Bunların hepsi,ozana yakıştırılan,onu söylence ürünleriyle donatan dil ürünleridir.
Gerçek yaşamının saptanmasında etkin belge niteliği taşımaz.
Yine kimi kaynaklara göre Mısır'a gitmeden Filibe,Yanbolu,Manastır,Edirne dolaylarında bulunmuş, düşüncelerini yaymaya çalışmıştır.

Yaşamı yeterince bilinmeyen Kaygusuz Abdal'ın düşüncelerini,adına düzenlenen "divan"ında toplanan şiirlerinin incelenmesinden çıkarmak,anlamak kolaydır.
O, "abdallar" topluluğundandır;bir şiirinde söylediği gibi saçını,sakalını,bıyığını,kaşlarını kestirerek (car-darb) dolaşırmış.Bu işlem abdallık yoluna girmenin özelliklerinden biridir.


Kaygusuz Abdal'ın birkaç şiirinde kadından,birisinde açıkça karısından yakındığı görülür,buna dayanarak iyi bir evlilik geçirmediğini söyleyecek durumda değiliz;alaycı,yerici,güldürücü dili kimi konularda güvenilir bir yargıya varmayı engeller.

_________________
O iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler...

YaÅŸar Kemal


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: