Sistem saati: Çar Tem 09, 2008 4:36 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: DadaloÄŸlu
İletiTarih: Pts Kas 13, 2006 1:11 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:16 am
İleti: 1747
Konum: İstanbul
Resim
Dadaloğlu heykeli;merkez Yüreğir ilçesi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı ile Kozan Caddesi`nin kesiştiği kavşaktadır.

DADALOĞLU ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ
Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.


DadaloÄŸlu, Çukurova’da göçer-konar Türkmen toplulukları arasında yetiÅŸmiÅŸ çağına damgasını vurmuÅŸ bir aşıktır.

Aşık tarzı Türk halk edebiyatında DadaloÄŸlu’nun yerini ve önemini belirleyebilmek için Anadolu’da oluÅŸan Halk edebiyatına kısaca deÄŸinmek yararlı olacaktır.

Öncelikle ozan, aşık kavramlarını açarak DadaloÄŸlu’nun aşık mı ozan mı olduÄŸunu belirlemek gerekir. Osmanlı İmparatorluÄŸu 15.yüzyılda büyük bir kültür birikimine ulaÅŸmıştır. İslamiyetin kabulünden sonra Anadolu’da yaÅŸayan Osmanlı, yeni kültürleriyle birlikte sanat alanında da yeni zevklere yönelmiÅŸtir. Orta Asya’dan Anadolu’ya getirdiÄŸimiz ozan,yeni kültür ve sanat anlayışına cevap veremez olunca kırsal çevrelere çekilmiÅŸtir. Göçebelikten yerleÅŸik hayata geçerek yeni bir toplum düzeninin kurulması, ÅŸehir ve kasabaların oluÅŸumu, toplum içi çatışmaların çoÄŸalması, destan anlatıcısı ozanın yerine aşık tipinin geçmesini hazırlamıştır. Epik ÅŸiir göçebe düzenin ürünü, aşık ÅŸiiri ise yerleÅŸik düzenin ürünüdür.

15.yüzyıldan sonra epik şiir kaybolurken aşık şiiri belirmiştir. Aşık tipi, sosyo-ekonomik koşullar gereği ozanın yerini alır. Aşık yerleşik düzenin koşulları içinde ortaya çıkar. Göçebe toplumdan çeşitli nedenlerle yerleşik düzene geçen aşıklar bireyselleşirler. Epik karakterli şiir yerini lirik, satirik, didaktik karakterli şiire bırakır.

Yeni kültür ve sanat zevkiyle 15.yüzyılda, ozan tipi değişen değerlerle aşağılayıcı bir anlam kazanmaya başlar.

Tekke ÅŸairleri 13.yüzyıldan itibaren kendilerini diÄŸer ÅŸairlerden ayırmak ve ilham kaynaklarının kutsallığını göstermek için aşık adını kullanmaya baÅŸladılar. Dünya nimetlerini dile getirenlere verilen ÅŸair adını kabul etmiyorlardı. Hatta tekke ÅŸairlerinin kendi ÅŸiirlerine ilahi, nefes, deyiÅŸ adını vermelerinin bir nedeni de budur. Aşık adı benimsenince büyük ÅŸehirlerde yetiÅŸen saz ÅŸairleri köy ve aÅŸiret çevrelerinde yetiÅŸen eski ÅŸairlerin kullandıkları ozan adı yerine aşık kelimesini kullanmaya baÅŸladılar. Bunun üzerine Tekke ÅŸairleri Hak aşığı kelimesini kullandılar. Adlarına, pir, sultan, abdal, dede, derviÅŸ gibi kelimeler ekleyerek diÄŸer ÅŸairlerden kendilerini ayırdılar. Ozanların milli olmasına karşın, aşıklar islami öze baÄŸlıdırlar. 19,yüzyılda Çukurova’da yetiÅŸen DadaloÄŸlu’nu aşık olarak niteliyoruz.

DadaloÄŸlu’nda aşık tipinin yanısıra, epik karakterli kavga ÅŸiirlerinde aÅŸiretin ortak duygusunu yansıtan eski ozan tipinin izlerini görüyoruz.

DadaloÄŸlu, Aşık tarzı Türk halk edebiyatı aşıklarındandır. YetiÅŸtiÄŸi çevreye göre de göçebe aşıklar grubuna girer. Göçebe aşıkları diÄŸer aşıklardan ayıran bütün özellikleri DadaloÄŸlu’nda görebiliriz.

Göçebe hayatı, güneyde yaşayan Türkmen aşıklarında kuvvetli izler bırakır. Bu izler aşıkların şehirle ilişkileri az olduğu için kaybolmaz. 19.yüzyıldan sonra Fırka-i İslahiye adlı birliğin bu göçebe zümreleri yerleşik hayata mecbur etmesiyle aşıkların şiirlerinde epik karakter görülür.

Göçebe aşık olarak nitelediÄŸimiz DadaloÄŸlu’nun 19.yüzyıl Türk halk ÅŸiirinde yerini belirleyebilmek için 19.yüzyıl Türk Halk ÅŸiirine kısaca bir göz atmamız yararlı olacaktır.

16.yüzyıldan beri geliÅŸimini sürdüren aşık edebiyatı 19.yüzyılda daha büyük bir önem kazanmıştır. Bir yandan klasik edebiyat içinde mahallileÅŸme akımı artarken, diÄŸer yandan da halk ÅŸiiri klasik edebiyatın etkisine daha fazla girerek halktan ve halk zevkinden uzaklaÅŸma eÄŸilimi göstermeye baÅŸlamıştır. Aşıklar, Gevheri ve Aşık Ömer’in etkisinde kalarak aruz ölçüsünü klasik ÅŸiirin nazım ÅŸekillerini kullanmışlar, heceyle yazdıkları ÅŸiirlerde de Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara çok yer vermiÅŸlerdir. Bütün bu olumsuz etkilere raÄŸmen bunlardan etkilenmeyen arı duru dili ve geleneksel halk ÅŸiirine uygun ÅŸiirleriyle DadaloÄŸlu kendine bu çaÄŸda çok özel bir yer açmıştır.

Bu yüzyılda Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun her tarafında aşıkların sayıları artmış, aşık zümreleri oluÅŸmuÅŸtur. İmparatorluÄŸun parçalanması, politik ve sosyal deÄŸiÅŸiklikler ÅŸiirin konularını etkilemiÅŸtir. Bu etki DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirlerine zorunlu iskana tepki olarak yansımıştır.

Bu yüzyılda Dadaloğlu gibi, halk şiirinin klasik vezinleri, şekilleri, türlerini yaşatanlar olduğu gibi, divan tarzı söyleyişe yaklaşanlar da olmuştur.

DadaloÄŸlu’nun kavga karakterli ÅŸiirlerinde epik karakter ve göçebe Türkmen yörüklerinin günlük yaÅŸantılarının izleri görülür. Tabiat dekoru göçebe ÅŸairlerde çok kuvvetlidir. Göçebe aşıkların ÅŸiirleri, dilleri, anlatımları, mecazları, günlük hayata ait olayları, gerçekçi tabiat anlatımları yönüyle aşıklardan ayrılır. Dil anlatım ve benzetmeler günlük olaylara dayanır. Tabiat güzelliklerine çok yer verilir. Bu ÅŸiirler doÄŸallıkları ve anlatımları yönünden folklor ürünlerine en yakın eserlerdir. Göçebe aşıkların ÅŸiirlerinin bir çoÄŸu gibi DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirleri de bu özelliklerinden dolayı türküye dönüşmüştür.

DadaloÄŸlu, 19,yüzyıl aşıkları içinde konar-göçer Türkmen aÅŸiretlerinin geleneksel dünyasını, törelerini yansıtan ÅŸiirleriyle etkinleÅŸir. DadaloÄŸlu “yiÄŸitlik, soyluluk, dayanışma” gibi göçebe toplumun deÄŸer sistemlerinin deÄŸiÅŸmeye yüz tuttuÄŸu bir çaÄŸda bu deÄŸerleri savunan bir aÅŸiret ÅŸairi olarak öne çıkar. DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirlerinde zorunlu iskanı kabullenmeme ve topraÄŸa baÄŸlı yaÅŸama uyum göstermeme iki önemli olgudur.

1865 yılında Osmanlı Devleti bölgede güvenliÄŸi, idari otoriteyi saÄŸlamak için Türkmenleri zorunlu iskana tabi tutmak üzere DerviÅŸ ve Cevdet PaÅŸaların komutasında Fırka-i İslahiye adıyla bilinen bir askeri güç gönderdi. KozanoÄŸulları ve AvÅŸarlar baÅŸta olmak üzere Türkmenler, zorla topraÄŸa yerleÅŸmeyi kabul etmeyerek ayaklandılar. Ayaklanma kısa sürede bastırıldı. AÅŸiretlerin bir kısmı ovaya, Bir kısmı da İç Anadolu’ya yerleÅŸtirildi. Bundan amaç arazilerin iÅŸlenmesi ve eÅŸkıya gruplarına karşı set görevi görmelerini saÄŸlamaktı. DoÄŸa koÅŸulları nedeniyle merkezi otoritenin beylere karşı yaptırım gücü yoktu. AÅŸiretler Horasan’dan kalma törelerle yönetiliyordu. Zorunlu iskana karşı koymanın altında ovalardaki dizanteri, sıtma ve diÄŸer hastalıkların yaÅŸamı olumsuz etkilemesi ve beyliklerin yüzyıllar boyu sürdürdükleri feodal idare yapısının yıkılmasını kabullenmeme düşüncesi yatıyordu. Zorunlu iskan ve KozanoÄŸlu baÅŸkaldırısı DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirinin temel eksenini oluÅŸturur.

DadaloÄŸlu aÅŸiretler arası kavgaları doÄŸaya baÄŸlı göçebe bir insanın duyarlılığıyla dile getirmiÅŸtir. Osmanlıya karşı feodal beylik düzenini ve soylu aÅŸiret beylerini öven ÅŸiirleriyle, aÅŸiret beylerinin ÅŸairi olur. KozanoÄŸlu ayaklanmasını anlatırken soyluluk ve geleneksel aÅŸiret deÄŸerlerini yüceltir, konar göçerlerin zorunlu iskan sonucu mutsuzluklarını da duyarlı ve içten bir dille anlatır. Zorunlu iskan sonrası yurtlarından sürülen aÅŸiretlerin eski yurtlarına duyduÄŸu özlem sık sık konu edilir. Kavga ÅŸiirlerindeki epik söyleyiÅŸ, iskan sonrası ÅŸiirlerde yerini lirizm ve bazen de duygusal bir içlenmeye bırakır. Aşık “Yaylalarda dem sürmenin vakti geldi, çağı ÅŸimdi.” Dizeleriyle özlemini dile getirir.

DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirlerini konularına göre üç ana baÅŸlıkta toplayabiliriz.

1-Kavga ÅŸiirleri

2-Sevda ÅŸiirleri

3-Yurt güzellemeleri


DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirlerinde iÅŸlediÄŸi konulardan bir kaçını örneklerle verelim.

Dadal’ım sıladan haber ver
Gözümde dağların tüter
Koç Dağı’nda kekik biter
Burcu burcu koktu m’ola?



Bu dörtlükte ova yaşamına alışamamış bir Türkmen aşığının özlemini buluyoruz. Yaşamını doğa ile iç içe sürdüren göçebe şairlerinin şiirlerinde ağaç önemli bir yer tutar.


Ağaçlar burçunu açtı
Kuşlar kılavuzunu seçti
Yolumuz gurbete düştü
Garip düştüm dünden geri



Yiğidin en yakın arkadaşı attır. Kavgasında, sevdasında at yiğidin hep yanında olmuştur. Atlar içinde de kır atın yeri ayrıdır.


Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
DeÄŸdim on beÅŸinde kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli



Dadaloğlu sevdiği Türkmen güzeliyle kır atı bir tutar. Hatta atla birlikte güzelin özelliklerini tek tek anlatır.


Atın beli kısa, boynu uzun
Kuru suratlısı elma gözlüsü
DeÄŸdim on beÅŸime kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli



Evrensel bir duygu olan aşk, aşığımızın da temel konusudur. Aşıkların dilinde aşk, sevgilinin elinden içilen, aşığı kendinden geçiren bir doludur. Dadaloğlu kavuşulmayan güzelin verdiği acıyı şöyle anlatır:


Dostun bahçesinden yad el geçmesin
Kurutur ha nazlı dilber kurutur
Senin sevdan yüreğimde yağ komaz
Eritir ha nazlı dilber eritir



Övülen,üstüne güzellemeler söylenen yalnızca sevgili deÄŸildir. BinboÄŸa Dağı’nın güzellikleri aşığı şöyle etkilemiÅŸtir:


Bereket var toprağında taşında
Kırık kırık eser yelin Binboğa
Seyfilerin döner yanı başında
Faraz avcı ister yerin Binboğa


Dadaloğlum der ki, sen seni tanı
Adam arap ata vermez mi yemi?
Sana derim sana dağlar sultanı
Sana eÅŸ olur mu, Belit, BinboÄŸa


Dadaloğlu yaşadığı yaylayı, gülleri, güzelleriyle şöyle anlatır:


Bizim yaylamız meşeli
Dibinde güller döşeli
Altı top top menekşeli
Kızlar gelir yaylamıza


Yüzyıllarca görkemiyle, gizemiyle insanları büyüleyen daÄŸlar, bazen arkasını yasladığı güvence bazen yurttan, sevgiliden ayıran engeldir. Türkmen’in Osmanlı’ya baÅŸkaldırısında daÄŸlar DadaloÄŸlu’na sığınak, mesken olmuÅŸtur.


Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.


Bu ÅŸiirde DadaloÄŸlu, Anadolu’da baÅŸkaldırı geleneÄŸinin sözcülüğünü üstlenir. Cevdet PaÅŸa’nın “kendilerini Osmanlı addetmeyen eskiden kalma Türkler” olarak nitelediÄŸi Türkmenlerin ve beylerin yanında yer alır.

Bazen Dadaloğlu gurbeti değişik algılar. Halk arasında iki değişik söyleyiş gurbeti şöyle niteler:

1-Bir yiÄŸit gurbete gitse
Gör başına neler gelir

2-Ayrılığı ölüm ile tartarlar
Elli dirhem fazla gelir ayrılık.


Ölümden zor olan ayrılık yazgıda varsa çekilecektir. Gurbetsiz bir aÅŸk düşünmek zordur. Gurbet garipliktir. Gurbetten sılaya yol, çoÄŸu kez hüznü çaÄŸrıştırır. DadaloÄŸlu’nda gurbet gönülden gönüledir.

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeye bir hoşça can gerek


Göç ekonomik ve toplumsal nedenlerle kişilerin yer değiştirmesidir. İskan ise yurdu veya toprağı olmayan kişileri yurtlandırma, toprağa bağlı yaşam için yer vermedir. Göçer yaşam, göçer aşığın yaşam biçimidir. Zorunlu iskan yeni bir yaşam biçimine geçiştir. Uyumsuzlukları, yakınmaları ve özlemleri beraberinde getirir.

Aşağıdan iskan evi geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü ahır zaman mı?


Aşağıda akça çığın ötünce
Katar başı mayaların sökünce
Şahtan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı?


YiÄŸitlik DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirlerinde önemli yer tutar. Kavgadan kaçan yiÄŸit eleÅŸtirilir.

Dadaloğlu dağda her kuş ötmez
YiÄŸitler de derdi baÅŸtan atmaz
Yurdunu yitiren yerde yatmaz
Kavgaya girende baÅŸka hal olur


Kısaca söylemek gerekirse Dadaloğlu, içinde yaşadığı toplumun sözcüsü olmuş, bu toplumun duygu ve düşüncelerini ustalıkla yansıtmış, büyük bir halk şairidir. Ayrıca o, yalın, yabancı kelimelere yer vermeyen sanatlı söyleyiş kaygısından uzak diliyle, göçebe yaşamın doğal söyleyiş biçimiyle, lirizmi yakalayan bir aşıktır.

HAYATI

DadaloÄŸlu, Osmanlı Devleti'nin Anadolu Türkmenlerini iskan politikasına tepki olarak doÄŸmuÅŸ isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir halk ozanıdır. DoÄŸum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan 1785-1868 olarak belirlenmiÅŸtir. BaÅŸka bir deyiÅŸle, DadaloÄŸlu’nun 18.yy’ın son çeyreÄŸinde doÄŸup 19.yy’ın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Güney illerinde dolaÅŸan Türkmen topluluklarından AvÅŸar boyundandır.

YaÅŸamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız DadaloÄŸlu’nun ÅŸiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla deÄŸil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaÅŸmıştır.DadaloÄŸlu Anadolu'nun halk ÅŸiiri geleneÄŸine damgasını vurmuÅŸ bir sanatçıdır aynı zamanda.

Osmanlı Devleti'nin göçebe Türkmen aşiretlerini toprağa yerleştirmek için verdiği uğraş, yer yer baş kaldırılara ve küçük çaplı savaşlara neden olmuştur. Dadaloğlu'nun şiirleri yerleşik yaşama geçmek isteyen Türkmen aşiretlerinin bir çığlığı sözlü bir tarihi sayılır.

Asıl adı Veli. Türkmen-AvÅŸar aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oÄŸlu. Toros daÄŸlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaÅŸayan göçebe Türkmenlerin AvÅŸar boyundan. Az da olsa eÄŸitim aldı. AvÅŸar beylerinden Küçük AlioÄŸlu ile KozanoÄŸlu’nun yanında imamlık, katiplik yaptığı anlatılır ama bu konuda yeterli bilgi yok. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaÅŸadı. Çukurova'yı, Toroslar'ı, Orta Anadolu'yu dolaÅŸtı. Åžiirlerinde göçerlik koÅŸullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aÅŸiret kavgaları ve aÅŸiretlerin Osmanlı Devleti ile savaÅŸlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesi.

Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19'uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan'ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu'nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.

Kalktı göç eyledi Avşar illeri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlu yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice Koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

_________________
O iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler...

YaÅŸar Kemal


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git:  
 
cron