Sistem saati: Pts Tem 07, 2008 4:19 am

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Bekçi Bakır (Yurtsever)
İletiTarih: Çar Kas 08, 2006 9:12 pm 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Tem 21, 2006 10:16 am
İleti: 1747
Konum: İstanbul
Resim

1909 Yılında Urfa’da doÄŸmuÅŸ, 1985 yılında vefat etmiÅŸtir. Musikiye küçük yaÅŸlarda baÅŸlamıştır.
Ustası Pehelin oÄŸlu Ahmet Hafız’dan makamları öğrenmiÅŸtir. Hacı Nuri Hafız’dan da mevlüt okumasını öğrenmiÅŸtir.
30 sene kadar mevlüthanlık yapmıştır. Bekçilik yaptığı için kendisine “Bekçi Bakır” denilmiÅŸtir.
Muzaffer Sarısözen'in hazırladığı “Yurtlar Sesler” programına zaman zaman çaÄŸrılmıştır.
Ayrıca Radyoda çeşitli Urfa programlarına katılmıştır. TRT repertuarında derlemeleri yer almaktadır.
Birçok plak yapmıştır.

Bakır Yurtsever, namı diÄŸer “Bekçi Bakır”, kendine has üslubu, güzel ve gür sesi ile şöhreti Urfa sınırlarını aÅŸmış, yörenin en iyi mevlit, gazel ve hoyrat okuyucularındandır. Bu özelliklerinin yanı sıra bestekâr olup Urfa halk müziÄŸinin kaynak kiÅŸisi olarak da bilinmektedir.

1908 yılında Urfa’nın Yusuf PaÅŸa Mahallesi’nde 205 nolu hanede doÄŸmuÅŸtur. Babası ÇolakoÄŸulları’ndan Halil, annesi ise Kısmetler ailesinden Hanım’dır.

Bakır Yurtsever 6 yaşında babasını kaybetmiÅŸ, daha sonraki yıllarda annesi İsrafil isminde biri ile evlenmiÅŸtir. 18 yaşına kadar üvey babasının yanında kalan Bakır Yurtsever, bir süre de üvey babasının Koyun Pazarı’ndaki bakkal dükkânında çalışmıştır. Daha sonra Emniyet Müdürlüğü’nde “bekçilik” yapmaya baÅŸlamıştır. Bekçilik görevini 1932 senesinde asker oluncaya kadar devam ettirmiÅŸtir. Bu meslekten dolayı “Bekçi Bakır” lakabıyla tanınmıştır.

AskerliÄŸini Siirt’te Birinci Piyade Alayı’nın 9. Bölüğü’nde yapmıştır. 1934’ün Nisan ayında teskere alıp geldikten sonra bekçilik görevine Urfa Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 10 sene devam etmiÅŸtir. Sonra Gaziantep’e gitmiÅŸ ve orada da sekiz sene bekçilik yapmıştır. Daha sonra tekrar Urfa’ya dönmüş ve 1940 senesinde gardiyan olmuÅŸtur. Dört sene de gardiyanlık yaparak, Belediye BaÅŸkanı Ömer Alay zamanında, belediyeye geçmiÅŸtir. İki sene de belediye zabıta memuru olarak çalıştıktan sonra, İl YSE Müdürlüğü bünyesine geçmiÅŸ ve orada da yedi sene bekçilik yaptıktan sonra, yaÅŸ haddinden 1975 yılı mart ayında emekli olmuÅŸtur.

YaÅŸadığı ÅŸehri ve yurdunu çok sevdiÄŸinden, soyadı kanunu çıktığında ısrarla “Yurtsever” soyadını seçmiÅŸtir.

Bakır Yurtsever, Rukiye hanımla evli olup altısı kız, dördü erkek on çocuk babasıdır. Çocuklarının isimleri ise Halil, Zeki, Ulviye, İsmet, Zekiye, Osman, Nimet, Hikmet, Yeter ve Mehmet Ramazan’dır.

Dostları ve yakınları Bekçi Bakır’ın zeki ve çok çalışkan; esprili, hoÅŸgörülü, mütevazı, yardımsever ve duygusal biri olduÄŸunu söylemektedirler.

Bekçi Bakır okumaya çok hevesli olmasına rağmen okula gidememiş, bu nedenle çocuklarının okuması için çok gayret sarf etmiştir.

Bekçi Bakır, ilkokulu dışarıdan bitirmiÅŸ olmasına raÄŸmen Arapça, Farsça ve Kürtçe’yi çok iyi bilirdi. Urfa müziÄŸinin bu günlere gelmesinde büyük katkıları olan Bakır Yurtsever 09.06.1985 tarihinde vefat etmiÅŸtir. Åžanlıurfa’da, Bediüzzaman Aile Mezarlığı’na defnedilmiÅŸtir.

MÜZİK HAYATI

Bakır Yurtsever, müziÄŸe küçük yaÅŸlarda baÅŸlamıştır. Ustası Pehel’in oÄŸlu, Pazar Camii müezzini Ahmet Hafız’dır. Ustası iki gözden âmâ olup musikiye vakıf ve her türlü makamı bilen biridir. Bakır Yurtsever Kuran-ı Kerim’i ve bütün makamları bu ustasından öğrenmiÅŸtir. Urfa’nın meÅŸhur gazelhan ve mevlithanı Hacı Nuri Hafız’dan mevlit okumasını öğrenmiÅŸ ve onunla birlikte sekiz sene mevlitlere gitmiÅŸtir. Mevlitlerde Hacı Nuri Hafız’ın zâkirliÄŸini yapmıştır. Daha sonra ustasının müsaadesi ile mevlit okumaya baÅŸlamış ve 30 sene kadar da mevlithanlık yapmıştır.

Urfa’da kışın sıra gecelerine, yazın baÄŸ ve bahçelere, bahar aylarında ise daÄŸ yatısı’na gidilir. Bu yerlerde ustalardan oluÅŸan musiki meclislerinde saatler süren fasıllar geçilir. Bakır Yurtsever de bu musiki meclislerine sık sık katılmıştır. Zamanın meÅŸhur ustaları Damburacı DerviÅŸ, Mukım Tahir, Kel Hamza, Karaköprülü İsmail, Tenekeci Mahmut, Marangoz Halil, Muallim Cevdet Bey gibi usta sanatkârlarla meÅŸk yapmıştır.

Bekçi Bakır, müziÄŸe vakıf biri olup makam ve usule riayet etmeyenlere çok kızardı. Ezan okurken makamı beceremeyen bir müezzin duysa gider, onu uygun bir ÅŸekilde uyarıp örnek verirdi. Bazen ezan okuduÄŸunda birçok insanın duygulanarak aÄŸladığı anlatılmaktadır. Cuma günleri gittiÄŸi camide ezandan önce sela okurdu. Dini yönden de kendisini son derece yetiÅŸtirmiÅŸ olan Bakır Yurtsever, hafızdı. Kuran-ı Kerim’i çok güzel okur ve Türkçe açıklamasını yapardı.

Halk müziÄŸi, sanat müziÄŸi ve tasavvuf müziÄŸini de ileri düzeyde bilirdi. Mani, hoyrat, gazel, türkü, ÅŸarkı ve ilahi repertuarı çok geniÅŸti. Çok güzel def çalar, taraÄŸa sigara kağıdı takarak “mey” sesi çıkarır, okuyuculara eÅŸlik ederdi. Sesini çok iyi kullanabilirdi, taklit yeteneÄŸi vardı, hayvan seslerini ve tanınmış kiÅŸilerin seslerini çok iyi taklit edebilirdi.

Urfa ve yurdun birçok yerinde konser programlarına davet edilirdi. Her yıl 11 Nisan’da Urfa kurtuluÅŸu ile ilgili düzenlenen TRT’nin Radyo programlarına ve Halkevi konserlerine katılırdı.

