Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 3:27 pm

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: HÜSEYİN (1908-5.3.1953)
İletiTarih: Çar Åžub 27, 2008 9:59 pm 
Editör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 08, 2006 8:36 am
İleti: 620
Konum: İstanbul
HÜSEYİN (1908-5.3.1953)

Asıl adı Hüseyin Karababa. Dişbudak köyünde doğdu. Pengögiller sülalesinden. Hasan’la İnci Hanım’ın oğlu. Üç yaşında iken babasını kaybetti. Annesi ikinci evliliğini yapıp başka bir köye gitti ve orada bir erkek çocuk doğurduktan sonra vefat etti. Hüseyin’i amcası Ali büyüttü. Harhangi bir tahsil görmedi. Hüseyin, on sekiz yaşında Mamoağa köyünden Hüseyin Kâhya’nın Tamam adlı kızıyla evlendi. Arıcılıkla uğraştı. Büyük oğlu Hasan’ın Kore’ye gitmesi kendisini ve hanımı Tamam’ı üzüntüye boğdu. Hatta etrafa Hasan’ın Kore’de öldüğü haberi yayıldı. Bu acıya Tamam Hanım daha fazla dayanamadı ve kırk dört yaşında vefat etti. Cenazesinin kaldırılacağı gün köye oğlunun iki mektubu geldi. Mektuplar okunmadan kefene sarılıp cenazeyle birlikte mezara konuldu. Bütün bunlar Hüseyin’i güçsüz bıraktı. Köyünde vefat etti.

Âşık Hüseyin, saz çalmaya küçük yaşlarda başladı. Dayısı olan Hüseyin, annesi ve babasını kaybettikten sonra, kendisini avutması için bir saz aldı. Sesi güzeldi. O da zamanla iyi saz çalmada ustalaştı ve zamanla şiir söylemeye başladı. Genellikle olaylar ve inancı üzerine şiir söyledi. Şiirleri kendisi tarafından bir deftere kaydedilmişse de bu defter zamanla kayboldu. Bugün, on beş kadar şiiri biliniyor. sayısı Şiirlerinde mahlas olarak adını kullandı. Ancak bazı şiirlerinde mahlasa yer vermedi.

Bibliyografya: Çamşıh-Halk Kültürü Dergisi, S. 1, Ocak 1994, s. 20-23.


ÇAMŞIHI’NDAN ÇIKTIM

Çamşıhı’ndan çıktım kapına geldim
Hacı Bektaş dergâhına varınca
Uzağında değil yakına geldim
Hacı Bektaş dergâhına varınca

Abdal Musa, Balım Sultan gelirler
Hüseyin Abdal’la birlik olurlar
Bizleri de arasına alırlar
Hacı Bektaş dergâhına varınca

On İki İmam’ın sürdük izini
Bir olduk cemlerde gördük yüzünü
Pir Sultan, Veysel’le çaldık sazını
Hacı Bektaş dergâhına varınca

On İki hizmetin birini aldık
Erler evliyalar sırrına erdik
Gönül Hakk’a verdik derine daldık
Hacı Bektaş dergâhına varınca

Âşık HÜSEYİN’im yüzüm sürseydim
Varip huzurunda dara dursaydım
Beni Yaradan’a varıp sorsaydım
Hacı Bektaş dergâhına varınca


ÇARIK
Yeni diktim hevesliyim
Ayağımı sıkma çarık
Hele güle güle giyim
Ayağımı sıkma çarık

Yüzdük seni biz bir tenden
Çok sıkarsın aslın gönden
Başka yok ayrılmam senden
Ayağımı sıkma çarık

Islamıştım uzamıştın
Daha sıkmam söz demiştin
Ne çabuk gözden düştün
Ayağımı sıkma çarık

Sırımınla dikilirsin
Eskir eskir sökülürsün
Kuru günde bükülürsün
Ayağımı sıkma çarık

Yırtılınca çitenirsin
Fakirleri iy’tanırsın
Sen kendini ne sanırsın
Ayağımı sıkma çarık

Bıktır HÜSEYİN’i bıktır
Atsam seni baÅŸka yoktur
Sıktır babam hele sıktır
Ayağımı sıkma çarık


DUT AÄžACI

Ağaç ne yaparsın sence
Büyüyorum ince ince
Hafif de rüzgâr esince
Irgalanır sallanırım

Ağaç ne yapalım sana
Kesip yatırmayın bana
Kıyman zarar vermen bana
Yetişirsem çimlenirim

Özelliğin nedir söyle
Çiçekler açarım böyle
Çeşitli meyvem var öyle
Yağmur alır nemlenirim

Bir dalın kesersek n’olur
Yaprağım sararır solur
Üzüntüm çok büyük olur
Çok sızlanır gamlanırım

Daha cevaplandır sorum
Vatanı yeşil korum
Havayı temizliyorum
Al yeşile güllenirim

Anlat âşık seni dinler
Tam zamanında kesseler
Ben neler olurum neler
İşlendikçe zamlanırım.


KADER

Kaderile muhakemem var benim
Bana edeceÄŸin bu muydu kader
Her nereye gitsem kestin uÄŸrumu
Beni öldürmek mi maksadın kader

Pek şiddetli kement attın eğnime
İnsaf edip hiç bakmadın halime
Adet olsa sen geçersin elime
Valiye hakime düşürmem kader

Zaten ben ağlarım gözlerim yaşlı
Allah evlat verdi hep açık başlı
Ele çuha verdin önü nakışlı
Bize boş ekmeği çok gördün kader

İşimde gücümde kaldım avara
Nerde karnım doysa vatanım ora
Bu yıl ki ekinim hep ara ara
Göğ iken içinden yoldurdun felek

Âşık HÜSEYİN usandım candan
Bir dakka da ben tutsaydım yakandan
Bir keçi verdiler İkiz Osman’dan
Yedirmedin mundar eyledin kader


KORE SAVAÅžI

Beddua etmiÅŸtim hemen mi tuttu
Doğruladı gitti sözüm ok muydu
Dalımı kolumu kırdın söylettin
Kadersiz yaşamak bana çok muydu

Bilmem ki Kore’de işimiz nedir
Kısmetse ekmeği burada yedir
Beni söyletmişsin iyi şey dedir
Başka söyleyecek sözüm yok muydu

Hüseyin Abdal’a havale eyledim
Sağ gidesin sağ gelesin söyledim
Bilmiyom ki ben feleÄŸe neyledim
Bu hallere düşmek bana hak mıydı

HÜSEYİN ABDAL’ım gel beni dinle
Koru Hasan’ımı derdimi anla
Öküzümü alam gelem kurbanla
Yiyen dua etsin herkes tok muydu

Âşık HÜSEYİN’im yoktur tutarım
Çok dertliyim bir odada yatarım
Dertlerime yeni dertler katarım
Çamşıhı’nda benim gibi tek miydi


KAYNAK: Yrd. Doç. Dr. Doğan KAYA

_________________
"Sensiz olmadı"


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: