Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 4:33 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Fikret Kızılok
İletiTarih: Çar Oca 18, 2006 8:24 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Oca 14, 2006 9:57 pm
İleti: 75
Konum: Türkiye
Resim

1946 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Öğrenim hayatına Galatasaray Lisesi’nin ilkokul kısmında baÅŸlar. Müzikle de ilk tanışması burada gerçekleÅŸir. İlk enstrümanı kendisini yaÅŸ gününde armaÄŸan edilen kırmızı bir akordeondur. İlk müzik derslerini sınıf arkadaÅŸlarından birinin klarnetçi olan babasından alır; ilk konserini de bir 23 Nisan’da Taksim Belediye Gazinosu’nda düzenlenen okul müsameresinde verir. Fikret Kızılok ve orkestrası adlı küçük grubun elemanları Kızılok’un sınıf arkadaÅŸlarıdır ve çaldıkları halk türküleri ile alkış alırlar.

Ortaokul ve lise yıllarında bu konserler sürer. Lise yıllarında akordiyonu bırakan Kızılok, eline gitarı alır. Fikret’in o dönemdeki en büyük destekçileri ise alt sınıflarda okuyan Barış Manço ile Timur Selçuk’tur. İşte bu dönemde grubun ismi deÄŸiÅŸir ve Veliahtlar adını alır. Lise yıllarından sonra da bu grupla çalışmayı sürdürür.

Kadıköyde oturan Fikret Kızılok, aynı dönemde arkadaşı olan Cahit Oben ile birlikte yeni bir atılım içine girerler (1964). Yeni bir grup kurarak profesyonel hayata geçmeye karar verirler. Yanlarına bas gitarcı Koray Oktay ve davulcu Erol UlaÅŸtır’ı alırlar; böylece Cahit Oben 4 doÄŸar. Kendilerini “daha ziyade Beatles tipi müzik yapan bir grup” olarak tanımlayan Cahit Oben 4, İlham Gencer’in iÅŸlettiÄŸi Çatı gece kulübünde programlar yapmaya baÅŸlar, bir yandan da mahalle konserlerini sürdürür. Bu arada kendi paralarıyla iki 45’lik plak doldururlar. Bunlardan ilkinde iki yabancı ÅŸarkıyı yorumlarlar: “I Wanna Be Your Man” ve “36 24 36”. İkinci plaklarında daha “kendilerine” dönerler. Plağın ilk yüzünde “Silifke’nin YoÄŸurdu” vardır; diÄŸer yüzü ise bir bestedir: “Hereke”, aynı zamanda Kızılok’un plak olarak yayınlanan ilk bestesidir.

Fikret Kızılok Cahit Oben 4’le çalışmalarını sürdürürken girdiÄŸi dişçilik yüksekokulundaki eÄŸitimini sürdürür. Bir süre sadece okuluyla ilgilenir. Müzikten kopamayacağını anladığında ilk solo plağını doldurur. Dört ÅŸarkılık bir EP’dir bu: “Ay Osman - Colours / Sevgilim-Baby”. Bu plak o yıllarda fazla ses getirmez. Bunun üzerine Kızılok okulunu bitirmeye karar verir. Yine de zaman zaman arkadaÅŸlarının kurduÄŸu ‘Kaygısızlar’la birlikte çalışır, Barış Manço’ya eÅŸlik eder.

Dişçilik Yüksekokulu’nun son sınıfında okurken mahalleden arkadaşı Arda Uskan ile bir yolculuÄŸa çıkar; müzik hayatını tümüyle etkileyecek bir yolculuktur bu. Bu düşünceyle gitarını eline alan Kızılok stüdyoya girer ve Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünü yeni bir düzenlemeyle kayda alır. Bunu bir 45’lik olarak yayınlar. İkinci solo 45’liÄŸidir bu; Fikret Kızılok’un hayatında da önemli bir dönüm noktası... Arka yüzünde sözlerini kendi yazdığı bir halk ÅŸarkısı, “Benim AÅŸkım Beni Geçti” yer alır. O güne dek sürdürdüğü suskunluÄŸu ve bunu bozmasının nedenini de plak kapağında şöyle açıklar: “Piyasa, öylesine Türk benliÄŸinden uzak melodilere kucak açmıştı ki, beni dinlemeyeceklerdi bile. Bugün ise durum büyük bir hızla deÄŸiÅŸiyor. Bu öz benliÄŸimize dönüşte ben de üzerime düşen görevi yapmaya karar verdim...”

“Yumma Gözün Kör Gibi ! YaÄŸmur Olsam”, Kızılok’un asıl çıkışını yaptığı plak olur. Her iki beste de Fikret Kızılok’undur. Plakta, gitar, tumba ve sazın yanında deÄŸiÅŸiklik olsun diye enstrüman olarak tahta ve taÅŸ kullanır Kızılok. Åžarkılar çok beÄŸenilir, plak çok satar ve sanatçı ilk altın plağını alır.

Bu baÅŸarının ardından fazla ara vermeden bir 45’lik daha yapar Kızılok. Ancak bu kez kendisine ait bir ÅŸarkıyla ortaya çıkar: “Söyle Sazım”. Plak kapağında, “Türk geleneklerine uygun 17 perdeli ‘Hüseyni’ düzende üç deÄŸiÅŸik sazın batı anlayışında ve çoksesli olarak kullanıldığı” bir ÅŸarkı olarak tanımlanır bu.

Plağın arka yüzünde Kızılok’un KaracaoÄŸlan’dan bestelediÄŸi “Güzel Ne Güzel OlmuÅŸsun” vardır. Her iki ÅŸarkıda da kendisine Nedim Demirelli eÅŸlik eder. Plak, listelerde de kendisini gösterir ve haftalarca 1 numarada kalmış olan Barış Manço’nun “DaÄŸlar DaÄŸlar”ını devirerek liste başı olur.

1970 yılını bu iki plakla kapatır Fikret Kızılok. Bu plaklar yıl sonunda Hey dergisi tarafından düzenlenen ‘Yılın Müzik Oskarları’ anketinde görülmemiÅŸ bir baÅŸarıya imza atar: “Söyle Sazım”, Yumma Gözün Kör Gibi” ve “Güzel Ne Güzel OlmuÅŸsun”, Barış Manço’nun “DaÄŸlar DaÄŸlar”ının ardından sırasıyla ikinci, üçüncü ve dördüncü olur. Fikret Kızılok da aynı ankette ‘Yılın Erkek Åžarkıcısı’ seçilir.

1970 yılının getirdiÄŸi baÅŸarıların ardından bir süre plak yapmayan sanatçı bu dönemde bir Anadolu turnesine çıkar. Turne sırasında Siverek yolunda donma tehlikesi geçirir; bir kamyon ÅŸoförü tarafından kurtarılır. Bu olayın ardından bir plak yapar ve “Emmo” adlı bestesini bu kamyon ÅŸoförüne ithaf eder. Plağın arka yüzünde Ahmed Arif in ÅŸiiri üzerine bestelediÄŸi “VurulmuÅŸum” adlı ÅŸarkı vardır. Kızılok, 1972’de bu ÅŸarkıyla Bulgaristan’da yapılan Altın Orfe festivaline katılır.

1973 yılında Grafson ÅŸirketiyle anlaÅŸarak yeni bir dizi plak yayınlar. Bu plaklarda yer alan ÅŸarkılar, Kızılok’un yazdığı “Bir Ali Var” adlı oyunun bölümleridir: “Gün Ola Devran Döne”, “Anadolu’yum”, “Leylim Leylim (Kara Tren)”, “KöroÄŸlu DaÄŸları”, “Tutamadım Ellerini” ve “Gözlerinden Bellidir”. Yazılan, ancak bugüne dek sahnelenmeyen bu oyunun ÅŸarkıları baÅŸka sanatçılar tarafından da seslendirilir: “Kime Sormalı”yı Dönüşüm eÅŸliÄŸinde Tansu, “Duyar mısın”ı ise o dönemde ününün doruÄŸunda olan Timur Selçuk yorumlar. Bu arada “KöroÄŸlu DaÄŸları” ÅŸarkısının başında kullandığı gitar, Kızılok müziÄŸinde bir yeniliktir.

Aşık Veysel’in ölümü üzerine kendini tümüyle diÅŸ hekimliÄŸine veren Kızılok 1975’te Tehlikeli Madde adını taşıyan yeni grubuyla uzunca bir Anadolu turnesine çıkana kadar ortalıkta gözükmez. Turnenin ardından İstanbul’da seri konserler verir. Tehlikeli Madde ile folk motiflerinin rock ile harmanlandığı ÅŸarkılar yapar. Giderek folk motiflerinin yerini daha alaturka sesler alır. “Haberin Var mı / Kör Pencere - Ay Battı”, bu dönemin en önemli plağı olarak dikkat çeker. “Kör Pencere”ye baÄŸlı olarak plaÄŸa alınan “Ay Battı” ise, popüler müziÄŸimizin enstrümantal ÅŸarkıları arasında özel bir yere sahiptir. Bu plaktan sonra yapılan “Anadolu’yum 75”, daha önce yayınlanan aynı adlı ÅŸarkıya bir göndermedir.

Son 45’liÄŸi ise Mart 1976’da yayınlanır. Mahzuni Åžerif’ten “Biz Yanarız” ve vazgeçemediÄŸi Veysel’den “Sen Bir Ceylan Olsan” adlı türküleri yorumlar sanatçı bu plağında. Plak eleÅŸtirilir. “Fikret Kızılok’un kendini yenileyeceÄŸi günleri bekliyoruz” gibi ifadeler kullanılır bu eleÅŸtirilerde. Kızılok, bütün bunlar üzerine ortadan kaybolur. Bir yıl sonra, 1977 ortalarında, 1971-’72 yıllarında yaptığı ancak o güne dek yayınlamadığı kimi kayıtları bir albüm olarak piyasaya sürer. “Not Defterimden” adını taşıyan bu albümde Kızılok’un deneysel çalışmaları vardır: Atonal bir altyapı üzerine Nazım Hikmet ÅŸiirini koyar ve kendi deyimiyle “ÅŸarkıcılığı deÄŸil, müzisyenliÄŸi” dener.

Ancak dönemin ‘nazik’ siyasi ortamında bu çalışma fazla ortalarda gözükemez. Plak çıktıktan kısa bir süre sonra toplatılır. (Yeniden yayınlanması ise 1993’ü bulur.) Bu arada VarÅŸova’da bu albümüyle iki ödül alır. Ancak, plağın toplatılması onu etkiler ve Fikret Kızılok, müziÄŸi bıraktığını açıklar. O güne dek 13 altın plak ve çeÅŸitli ödüller alan sanatçı, bundan sonra derin bir sessizliÄŸe gömülür. Buna gerekçe olarak da “hazırladığı yapıtların ticari olmadığı gerekçesiyle plakevleri tarafından geri çevrilmesini” gösterir ve bir daha profesyonel olarak müzik hayatına dönmeyeceÄŸini bildirir.

1980'lerde farklı bir türle döner müziğe Fikret Kızılok. Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Mutlu Torun gibi farklı yönelimlerde, arayışlardaki isimlerle deneyselliğin ön planda olduğu bir tür 'atölye çalışması' yürütülür Çekirdek'te. Kızılok-Ortaçgil ikilisinin 'Pencere Önü Çiçeği' bu dönemin ürünüdür. Kızılok'un yerli folk-lirik tarzından Batılı müzikal-vodvil tavrına geçişinin de göstergesi.

Sonra yine 10 yıllık kesinti. Kızılok'un geniş kitlelerle-piyasayla buluşması ise sözünü ettiğim vodvil tavrının da doruğu, 1995'te yayımlanan 'Demirbaş' albümü. Kültürel, entelektüel, siyasal yergi, dönemin aşınmış 'pop'una karşı alternatif gibidir.

Veda albümü 'Mustafa Kemal-Devrimcinin Güncesi'nde (1998) destansı, lirik bir müzik yaptı. Ama söyleyiş, resitatif-düzdü.

Kızılok 22 Eylül 2001 günü uzun süre çektiği rahatsızlığın neticesi olarak kaldırıldığı hastanede öldü.




Kaynak : http://www.kimkimdir.gen.tr

_________________
"Yedi derviş bir posta oturur, iki hükümdar bir dünyaya sığmazmış ..."


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git:  
 
cron