Bekçi Bakır, Ankara Radyo Evi’nde Muzaffer Sarısözen’in hazırladığı “ Yurttan Sesler” programı ile Diyarbakır Radyosu’nca hazırlanan programlara katılmıştır. Muzaffer Sarısözen, kaynak kiÅŸi olarak Bakır Yurtsever’den Urfa türkülerini derlemiÅŸ ve TRT Türk Halk MüziÄŸi arÅŸivine kazandırmıştır.

1976 yılında da Milli Folklor AraÅŸtırma Dairesi (MİFAD)’nin YaÅŸar Doruk baÅŸkanlığında Åžanlıurfa’da yaptığı derleme çalışmalarında Bekçi Bakır’dan kaynak kiÅŸi olarak derlemeler yapılmıştır. Bu derlemelerin bir kısmı daha sonra “Urfa’dan DerlenmiÅŸ Türküler ve Oyun Havaları” adlı kitapta yayımlanmıştır.

Bekçi Bakır’ın, plak kayıtlarının yanısıra birçok mahalli kasete de ses kayıtları yapılmıştır. Özellikle Abdullah Uyanık tarafından Galeri Müzik Bant Stüdyosu’nda kaydedilen üç kaseti sevenleri tarafından zevkle dinlenmektedir.

En büyük oÄŸlu Halil Yurtsever’in de sesi güzel olup “Fırat köprüsünden” ile “Öt bülbül yar dağıdır” parçalarını 1970 yılında Yakışan Plak’a okumuÅŸtur.

Bekçi Bakır’ın, sesi güzel olduÄŸu kadar, sesinin volümü de yüksek ve tizdir. Bu nedenle konserlerde okurken mikrofon kullanmamıştır. İstanbul’da plak’a okurken, sesinin yüksekliÄŸinden mikrofonun bozulduÄŸu söylenir. Bu nedenle okurken mikrofona doÄŸru deÄŸil, yüzünü ters tarafa döndürüp okuturlarmış.

AraÅŸtırmacı Halil BinbaşıoÄŸlu, Bekçi Bakır’ın sesinin yüksekliÄŸi ile ilgili dinlediÄŸi bir anekdotu şöyle anlatıyor; “Muzaffer Sarısözen, konser vermek üzere gelen Bekçi Bakır ve ekibini dinlerken Bekçi Bakır’ın sesinin yüksekliÄŸi dikkatini çekiyor. Ona “Sen ekipten 5-6 metre arkada dur, sesin diÄŸerlerini bastırıyor. Senin sesinden iyi bir tren düdüğü olur, ben hayatımda böyle yüksek bir ses duymadım” demiÅŸ.

Hoyrat okuma tavrı ve gırtlak naÄŸmeleri “nevi ÅŸahsına münhasır”dır. Okuma tavrı yönünden birçok sanatçıyı etkilemiÅŸtir. İzzet AltınmeÅŸe, Selahattin Alpay, Kubilay DökmetaÅŸ gibi birçok halk müziÄŸi sanatçısı uzun havaları, onun tavrında okumaktadırlar.

Hayatı boyunca yörenin bütün sanatçılarına gerek eser, gerek bilgi yönünden her türlü desteği vermiştir.

Urfa’ya gelen sanatçılar kendisini evinde ziyaret eder, yeni parçalar alır, sesini dinlerdi. Selahattin Alpay, İzzet AltınmeÅŸe, daha önceleri Nurettin DadaloÄŸlu, Ramazan Åženses, Nuri Sesigüzel, Saniye Can bunlardan bir kaçıdır.

Kendisinin derlediği birçok parçayı değişik sanatçılar çeşitli dönemlerde plak veya kasetlerinde okumuşlardır. Mahmut Tuncer, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Selahattin Alpay, İzzet Altınmeşe, Mahsun Kırmızıgül, Nuri Sesigüzel bunlardan ilk akla gelenlerdir.

Bekçi Bakır ustasına hizmet etmeyenlere, eserlerin sözlerini doÄŸru okumayanlara çok kızardı. 1980 yılında Abuzer Akbıyık’ın kendisi ile yaptığı derleme çalışmasında “Åžu anda hoyrat okuyanların birçoÄŸu hoyrat okumasının bilmiyor, makamı bilmiyor, bilene de sormuyor, eline mikrofonu alan sahneye fırlıyor” diyerek, bazı okuyuculara kızgınlığını dile getirmiÅŸtir. Hafızası kuvvetli olduÄŸundan yüzlerce hoyrat sözünü arka arkaya okuyabilen biridir. Yine aynı sohbette “Ben bu yaşımda okuyanlarla yarışa hazırım. Abide’den çıkalım Aynzeliha’ya kadar her adımda bir hoyrat okuyalım, kendine güvenen varsa çıksın” demiÅŸtir.

Bekçi Bakır’ın plakları ve konserleriyle ünü bütün yurt çapında yayılmıştır. Hemen hemen Türkiye’ nin birçok yerini gezerek, o yörenin sanatçılarıyla bir araya gelerek müzik bilgisini ve repertuarını alabildiÄŸince zenginleÅŸtirmiÅŸtir. Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep sık sık davetli olarak gittiÄŸi yerlerdir. Diyarbakırlı Celal Güzelses’le birçok müzik meclisinde bulunmuÅŸtur.

BAKIR YURTSEVER İÇİN SÖYLENENLER

Siirt’te askerliÄŸini yaparken, Mustafa Kemal Atatürk sesini dinlemiÅŸtir. Atatürk, Bakır Yurtsever’in uzun hava ve hoyratlarından çok etkilenerek “YaÅŸÅŸa, varol Urfalı” diyerek kendisini taltif etmiÅŸtir.

Aşık Veysel’le bir sohbette bir araya gelmiÅŸ, karşılıklı söyleÅŸmiÅŸler; Bakır Yurtsever’in söylediÄŸi parçalardan Aşık Veysel çok duygulanarak gözyaÅŸlarını tutamamıştır.

Bekçi Bakır bir konser sırasında Zeki Müren’le tanışır, sesini dinletir. Onu dinleyen Zeki Müren hayretler içinde kalır. “Bakır amca bu ses bende olsa on tane Zeki Müren ederim” der.

Elazığlı ünlü okuyucu PaÅŸa DemirbaÄŸ, sık sık Elazığ’a gelen ve müzik meclislerine katılan Bekçi Bakır’ı yakından tanımaktadır. PaÅŸa DemirbaÄŸ, Bekçi Bakır için, “böyle bir ses bir daha zor çıkar” demiÅŸtir.

Urfalı gazelhan Yusuf Bilgin; Bekçi Bakır’ı anlatırken; “Sesi çok yüksek ve gırtlak naÄŸmeleri meÅŸhurdu. 1934-35 yıllarında Urfa’da Halkevi vardı ve Mukim Tahir gibi Urfalı meÅŸhur okuyucular her hafta bir konser verirlerdi, Bekçi Bakır da bunlarla birlikte konser verirdi. 25 makamdan gazel ve hoyrat okuyabilirdi, ses tonu çok yüksek olduÄŸu ve makamları iyi bildiÄŸi için en dik ve okunması zor olan parçaları Bekçi Bakır’a okuturlardı” demiÅŸtir.

PLAKLARI VE TRT REPERTUARINA KAZANDIRDIÄžI ESERLER

Bekçi Bakır’ın plak ve diÄŸer ses kayıtlarıyla ilgi TRT, HAGEM, Milli Kütüphane, Kalan Müzik gibi kurum ve kuruluÅŸların ses arÅŸivleri, Halil BinbaşıoÄŸlu’nun ses ve video arÅŸivi, M. Ramazan Yurtsever, Abdullah Uyanık, Mustafa Åžahin, Mehmet Topaç, Abuzer Akbıyık, Münevver Özdemir, Musa Kaldı, Tahir Gümüş’ün ses arÅŸivi ve Kubilay DökmetaÅŸ, Rıfat Kaya’nın plak arÅŸivinden istifade edilerek Bakır Yutsever’in okuduÄŸu parçalar tespit edilmeye çalışılmıştır.

Bekçi Bakır 40 civarında plak yapmıştır . Mahalli bantlarda ise yüzlerce türkü, gazel ve hoyrat okumuştur. Okuduğu eserlerin hangilerinin söz-müzik olarak kendisine ait olduğu, hangilerinin anonim eser olduğunun tespiti çok kapsamlı bir çalışmayı gerektiren konudur. Çeşitli çalışmalara kaynak olması bakımından ulaşabildiğimiz plak kayıtları ve TRT repertuarına dayanarak aşağıdaki listeyi hazırlamış bulunmaktayız.

1980 yılında Abuzer Akbıyık, Bakır Yurtsever’le yaptığı derleme çalışmasında Bekçi Bakır: “Ordumuz gitti MuÅŸ’a dayandı türküsünü okuduÄŸum ilk plağımı 1928 yılında Odeon firmasına yaptım” demiÅŸtir. Böylece Bekçi Bakır’ın ilk plağını 1928 yılında yaptığını öğreniyoruz.

“Buradan bir atlı geçti” uzun havasının hikayesi
Bakır Yurtseveri yurt çapında üne kavuÅŸturan eserlerden biri “Buradan bir atlı geçti” adlı uzun havadır. Söz ve müziÄŸi kendisine ait olan bu eser; çok sevdiÄŸi kızının ölümü ve ardından hanımının hastalığı ile dert üstüne dert eklenen bir babanın çaresizliÄŸinin öyküsüdür.

II. Dünya savaşı yılları, halk büyük sıkıntılar yaÅŸamaktadır. Moral bozukluÄŸu had safhadadır. Bu sıkıntılar yetmezmiÅŸ gibi Bekçi Bakır’ın çok sevdiÄŸi ikinci çocuÄŸu çok hastadır. 8 yaşındaki kız çocuÄŸu ateÅŸli bir hastalığa yakalanmış, gün geçtikçe kötüleÅŸmektedir. Biricik yavrusu gözleri önünde gün be gün erimektedir. Baba ise çaresizdir. Günün ÅŸartlarında yapılan tedaviler sonuç vermez ve biricik kızı vefat eder. Zaten duygusal ve içe dönük bir yapısı vardır Bekçi Bakır’ın. Kızının ölümüne çok üzülür, sonsuz kederlenir. Bu yetmezmiÅŸ gibi hanımı da hastalanır. Artık iç dünyası gittikçe kararmıştır. Ne yapacağını bilemez. Saatlerce kahvehanede oturup düşüncelere dalmaktadır.

Yine böyle bir günde, kahvenin önünde oturmuÅŸ, dalgın dalgın çayını yudumlamaktadır. O sırada yoldan bir atlı geçer. Atın üzerindeki adam çok mahzun biridir. Üstü başı çok periÅŸandır. Kahvede oturmakta olan Bekçi Bakır’ı görünce daha da mahzunlaşır, boynunu büküp gider. Sanki o da anlamıştır Bekçi Bakır’ın içindeki derdini.

Zaten çok üzgün olan Bekçi Bakır, bu birkaç dakikalık olaydan çok etkilenir. AÄŸzından, “ Buradan bir atlı geçti / yarama baktı geçti” uzun havasının sözleri dökülür. Bakır Yurtsever, daha sonra bu eserini plaÄŸa okur. Çok sevilen bu eser, o günden bu güne söylenmektedir.

Bekçi Bakır’ın vasiyeti üzerine, bu uzun havanın ikinci dörtlüğü mezar taşına yazılmıştır.

Buradan bir atlı geçti
Yarama baktı geçti
Tabip yaramı elleme
Yaramın vakti geçti

Kurbanam her gelene
Zülfünden ter gelene
Mezarımı yüce yapın
Yavrularım gele gölgelene...

_________________
O iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler...

YaÅŸar Kemal


Çevrimdışı
 Profile bak  
 
Yeni Sayfa 1
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


 Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz

Git: