Sistem saati: Cmt Tem 05, 2008 3:50 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Deli DerviÅŸ(Aşık Feryadi)
İletiTarih: Per Kas 30, 2006 9:18 am 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Per Nis 13, 2006 11:21 am
İleti: 1187
Konum: Konar-Göçer
Yine gam yükünün kervanı gelmiş
Çekemem bu derdi bölek seninle


Deli Derviş (Feryadi), aslen Divriği'nin Ganut köyündendir. Babası göç edip Zoğallı'ya yerleşmiş. Şair Zoğallı'da doğmuş ve asıl adı Yusuf'tur. Hatta ilk zamanlarda şiirlerini Kul Yusuf adı ile söylemiştir. Bektaşidir. Eflatun Cem, Ruhsati'nin hocasıolduğunu söylüyor. Bu doğru olamaz. Çünkü birisi Bektaşi, birisi Nakş-ı bendi. Ruhsati sünni olduğu için Alevilerden pek hoşlanmaz.


Sonra aynen sunları da ekliyor: "Feryadi (Deli Derviş) mahlasını da kullanmış ve sazda çok ileri giderek saza (Deli Derviş Perdesi) diye bir de perde eklemiştir. Bu perde Sivas çevresi sazcılarınca meşhurdur. Bu itibarla gerçekten kudretli bir saz ustası, söz ehli bir halk sanatçısıdır.


Hakkında bilgi verenlerden birisi de Sadettin Nüzhet Ergun'dur. Bektasi-Kızılbaş Alevi ve Nefesleri adlı eserinde diyorki: Bu malumat 1944 yılında Maarif Kütüphanesine gelen ve İsyani mahlası ile tanınan merhum Hasan Elçioğlu'ndan alınmıştır. Elçioğlu 1944 güz aylarında vefat etmiştir.

Halk arasında Deli Derviş adı ile tanınan Feryadi 19'uncu yüzyılın Kızılbaş şairlerindendir. Kuvvetli bir şairdir ve Divriği'de otururdu. Koçgiri'ye tabi Zoğallı'da arazi alarak orada kaldı. Bugün torunları oturmaktadır.Tahminen 1320 (M.S 1904) yılında 80 yaşlarındayken Kangal kazasına tabi Mamaş'ta vefat etti ve mezarı da ordadır.

Yine Ergun, aynı serinin üçüncü cildinde de şunları yazıyor: İsyani küçüklüğünden beri Deli Derviş'e mülaki olup ondan nasip almıştır. Mürşidi Deli Derviş'tir. Şiir söyleme de mürşidi Deli Derviş'ten aldığı müsade üzerine başlamıştır.


Hakkında etraflıca araştırma yapmak amacıyla geçen yıl doğduğu ve öldüğü köylere gittim. Torunları ve onu tanıyan yaşlılarla konuştum ve Zara'nın Zoğallı köyünde 86 yaşındaki Ahmet Dede, Feryadi'yi şöyle anlattı:

Küçüktüm, zor hatırlıyorum. Ne hikmetse peşinden hiç ayrılmazdım. Elindeki deyneğini baston gibi kullanıp dayana dayana gezer dururdu. Uzun boylu, ince yapılı ve akıllı idi. Köylüler ona Derviş Ağa derlerdi. Adı Derviş

falan değildi. Belki çok gezdiği için demişlerdi. Kendisi Sarı Saltıklı'lardandı. Dede idi. Divriği'den Kars'a kadar müritleri vardı. Sık sık buraları dolaşırdı. Kır bir ata binerdi. Çok güzel de saz çalardı. Sazına "Sarı Turna" derdi. Bir gün bir Ermeni şairle karşılaşmış. Kızgınlıkla vurup sazın perdelerini kırmış. Sazı perdesiz de çalmış.

Üç oğlu vardı, en büyüğü Ahmet, ortancılı Hüseyin, küçüğü de Hasan. Büyük oğlu Ahmet Kangal'ın Soğukpınar (Mamaş) köyüne yerleşmiş ve Deli Derviş te son zamanlarını onun yanında geçirmiş ve orada ölmüştür.

Babasının adı Yusuf, annesinin adı Döndü'dür. Şunu da diyeyimki, ona Deli Derviş diyenler yanılıyorlar, o deli değil, Dolu Derviş idi.

Oradan da öldüğü köy olan Soğukpınar'a (Mamaş) gittim. Oğlu Ahmet'in oturduğu evi gezdim. Tek katlı, harapça bir dam. Mezarı köyün karşısındaki tepenin üzerinde ve mezar taşı yoktu. Daha doğrusu mezara benzer bir yönü de kalmamıştı. Bir yığın taş öbek yapılmıştı. Yanı başındaki oğlu Ahmet'in mezarı oldukça düzgündü.

Köyün muhtarı emekli tahsildar Ali Efendi: "Deli Derviş bazan coşar, kendinden geçermiş, epeyce yaşlanınca Zoğallı'da onu rahat bırakmamışlar, başını alıp buraya, oğlunun yanına gelmiş. Neden sonra hatalarını anlamışlar, arkasından davetçi göndermişler ama, o gitmemiş" diyor.

Köyün eski bir nüfus defteri var, oldukça muntazam tutulmuş, burada oğlu Ahmet ile ilgili bilgiler de var. Oradan çıkardığım sonuca göre, Ahmet 1844 doğumlu. Babasının adı Mehmet. Demek ki Deli Derviş (Feryadi) nin adı Mehmet imiş. Diğerleri ise tamamen yakıştırma. Zaten köylüler de: "Adı Derviş değildi, halk öyle söylüyordu" diyorlar. Sonra da şu hususu belirtiyorlar:"İlk mahlası Kul Yusuf'tu, babasının adı Yusuf olduğu için, ben Yusuf'un kuluyum demek istemişti. Git gide bu adı beğenmedi ve Feryadi de karar kıldı."

Ben de aynı düşünceye katılmak isterim. Çevremizdeki cönk ve mecmualarda "Kul Yusuf" ve "Feryadi" mahlası şiirlere rastladım, ama "Deli Derviş" mahlası bir şiire tesadüf etmedim.

Bir şiirinde "yirmidört yaşımdan beri ağlarım" diyor. Ağlarım sözü şiire 24 yaşında başladığını ifade etmekle beraber cezbeye de bu yaşta tutulduğuna işaret olabilir. Belki de deli sıfatı ona bu coşkusundan dolayı verilmiştir.

Şeyh Mehemmet Ağa dünyadan göçtü
Gafil ölüm olduğuna ağlarım
Biçare Veyis'in tebdili şaştı
Gafil ölüm olduğuna ağlarım



Atım gitti menziline ulaştı
Ecel geldi ayağıma dolaştı
Talip muhip koyun gibi meleÅŸti
Gafil ölüm olduğuna ağlarım


Doğum tarihine gelince: Biliyoruz ki köylerde erkek de kız da erken evlendirilir. Şairimizin 20 yaşında iken evlendiği düşünülürse 1824 yılında doğması icap eder. Çünkü büyük oğlu Ahmet'in doğum tarihi 1844'tür. Bu hususu ona yetişen ihtiyarlar da kabul ediyor,"1904'te öldüğü zaman 80 yaşında vardı" diyorlar. Üç beş senelik bir yanılmayı tabi karşılamak gerekir.

Şiirlerinin toplu olduğu bir defter yok. Böyle bir defterin varlığı da söylenmiyor. Ömrü boyunca çalmış, çığırmış, dinletmiş. Bazan bir merakla çalmış, hoşuna giden bir şiiri defterinin bir köşesine not etmiş. İşte elimize geçenler bunlar.

Feryadi için iyi bir saz ustasıydı deniyor. Bugün için isbatına imkan yok ama İyi bir söz ustasıydı deniyor, doğru belgeleri meydanda....


http://www.mamas-koyu.com/

_________________
say'a saygı için
temaÅŸa kafi gelmez
bilmem acep niçin???
bir fikir beyan edilmez


Resim


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: Deli DerviÅŸ(Aşık Feryadi)
İletiTarih: Per Åžub 28, 2008 8:00 am 
Editör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Nis 08, 2006 8:36 am
İleti: 620
Konum: İstanbul
—1—

Efendim derdinden divane oldum
Merhametin yok mu halim sorsana
Garip bülbül gibi dalına kondum
Merhametin yok mu halim sorsana

Efendim kapında kul oldum kaldım
Ben sana kulum sen benim efendim
Yemin edem ben canımdan usandım
Merhametin yok mu halim sorsana

Sizde yardım etmezler mi düşküne
Halin sormazlar mı böyle şaşkına
Şah-ı Merdan Murtaza'nın aşkına
Merhametin yok mu halim sorsana

Deli gönül geze geze yoruldu
Gençlik gitti derman bizden ayrıldı
FERYADÎ'nin kanatları kırıldı
Merhametin yok mu halim sorsana


—2—

Felek canım sunar elden alırsın
Bir ardı tükenmez gamda kalırsın
Namertte dost olma namert olursun
Gel mert isen mert ol merdoÄŸlu merde

Kimler vefa gördü kahbe dehirden
Baykuş viraneyi bekler kahırdan
Dostun sözü acı gelir zehirden
Düşmanın sözleri şeker ezmede

Gafletle gelirse başına bir iş
Varıp sen bir ehl-i kâmile danış
KonuÅŸursan bile merdinen konuÅŸ
Belki düşmeyesin tükenmez derde,

FERYADI bu dünya fani hasılı
Bugün yoksulluktan her gönül paslı
Ölümden zulümden hepisi yaslı
Dolanıp çevrinip gezdiğim yerde


—3—

Bugün gam yükünün tüccarı geldi
Çekemem bu derdi bölek seninle
Seni seven âşık sararıp soldu
Çekemem bu derdi bölek seninle

Yine gam yüküne tüccar ben oldum
Lokman'a yetmeyip çaresiz kaldım
Medet mürvet dedim kapına geldim
Çekemem bu derdi bölek seninle

Seherde okunur Allah-ı Ekber
Duyunca titirer ol Bab-ı Hayber
Selman'ın carına yetişen Hayder
Çekemem bu derdi bölek seninle

Gerçek âşık gafletinden uyanır
Muhammed'in gül rengine boyanır
Ancak bu cefaya Eyüp dayanır
Çekemem bu derdi bölek seninle

Bağımıza gazel düştü güz oldu
Geçti giden günler ömür az oldu
FERYADÎ'nin yareleri yüz oldu
Çekemem bu derdi bölek seninle


—4—

Muhabbet eyledik sadık yâr ile
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre
Müşerref olmuşum hub cemaline
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre

Meydanında türlü bade içilir
Cemalinde Hakk'ın nuru seçilir
Bahçesinde gonca güller açılır
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre

Tuba'ya benzettim selvidir boyu
Güzeldir sohbeti kâmildir huyu
Nesli On’ki imam Ali'dir soyu
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre

Lisanından türlü gevher söyledi
Özü türap enginleri boyladı
Bu gönlümüz gamdan azad eyledi
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre

FERYADÎ'nin çektiği bu aşk odu
Şirin muhabbeti lezzeti tadı
Huda'dandır bir gerçeğin evradı
Ne hoş yerde ıras geldi yâr yâre


—5—

Bu kadar cevr etme aziz sultanım
Ya n'olur insafa gel bazı bazı
Halime rahimsin ruh-i revanım
Bana da keremler kıl bazı bazı

Sen arifsin ne dediÄŸim bilirsin
Yâreli gönlüme merhem olursun
Her dem ciÄŸerime neÅŸter vurursun
Şad eyle gönlümü gül bazı bazı

Gamze-i hançeri sineme salma
Hazer kıl efendim âhımı alma
Çok ise noksanım kusura kalma
Şaşar bildiğinden kul bazı bazı

UÄŸruna koymuÅŸum can ile seri
Hilafım yok candan severim seni
Bunca yıldır esir ettin sen beni
Kadirim kıymetim bil bazı bazı

Dedi ki FERYADI lâübalimsin
Canımın cananı servi dalımsın
Halimden bilmez bir kanlı zalimsin
Perişan gönlümü al bazı bazı


—6—

Kınaman gaziler benim yandığım
Kadir bilmez yâr elinden dertliyim
Aşk ateşi bu sinemi bürüdü
Pervaneyim nâr elinden dertliyim

Uyandım gafletten gözümü açtım
Aşkın kazanında kaynadım piştim
Yavru şahin gibi tuzağa düştüm
Kurtulamam tor elinden dertliyim

Türlü bir dil ile aldattın beni
Aşkın zincirine bağlattın beni
Gül diye dikene dağlattın beni
Can bülbülü nâr elinden dertliyim

Ben de ÅŸu cihana geldim gitmeÄŸe
İkrar verdim ikranmı gütmeğe
Bedestanda bir pazarlık etmeğe
ÅženliÄŸi yok ÅŸar elinden dertliyim

FERYADI çekerim yârin kahrini
Doldur ver içeyim aşkın zehrini
Muhabbete saldım gönül bahrini
Geçti zaman zar elinden dertliyim


—7—

İdiris terzilik icat etmeden
Geçti endazeden boyumuz bizim
Anka yaratmayız Kaf’a gitmeden
Binbir çile çeker soyumuz bizim

Kapı değişemez bizim birimiz
Münkir kırk yıl yusa gitmez kirimiz
Hayatta pâk eder bizi pîrimiz
Murdar ölmemektir kârımız bizim

Bin bir sıramız var başı feslimiz
Cümle çarıklıyız yoktur meslimiz
Güruh-ı Naci'dir bizim aslımız
Münkire karışmaz soyumuz bizim

Dünya bize zindan münkire cennet
«Külli men aleyha» buyurdu isbat
Kimsenin hakkında etmeyiz gıybet
Bağlıdır Rıza'ya pây'ımız bizim

FERYADI âlemde bire bağlıyız
Bir de ikrarımız pîre bağlıyız
Nur-ı Ahmet nur-i yâre bağlıyız
Bir derya bulanmaz suyumuz bizim


—8—

Bir dert ehli yok ki derdimi yanam
Derdimi kimlere söyleyim dağlar
Varıp yad ellere demem sırrımı
Çıkam tenhalarda ağlayım dağlar

Çeşmelerim akar akar durulur
Yel vurdukça dumanlarım savrulur
Hangi dala elim atsam kırılır
Kement atıp kolum bağlayım dağlar

Dünyada bulmadım kendime ruşen
Akıl baştan gitti gönül perişan
Bir dert ehli bulam derdim bölüşem
Derdimi sizlere söyleyim dağlar

Derviş FERYADÎ'dir şimdi nişanım
Ecel yollarında daim koşanım
Vallah doğduğuma ben de pişmanım
Felek güldürmedi neyleyim dağlar


—9—

Otlar bitmez viraneler yurdunda
Ne acayip ah eylemez saÄŸlar hey
Kimi şad ü hürrem kendi derdinde
Kimisine firkat gelmiÅŸ aÄŸlar hey

Nice kahramanlar vardı bu hana
Kimisi Åžah oldu gitti zamana
Benim deyü hükmederdi cihana
Hâkle yeksan oldu taht ü tuğlar hey

Bu çarh-ı gerduna kanma dekbazdır
Evveli şadlıktır bahardır yazdır
Âhiri vayvaylı bir ulu sazdır
Veliler nebiler göçtü beğler hey

Türlü cevahirden alıp satardı
Çemeninde lâ'l ü mercan biterdi
Seher vakti andelipler öterdi
Viran ka'lmış bahçelerle bağlar hey

Usandım feleğin âselerinden
Doldurup verdiÄŸi badelerinden
Sefil FERYADI'nin didelerinden
Ab-ı revan gibi yaşlar çağlar hey



Kaynak:
İbrahim Aslanoğlu – Söz Mülkünün Sultanları

_________________
"Sensiz olmadı"


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: